Sayın okurlar,
Hemen belirtmek isterim ki, yukarıdaki (zekice düşünülmüş) ince mizah tarafıma ait değildir. Başkan'ın yönetici kadrosu, son derece zeki, işbilir insanlardan oluştuğundan, 31 Aralık günü öğlene doğru böyle duyurular, espriler yapabiliyorlar.
Neyse, umarım ki bu açıklama gerçekten son olur. Günlüğün kesintiye uğraması bir yanda; bozuk bir plak gibi kendini tekrarlayan, imlası ve dili bozuk açıklamaları yayınlamanın sıkıcılığı öbür yanda...
İnsanın -aynı vakurlukla- çalışmalarına devam edesi gelmiyor hani...
Yazılı açıklama şöyle:
Değerli Amerikan Vatandaşlarım,
Irak’ta Mr. President olmam sürecine ilişkin, Birleşmiş Milletler'de (BM), Yüce Babalarımıza karşı açılan davada BM Güvenlik Konseyi bir ara karar alarak oy çokluğu ile (3 üyenin biri benden yana) Irak'ta işgal ve yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Aynı zamanda, Güvenlik Konseyinin bu kararına karşı ‘müdahil’ olmam Pentagon tarafından uygun bulunmuştur. Şimdi, siz sıradan Amerikan vatandaşları olarak bu kararın ne anlama geldiğini anlamazsınız. Durun biz anlatalım. Bu, şu anlama gelir bir üst kuruluşa (Genel Kurula) O 'nunla birlikte ben de şahsen bizzat kendim itiraz hakkımı kullanabileceğim. (Zamir kullanımım nasıl ama? Bu kısmı ben şahsen bizzat kendim yazdım. Grameri o-bu-şu- isimli Japon hocamdan öğrendim!..)
Bu bir ara karardır. Netekim, ara karar nedir? , yasal süreçte sadece bir aşamadır. Bu nedenle, devam edecek olan yasal süreci etkileyecek açıklamalar yapmamam lazımdır. Devam edeceğini bilmemem lazımdır. Bildiğimi size belli etmemem lazımdır.
Birleşik Devletler, demokratik, laik ve özgür bir devlettir. Mühim olan mesele, Amerikanın ve benim çıkarlarıma uygun bir hukuksal sonuç alınmasıdır. Bu sonucun çıkması hususunda, Birleşmiş Milletlerin uluslar arası yasalar temelinde böyle bir karar vermesi yönünde, hukuka güvenimiz ve saygımız tamdır.
Güvenlik Konseyinin aldığı ara karar tamamen ve Irak’ta da Daimi Statülü Başkanlığa geçmemle ilgilidir. Bunu tekrar ettiğimin tamamen farkındayım sevgili Amerikalılar. Ama, daha önce elektronik postada söylediklerimi kağıda dökme olanağını benden esirgemeyin değerli vatandaşlar.
Daha önce sizlere koyu, italik yazılarla defalarca vurguladığım gibi, ABD başkanlarının (Mr.President) ya da eski Başkanlarının (Former Mr.President), başkanlık dönemlerinde işgal ettikleri bölgelerde (Irak) Mr. President olarak görev yapmaları durumu ilk kez dava konusu olmaktadır.
Yine hatırlayacağınız üzere, daha önceki açıklamalarımda da yerli yersiz kullandığım çeşitli ünlem ve de noktaları ardarda sıralayarak (!..), serbest meslek icraatımı bıraktığımı, Senato Yürütme Kurulunun kararıyla Daimi Statüye geçirilmiş olduğumu belirtmiştim!..
Değerli Amerikan Vatandaşım,
Mr. President olduğum, demokrasi ve huzur içindeki Irak ailesi çok kişilik büyük bir ailedir. Güvenlik görevlisinden Başkana kadar her birimizin mensubu olmaktan büyük onur duyduğumuz, Birleşik Demokratik Irak’ın, uluslar arası saygınlığını sürdürebilmesi ve Mr. President ünvanını taşımaya devam edebilmem için bu zorlu süreci birlikte, dayanışma içerisinde aşacağımıza inanıyorum. Özellikle, bizlere yakışır biçimde görevlerimizi ciddiyetle sürdürerek bu süreci aşacağımız kesindir. Lütfen ciddi olunuz, bizlere gülmeyiniz, gülenleri uyarınız. Unutulmaması gereken, camiide hizmette süreklilik şarttır.
Bu bağlamda bilgi kirliliği yaratılmaması ve söylentilerin en aza indirilmesi adına bu sürece yönelik bilgi her aşamada sizlerle paylaşılacaktır. Bu vesileyle belirtmek isterim ki açıklamalarımıza yönelik imla eleştirilerinden ötürü virgül kullanmamaya çalıştığımız bu metinde yeralan cümleleri bir defada okuyabilenler ödüllendirilecektir. Okuduğunu anlayabilen olması beklenmemektedir. Zaten biz de ne yazdığını bilmemekteyiz. General Sekratariat tarafından oluşturulan metinleri dağıtıp duruyoruz. Unutulmaması gereken, kiwide hizmette süreklilik şarttır.
Ne kadar paylaşımcı olduğumuzu böylece ifade ettikten sonra ne kaldı? Kaldı ki sizlerden bu konuyla ilgili her türlü soruya da açığız. Sorun söylemeyelim. Sizi yanlış bilgilendirelim. Kafanızı karıştıralım. Bizim ki zaten çook karışık. İşi gücü olanların çalışmalarına aynı vakurlukla devam etmesini rica ederim. İşsiz güçsüzleri biz zaten Danışman kadrosunda değerlendiriyoruz.
Mr. President
Now and Forever
Korkarım açıklamalara devam edeceğiz... Mutlu Yıllar...
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
31 Aralık 2008 Çarşamba
25 Aralık 2008 Perşembe
Açıklamaların arkası kesilmiyor

Değerli Amerikalılar,
Irak’ta Mr. President olmam konusundaBirleşmiş Milletler (BM) tarafından alındığı iddia edilen karar henüz ülkemize ulaşmamıştır. Bununla birlikte, dün yapmış olduğum basın toplantısı sırasında bütün önlemlere rağmen bir basın mensubu tarafından suratıma doğru fırlatılan (hamdolsun, teğet geçti) ayakkabının balistik incelemesi sırasında, söz konusu kararın fotokopisine ulaşılmıştır. Bu kararın fotokopisi, yakın korumalarım tarafından şahsıma elden verilmiştir. Bu fotokopiden anlaşıldığı üzere, değerli Pennsylvanialılar, BM Güvenlik Konseyi bir ara karar alarak oy çokluğu böyle bir karar vermiştir. Aynı zamanda şahsıma ilişkin başka kararlar da verilmiştir, sevgili Nebraskalılar!
Bu bir ara karardır, değerli New Jerseyliler. Netekim, ara karar nedir sevgili Amerikalılar, yasal süreçte sadece bir aşamadır. Aşamadır sevgili Kuzey ve Güney Dakotalı hemşehrilerilerim! Birleşmiş Milletlerin olumlu ya da olumsuz vereceği karar bizi çok ırgalamayacağını dünkü açıklamamda da belirtmiştim sayın New Hampshirelılar. BM ile devam edecek olan kavgamız hakkında açıklamalar yapmam doğru olmayacaktır, sayın Connecticutlular. Ancak, canımdan çok sevdiğim aziz Birleşik Devletler vatandaşlarına tekrar hitap etmem gereği doğmuştur, sevgili Georgialılar!Birleşmiş Milletlerin vereceği karar, doğrudan doğruya benim ünvanımı etkilemiyor mu, değerli Oregonlular? Güvenlik Konseyinin bu kararına karşı ‘müdahil’ olmam, Pentagon tarafından uygun bulunduğundan, uluslar arası hukuksal çerçevede son nokta konulana kadar, Irak’a Barış, Demokrasi ve Huzur getirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz, sevgili Delawareliler. Yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz, değerli Dalevereciler!
Birleşmiş Milletler, Barış, Demokrasi ve Huzur temeline dayanan bir cemiyettir. Bizim de Irak’ta tesis etmek istediğimiz Barış, Demokrasi ve Huzur değil mi değerli Kuzey ve Güney Carolinalılar? Önemli olan Birleşmiş Milletlerin uluslar arası yasalar temelinde, Amerikanın ve benim çıkarlarıma uygun bir hukuksal sonuç alınmasıdır. Bu sonucun çıkması hususunda, Yüce Babalarımıza olan güvenimiz ve saygımız tamdır, sevgili Yeni Hampshire, Jersey, Mexico, ve dahi Yeni Yorklular!Güvenlik Konseyinin aldığı ara karar tamamen ve Irak’ta da Daimi Statülü Başkanlığa geçmemle ilgilidir, sevgili Rhode Islandlılar!
Hepinizin geçmişteki örneklerden bildiği gibi; Sadece Birleşik Devletler Senatörü olarak Kısmi statüde görev yapmakta iken, Başkan adayı ve Başkan olarak seçilen ve atandıktan sonra Barış ve demokrasi götürmek amacıyla işgal edilmiş bölgelerde de, devamlı statüye geçerek başkanlık görevini sürdüren çok sayıda Başkan olmuştur. Bu başkanlar, başkanlıktaki görev sürelerinin bitse de, kendi başkanlık dönemlerinde fiilen işgal ettikleri bölgedeki hükümranlıklarını sonuna kadar sürdürmüşlerdir! Çok açıktır ki, Uluslar arası hukuk bu duruma hiçbir biçimde müdahil olmamıştır. Bu durum ilk kez Güvenlik Konseyi konusu olmaktadır. Bula bula beni mi buldunuz, iğrenç Dünyalılar!BM Güvenlik Konseyinde bu konu görüşülmeye başladıktan sonra, Nikaragua’da, Papua Yeni Gine’de, Rusya’da da Başkanlık Seçimleri yapılmıştır. Bu seçimde en çok oyu alan kişiler de, tıpkı benim gibi kısmi statüde senatör iken başkan adayı olarak seçimlere katılmıştır.
Daha sonra, seçimi kazanınca Yüce Babalar Makamı’na isimleri sunulmuştur. Yani, bana yapılan uygulama, BM Güvenlik Konseyinde bu konu görüşülmeye başladıktan sonra, Nikaragua’da, Papua Yeni Gine’de, Rusya’da da hatta burada ilk kez açıklıyorum Güney Kutbunda da adaylara da aynen uygulanmıştır, değerli Aaayyyoovalılar! Ağlamak istiyorum!Hepinizin çok iyi bildiği gibi, Irak’ı işgal ettiğmiz günden beri serbest meslek faaliyetimi (Petrol ve Silah – mühimmat işleri felan) terk etmiş gibi yapmaktayım!
Irak’ta da Daimi Statülü Başkanlığa geçme talebim ise Senato Yürütme Kurulunun 3. toplantısında görüşülmüştür. Başkanlık Makamına atandığım tarih itibariyle (İşgal tarihinden itibaren) fiilen ve hukuken, Daimi Statüde Irak Başkanlığına geçirilmiş durumdayım!..
Şimdi, bir de Senato Yürütme Kurulunun toplantı tarihine takılmışlar, sevgili Illinoisliler! Yok efendim Senato Yürütme Kurulu geçmişe yönelik karar almışmış, böyle olurmuymuş? Senato Yürütme Kurulunun belirli aralıklarla ve gündemle toplandığını herkes bilmez mi, sevgili Hawaiililer? Bu kurulun, işgal tarihiyle, karar tarihi arasında onlarca defa toplanmış olması neyi değiştirir? Belki gündemleri çok yoğundu bu kararı görüşemediler! Olamaz mı yani, sevgili Floridalılar? Belki, postada çok gecikme oldu.
Belki biz yazıyı posta güverciniyle gönderdik. Yolda güvercinin başına bir iş geldi. Bunlar son derece olağan şeyler değil mi sevgili oralılar- buralılar? Benim yarı zamanlı Başkanlık yapıp “İşgal edilmiş topraklar olan Irak’ta” sadece zamanımın yarısını ayırdığımı kim ispatlayabilir? Bu iddianın Güvenlik Konseyine taşınmasından sonra, Irak meclisinden eski tarihli bir karar çıkartıp, senato gündemine alınmasının sağlandığı iddiaları bütünüyle gerçek dışıdır! Böyle bir şey yok! Yok böyle bir şey! Aradaki bir aylık gecikmeyi, bu biçimde açıklamak olur mu değerli Nebraskalılar? Hem Senato geriye yönelik karar verdiyse ne olmuş yani, değil mi sayın Lousianalılar? Zamanda yolculuk yaptırıyoruz yine beğenmiyorlar!.. Senatonun 3. toplantı kararıyla fiilen ve hukuken Irak Başkanı olarak devamlı statüde görevimin başındayım. Bu görevi, büyük bir onur ve mutlulukla bütün Irak’lılarla birlikte yürütmekteyim, (daha söylecek şeylerim var diye virgül koyduk ama, General Secratarietat yazmamış!..)Irak’ta da Daimi Statülü Başkan olarak atandığım günden bu yana, büyük bir titizlik ve sorumluluk duygusu ile sürdürdüğüm Mr. President’lık görevime, ömrümün sonuna ya da kanımın son damlasına kadar bu ciddiyetle koltuğuma ve ünvanıma yapışarak devam edeceğim. (Hepimiz birimiz, birimiz Mr. President için sesleri ! Başkan Danışmanları, Başkanın özel doktorları ve yardımcı sağlık personelinden alkışlar)

Her birimizin mensubu olmaktan büyük onur duyduğumuz, Barış, Demokrasi ve Huzur içindeki Irak’ın, uluslar arası saygınlığını sürdürebilmesi ve Mr. President ünvanını taşımaya devam edebilmem için bu zorlu süreci birlik ve dayanışma içerisinde aşacağımıza inanıyorum, sevgili Arkansaslılar!..
Bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de sizleri yalan yanlış bilgilendirmeye devam edeceğim, değerli uzaylılar!
Yours Sincerely,
Mr. President
Now and Forever
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
24 Aralık 2008 Çarşamba
Önemli bir haber için günlük yayınına kısa bir ara veriyoruz
Aşağıda okuyacağınız metin, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un bir basın açıklamasından çeviri olarak nakledilmiştir. Günlükle doğrudan ilgisi olmamakla birlikte, Irak'a en komşu ülkelerden olmamız sebebiyle yayınımıza ara vermeyi uygun bulduk. Açıklamayı, basın toplantısından alınmış fotograflarla birlikte sunuyoruz.
Değerli Amerikan Vatandaşları,
Birleşik Devletler’in düşmanları her gün yeni bir yalan haberi yaymaya çalışmaktadır. Ne yazık ki, bir kısım medya da bu oyuna gelmekte, gerçek Amerika’lıları üzen bu tür haberleri vermekten çekinmemektedir. Demokrasi gereği, bu duruma tahammül etmek zorunda kalsak da, Amerikan değerlerine bağlı vatandaşlarımızın bu medya grubu ve çalışanlarına gerekli dersi vereceklerine inanıyorum.
Birleşik Devletler’in Irak’a demokrasi, hoşgörü ve barış getirme sürecini “işgal” olarak tanımlayan, Irak’ta iktidarı ele geçirmek isteyen güçlerin varlığı herkesçe bilinmektedir. Bu güçlerin hazırladığı yeni bir komplo ile karşı karşıyayız. Amerikalıların birlik ve beraberliğe her zamandan çok ihtiyacı olan bu günlerde “gerçekleri” bir kez daha hatırlatmak gereklidir:
Bildiğiniz gibi Irak’ı işgal (pardon barış getirme) süreci; benim Başkan olarak atanmam ve göreve başlamam ile tamamlanmıştır.
Irak’ta da Daimi Statülü Başkanlığa geçme talebim Senato Yürütme Kurulunun 3. toplantısında görüşülmüş ve Başkanlık Makamına atandığım tarih itibariyle uygun bulunmuştur. İşgal tarihinden itibaren fiilen ve hukuken, Daimi Statüde Irak Başkanı olarak da görev yapmaktayım.
Sadece Birleşik Devletler Senatörü olarak Kısmi statüde görev yapmakta iken, Başkan adayı olan ve Başkan olarak seçilen ve atandıktan sonra Barış ve demokrasi götürmek amacıyla işgal edilmiş bölgelerde de, devamlı statüye geçerek başkanlık görevini sürdüren çok sayıda Amerikan Başkanı olduğunu geçmişteki örneklerden hepimiz bilmekteyiz. Bu başkanlarımızı saygıyla anıyoruz.
Birleşik Devletlerde benim ve benim gibilerin atanmasıyla tamamlanan bütün seçim ve atama süreçlerinin; hukuka ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini bütün gerçek Amerikalılar çok iyi bilmektedir!
Buna rağmen, iktidarı faşizan yöntemlerle ele geçirmeye çalışan bir takım mihraklar Yüce Babalarımıza karşı bir uluslar arası kampanya başlatmışlardır.
Amerikan rüyasına, demokrasi ve barışa karşı yürütülen bu çirkin kampanyada sözde uluslar arası hukuk kurallarını gerekçe göstererek, Irak’ta işgal kuvvetlerinin Amerikan Başkanı olarak bana bağlı olması nedeniyle, Irak Başkanı olamayacağım iddia edilmektedir.
Sayın Senatör Barack Obama’ya Amerika Birleşik Devletler Başkanlığı’nı bırakıyor olmam yetmiyormuş gibi, Irak Başkanlığını da bırakmam istenmektedir. Dolayısıyla, bu sürecin sonunda Mr. President ünvanını tamamen bırakmış olmam istenmektedir. Böyle bir şey olabilir mi muhterem Amerikalılar? Netekim, netekim uluslar arası kuruluşlarla da konuştum, şahsen sordum Böyle bir şey yok! Böyle bir şey yok! Bugün şu saate kadar ülkemize hiçbir belge ulaşmamıştır. Birleşmiş Milletlerin (BM) web sayfasında böyle bir karar metni yoktur.
Buna rağmen, dün CIA, FBI, CTU, Pentagon, MIT tarafından, Mr. Bush (Babam olan değil, ben) düşmanları kaynaklı olduğu tespit edilen bir takım haberler bazı Amerikalılara duyurulmuştur. Sözde, BM tarafından Irak’ta işgalin kınanması ve benim Mr. President ünvanını Irak için de kullanamayacağım yolunda bir tavsiye kararı alınmış! Bugün akşam saatlerinde, Times ve CNN internet sayfalarında son dakika haberi olarak da aynı haberden söz edilmektedir. Tekrar ediyorum, değerli Michiganlılar netekim alındığı iddia edilen söz konusu bu karar BM internet sayfasından arandığında kararla ilgili hiçbir açıklama bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, sevgili Californialılar, BM genel sekreteri bizzat aranmış, bizzat aranmıştır! Kendisi telefona çıkmamış ama BM Genel Sekreter Sekreterinin stajyer sekreteri henüz bu konuda yazılmış ya da yazılmak üzere kendilerine iletilmiş bir kararın bulunmadığı da belirtilmiştir, değerli Missisiplililer.
Buna rağmen, sevgili Alabamalılar, Alabamalılar, sanki böyle bir karar verilmiş, verilen bu karar resmiyet kazanmış gibi basına açıklama yapılması kamuoyu yaratma ve kamuoyunu yanlış bilgilendirme amacını taşımaktadır. Netekim, resmiyet kazanmamış ve gerekçesi bile belli olmayan BM kararının basına açıklanması uluslar arası hukukla bağdaşır mı, değerli Ohiolular? Netekim, bu tutumun Birleşmiş Milletleri yönlendirmek anlamına geldiği açıktır, değil mi sevgili Utahlılar? Bu durum, Birleşmiş Milletlerin tarafsızlığını ve güvenilirliğini de zedelemektedir, sevgili New Jerseyliler! Üstelik, üstelik bu açıklamalar “Demokrasi” söylemiyle gerçekleştirilmiş, bir kısım medya da bu oyuna gelmiştir. Bu durumu esefle karşılıyorum değerli Kansaslılar! Bilindiği gibi,biliindiği gibi işgal bölgelerinde Başkan ataması Senato yetkisindedir. Daha önce defalarca, işgal bölgelerine benim gibiler Başkan olarak atanmıştır, sevgili Montanalılar! Atanmamış mıdır değerli Arizonalılar? Netekim, atama süreci tamamen yasaldır ve Demokrasi söylemiyle hiçbir alakası yoktur, değerli Washingtonlular ve sevgili portakallar! Aslında konuyu yeniden bu yöne çekmek uluslar arası cemiyetleri saptırmaya çalışmaktır, canımdan çok sevdiğim aziizz deri koltuklar!
Bir kısım medyada yeralan, Amerikan karşıtı bu haberlerde Birleşmiş Milletlerin alması gereken karar ve Güvenlik Konseyinin yapması gereken işlem hakkında işlem konusunda, yetki sahibiymişçesine beyanda bulunulmaktadır, sevgili Iowalılar! Netekim, bu husus hukuka ve etik ilkelere tamamen aykırı değil midir değerli Alaskalılar ve de belleri palaskalılar?
Bu durum, netekim Birleşmiş Milletleri de töhmet altında bırakmaktadır değerli Oregonlular. Güvenlik Konseyine ve Amerikanın Yüce Kurucu Babalarına da müdahale anlamına gelmektedir, değerli Nevadalılar, sevgili rangerler!
Birleşmiş Milletlerin olumlu ya da olumsuz vereceği karar bizi çok ırgalamayacağı için, Irak’a Barış, Demokrasi ve Huzur getirme çalışmalarımız devam edecektir, sevgili Lousianalılar. Ordumuzu Irak’tan çıkarmanın hiç de kolay olmadığı çok iyi bilinmesine rağmen, sanki bütün süreç bitmiş ve ordumuz geri çekilmiş gibi kamuoyunu yanıltmaya çalışmak son derece yanlış ve üzücü bir davranış olmuştur, sevgili Kentuckyliler!
Birleşik Devletler, askeriyle, polisiyle, vatandaşlarıyla, başkanıyla büyük bir ailedir, değerli Massachusettsliler ve Virginialılar! Dünyanın sahibi olan Birleşik Devletlerin, bundan böyle basın yayın organlarında işgal kuvvetlerimizin, yeni ülkelerdeki başarılarıyla yer almasını sağlayacağımızı tüm Dünya bilsin değerli Wisconsinliler! Netekim, ordularımızla birlikte barış için çalışacağımıza dair kararlılığımızı bir kez daha iletiyor, saygılar sunuyoruz değerli Texaslılar ve Tommiksliler!
Sincerely Yours,
Mr. President
Now and Forever
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Değerli Amerikan Vatandaşları,Birleşik Devletler’in düşmanları her gün yeni bir yalan haberi yaymaya çalışmaktadır. Ne yazık ki, bir kısım medya da bu oyuna gelmekte, gerçek Amerika’lıları üzen bu tür haberleri vermekten çekinmemektedir. Demokrasi gereği, bu duruma tahammül etmek zorunda kalsak da, Amerikan değerlerine bağlı vatandaşlarımızın bu medya grubu ve çalışanlarına gerekli dersi vereceklerine inanıyorum.
Birleşik Devletler’in Irak’a demokrasi, hoşgörü ve barış getirme sürecini “işgal” olarak tanımlayan, Irak’ta iktidarı ele geçirmek isteyen güçlerin varlığı herkesçe bilinmektedir. Bu güçlerin hazırladığı yeni bir komplo ile karşı karşıyayız. Amerikalıların birlik ve beraberliğe her zamandan çok ihtiyacı olan bu günlerde “gerçekleri” bir kez daha hatırlatmak gereklidir:
Bildiğiniz gibi Irak’ı işgal (pardon barış getirme) süreci; benim Başkan olarak atanmam ve göreve başlamam ile tamamlanmıştır.Irak’ta da Daimi Statülü Başkanlığa geçme talebim Senato Yürütme Kurulunun 3. toplantısında görüşülmüş ve Başkanlık Makamına atandığım tarih itibariyle uygun bulunmuştur. İşgal tarihinden itibaren fiilen ve hukuken, Daimi Statüde Irak Başkanı olarak da görev yapmaktayım.
Sadece Birleşik Devletler Senatörü olarak Kısmi statüde görev yapmakta iken, Başkan adayı olan ve Başkan olarak seçilen ve atandıktan sonra Barış ve demokrasi götürmek amacıyla işgal edilmiş bölgelerde de, devamlı statüye geçerek başkanlık görevini sürdüren çok sayıda Amerikan Başkanı olduğunu geçmişteki örneklerden hepimiz bilmekteyiz. Bu başkanlarımızı saygıyla anıyoruz. Birleşik Devletlerde benim ve benim gibilerin atanmasıyla tamamlanan bütün seçim ve atama süreçlerinin; hukuka ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini bütün gerçek Amerikalılar çok iyi bilmektedir!
Buna rağmen, iktidarı faşizan yöntemlerle ele geçirmeye çalışan bir takım mihraklar Yüce Babalarımıza karşı bir uluslar arası kampanya başlatmışlardır. Amerikan rüyasına, demokrasi ve barışa karşı yürütülen bu çirkin kampanyada sözde uluslar arası hukuk kurallarını gerekçe göstererek, Irak’ta işgal kuvvetlerinin Amerikan Başkanı olarak bana bağlı olması nedeniyle, Irak Başkanı olamayacağım iddia edilmektedir.
Sayın Senatör Barack Obama’ya Amerika Birleşik Devletler Başkanlığı’nı bırakıyor olmam yetmiyormuş gibi, Irak Başkanlığını da bırakmam istenmektedir. Dolayısıyla, bu sürecin sonunda Mr. President ünvanını tamamen bırakmış olmam istenmektedir. Böyle bir şey olabilir mi muhterem Amerikalılar? Netekim, netekim uluslar arası kuruluşlarla da konuştum, şahsen sordum Böyle bir şey yok! Böyle bir şey yok! Bugün şu saate kadar ülkemize hiçbir belge ulaşmamıştır. Birleşmiş Milletlerin (BM) web sayfasında böyle bir karar metni yoktur.
Buna rağmen, dün CIA, FBI, CTU, Pentagon, MIT tarafından, Mr. Bush (Babam olan değil, ben) düşmanları kaynaklı olduğu tespit edilen bir takım haberler bazı Amerikalılara duyurulmuştur. Sözde, BM tarafından Irak’ta işgalin kınanması ve benim Mr. President ünvanını Irak için de kullanamayacağım yolunda bir tavsiye kararı alınmış! Bugün akşam saatlerinde, Times ve CNN internet sayfalarında son dakika haberi olarak da aynı haberden söz edilmektedir. Tekrar ediyorum, değerli Michiganlılar netekim alındığı iddia edilen söz konusu bu karar BM internet sayfasından arandığında kararla ilgili hiçbir açıklama bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, sevgili Californialılar, BM genel sekreteri bizzat aranmış, bizzat aranmıştır! Kendisi telefona çıkmamış ama BM Genel Sekreter Sekreterinin stajyer sekreteri henüz bu konuda yazılmış ya da yazılmak üzere kendilerine iletilmiş bir kararın bulunmadığı da belirtilmiştir, değerli Missisiplililer.
Buna rağmen, sevgili Alabamalılar, Alabamalılar, sanki böyle bir karar verilmiş, verilen bu karar resmiyet kazanmış gibi basına açıklama yapılması kamuoyu yaratma ve kamuoyunu yanlış bilgilendirme amacını taşımaktadır. Netekim, resmiyet kazanmamış ve gerekçesi bile belli olmayan BM kararının basına açıklanması uluslar arası hukukla bağdaşır mı, değerli Ohiolular? Netekim, bu tutumun Birleşmiş Milletleri yönlendirmek anlamına geldiği açıktır, değil mi sevgili Utahlılar? Bu durum, Birleşmiş Milletlerin tarafsızlığını ve güvenilirliğini de zedelemektedir, sevgili New Jerseyliler! Üstelik, üstelik bu açıklamalar “Demokrasi” söylemiyle gerçekleştirilmiş, bir kısım medya da bu oyuna gelmiştir. Bu durumu esefle karşılıyorum değerli Kansaslılar! Bilindiği gibi,biliindiği gibi işgal bölgelerinde Başkan ataması Senato yetkisindedir. Daha önce defalarca, işgal bölgelerine benim gibiler Başkan olarak atanmıştır, sevgili Montanalılar! Atanmamış mıdır değerli Arizonalılar? Netekim, atama süreci tamamen yasaldır ve Demokrasi söylemiyle hiçbir alakası yoktur, değerli Washingtonlular ve sevgili portakallar! Aslında konuyu yeniden bu yöne çekmek uluslar arası cemiyetleri saptırmaya çalışmaktır, canımdan çok sevdiğim aziizz deri koltuklar!
Bir kısım medyada yeralan, Amerikan karşıtı bu haberlerde Birleşmiş Milletlerin alması gereken karar ve Güvenlik Konseyinin yapması gereken işlem hakkında işlem konusunda, yetki sahibiymişçesine beyanda bulunulmaktadır, sevgili Iowalılar! Netekim, bu husus hukuka ve etik ilkelere tamamen aykırı değil midir değerli Alaskalılar ve de belleri palaskalılar?Bu durum, netekim Birleşmiş Milletleri de töhmet altında bırakmaktadır değerli Oregonlular. Güvenlik Konseyine ve Amerikanın Yüce Kurucu Babalarına da müdahale anlamına gelmektedir, değerli Nevadalılar, sevgili rangerler!
Birleşmiş Milletlerin olumlu ya da olumsuz vereceği karar bizi çok ırgalamayacağı için, Irak’a Barış, Demokrasi ve Huzur getirme çalışmalarımız devam edecektir, sevgili Lousianalılar. Ordumuzu Irak’tan çıkarmanın hiç de kolay olmadığı çok iyi bilinmesine rağmen, sanki bütün süreç bitmiş ve ordumuz geri çekilmiş gibi kamuoyunu yanıltmaya çalışmak son derece yanlış ve üzücü bir davranış olmuştur, sevgili Kentuckyliler!
Birleşik Devletler, askeriyle, polisiyle, vatandaşlarıyla, başkanıyla büyük bir ailedir, değerli Massachusettsliler ve Virginialılar! Dünyanın sahibi olan Birleşik Devletlerin, bundan böyle basın yayın organlarında işgal kuvvetlerimizin, yeni ülkelerdeki başarılarıyla yer almasını sağlayacağımızı tüm Dünya bilsin değerli Wisconsinliler! Netekim, ordularımızla birlikte barış için çalışacağımıza dair kararlılığımızı bir kez daha iletiyor, saygılar sunuyoruz değerli Texaslılar ve Tommiksliler!Sincerely Yours,
Mr. President
Now and Forever
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
19 Aralık 2008 Cuma
Hazan-evvel son sıcak ay – 3 (Ağustos ayı -3)
Kötü bir düş!
Dün geceyi çok kötü geçirdim. Çok kötü bir düş gördüm.
Sıcaktan mı? Kapı çalındıkça hediye getiren heriflerden mi? Yazlığın etrafına konuşlanmış sevenlerimin çokluğunun verdiği baskı mı bilemiyorum. Akşam yemeğini, yemek sonrası mey’i fazla kaçırdığından da olabilir diyor, nihai zevcem. Bilemiyorum.
Hayırlara vesile olsun buraya yazıyorum:
Efendiiim…
Sayın Başbaş’ın ısrarlı telkinleriyle, Kocabaşbaş beni baş muallim olarak atamış. Mektebe başmualim olmuşum. Hatta bir de gavur icadı çıkmış, mektebin evsafını değiştirmiş, “Yüksek Mekteb” eylemişler, etrafımdaki cümle erkan “Sayın de-dektörüm” deyu hitab eylemekte bana. Her ne kadar, “Zat-ı şahaneleri” demelerini tercih etsem de, bu hitap da hoşuma gidiyor! Amma, evde tembihlendi herkes “Zat-ı şahaneleri” diyor.
Tomofile biniyoruz. Bir de özel “cheffuer”üm var. Kapılar açılıyor, benim ardım sıra bir sürü adam daha doluşuyor tomofile, oğlan çocukları gibi şen şakrak gidiyoruz. Hep “zehr chic” (çok şık) giyinip, iki dirhem bir çekirdek dolaşıyorum. Yüksek mektebin temsilcisi olmak sıfatını ziyadesiyle yerine getiriyorum. Bir güruh halinde geziyoruz. Yüksek makamdaki muhterem insanları ziyarete gidiyorum. Kendimi sevdiriyorum onlara da. Herkes beni çok seviyor. Babam görse bu halimi, o da beni severdi. Neyse düşe geri dönelim.
Böyle mutlu - mesud yiyip – içip – gülüp – eğlenürken günler geçüp gidiyor. Kalabalıklara karışıyoruz. Koca koca adamlar kahkahalarla gülüyor eğleniyoruz (Etrafta neden hatun bulunmamakta? Hiç değilse bu adamların zevceleri yok mu kuzum! Erkek erkeğe toplaşup duruyoruz. Bu ne biçim düş!). Neyse efendim, takvimin sene-i devriyesi olsa gerek, öyle bir cemaat bir Konak’ta, toplantıSAlonunda bir aradayız. Yine etrafım ter kokulu adamlarla çevrili. Enderundan, Kesici tabbiblerin bir çoğu yakınımda: Mahdum-u satırcı, Dikiş Tutmaz, Harman Cohmar, Atta Kandır-al, Baskıcı Hüso, Makas-el Baytar, Konseyiz Genal soluk aldırmayacak denli yakunumdalar. Uzaklara bakuyorum, tövbe estağrurullah! Ne yana kafamı çevirsem, bana sırıtan bir surat: BarbaRosa hanım. Daha önce araştırmış idim: Sakız Rosa olarak nam salmış. Birine yapıştı mı, bırakmaz! Kurtulabilene aşk olsun! Diyorlarmış. Kurtulmanın yegane yolu, bitap düşmekmiş. İşine yaramaz hale gelince, derhal bir başkasına yapışır, önceki kurbanını ancak böyle bırakırmış.
Böyle sıkıntı yaşarken, kalabalık içinden Kıpkırmızı giyimli, bembeyaz sakallı “Hoh hoh hoh” deyu kahkahalar atan nur yüzlü bir muhterem beliriyor. Kalabalık yolu açarken “Sayın De-dektörüm” deyu benu parmakla gösteriyorlar. Bu muhterem kişi, bana gelip büyücek bir kutu uzatıyor. Kutuyu sevinçle alıyorum. Paketi açıyorum o da ne… Paket büyük bir gürültü ile patlıyor! Kalabalık hep bir ağızdan “Çanak, çömlek patladı!” deyu bağırmaya başlıyor.
Kutuyu bana getiren Kırmızı giyimli muhtereme dönüyorum. Muhterem yok! Onun yerinde, Uzun siyah cübbesi, yeşil yüksek yakalarıyla Kadı görünümlü bir zat bana gülümseyerek bakıyor. “Bitti Mamet!” diyor. “Hepsi bitti!”
Derken, ToplantıSAlonunun duvarındaki örtü düşüyor. Duvarda kocaman bir yazı “Bu gün 23 Nisan! Hep neş’eyle doluyor insan!” Altında bir satır daha, “23 Nisan De-dektörünü yanaklarından öperim. Başbaş Tuayyib” . Naaayır, N’olamaz deyu bağırıyorum.
Dikiş- Tutmaz “Sel gider, kum kalır. De-dektör gider, kim kalır?” diye bağırmaya başlıyor. Bu arada, biçim değiştirip Koskoncalos’a dönüşüyor. Etrafımda kimselerin kalmadığını fark ediyorum dehşetle. Sakız Rosa bile çoktan uzaklara gitmiş.
Kan – ter içinde kalmış, bağırarak uyanmışım. Bu ne kötü düştür!
Taaccüp bile edemedim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Dün geceyi çok kötü geçirdim. Çok kötü bir düş gördüm.
Sıcaktan mı? Kapı çalındıkça hediye getiren heriflerden mi? Yazlığın etrafına konuşlanmış sevenlerimin çokluğunun verdiği baskı mı bilemiyorum. Akşam yemeğini, yemek sonrası mey’i fazla kaçırdığından da olabilir diyor, nihai zevcem. Bilemiyorum.
Hayırlara vesile olsun buraya yazıyorum:
Efendiiim…
Sayın Başbaş’ın ısrarlı telkinleriyle, Kocabaşbaş beni baş muallim olarak atamış. Mektebe başmualim olmuşum. Hatta bir de gavur icadı çıkmış, mektebin evsafını değiştirmiş, “Yüksek Mekteb” eylemişler, etrafımdaki cümle erkan “Sayın de-dektörüm” deyu hitab eylemekte bana. Her ne kadar, “Zat-ı şahaneleri” demelerini tercih etsem de, bu hitap da hoşuma gidiyor! Amma, evde tembihlendi herkes “Zat-ı şahaneleri” diyor.
Tomofile biniyoruz. Bir de özel “cheffuer”üm var. Kapılar açılıyor, benim ardım sıra bir sürü adam daha doluşuyor tomofile, oğlan çocukları gibi şen şakrak gidiyoruz. Hep “zehr chic” (çok şık) giyinip, iki dirhem bir çekirdek dolaşıyorum. Yüksek mektebin temsilcisi olmak sıfatını ziyadesiyle yerine getiriyorum. Bir güruh halinde geziyoruz. Yüksek makamdaki muhterem insanları ziyarete gidiyorum. Kendimi sevdiriyorum onlara da. Herkes beni çok seviyor. Babam görse bu halimi, o da beni severdi. Neyse düşe geri dönelim.
Böyle mutlu - mesud yiyip – içip – gülüp – eğlenürken günler geçüp gidiyor. Kalabalıklara karışıyoruz. Koca koca adamlar kahkahalarla gülüyor eğleniyoruz (Etrafta neden hatun bulunmamakta? Hiç değilse bu adamların zevceleri yok mu kuzum! Erkek erkeğe toplaşup duruyoruz. Bu ne biçim düş!). Neyse efendim, takvimin sene-i devriyesi olsa gerek, öyle bir cemaat bir Konak’ta, toplantıSAlonunda bir aradayız. Yine etrafım ter kokulu adamlarla çevrili. Enderundan, Kesici tabbiblerin bir çoğu yakınımda: Mahdum-u satırcı, Dikiş Tutmaz, Harman Cohmar, Atta Kandır-al, Baskıcı Hüso, Makas-el Baytar, Konseyiz Genal soluk aldırmayacak denli yakunumdalar. Uzaklara bakuyorum, tövbe estağrurullah! Ne yana kafamı çevirsem, bana sırıtan bir surat: BarbaRosa hanım. Daha önce araştırmış idim: Sakız Rosa olarak nam salmış. Birine yapıştı mı, bırakmaz! Kurtulabilene aşk olsun! Diyorlarmış. Kurtulmanın yegane yolu, bitap düşmekmiş. İşine yaramaz hale gelince, derhal bir başkasına yapışır, önceki kurbanını ancak böyle bırakırmış.
Böyle sıkıntı yaşarken, kalabalık içinden Kıpkırmızı giyimli, bembeyaz sakallı “Hoh hoh hoh” deyu kahkahalar atan nur yüzlü bir muhterem beliriyor. Kalabalık yolu açarken “Sayın De-dektörüm” deyu benu parmakla gösteriyorlar. Bu muhterem kişi, bana gelip büyücek bir kutu uzatıyor. Kutuyu sevinçle alıyorum. Paketi açıyorum o da ne… Paket büyük bir gürültü ile patlıyor! Kalabalık hep bir ağızdan “Çanak, çömlek patladı!” deyu bağırmaya başlıyor.
Kutuyu bana getiren Kırmızı giyimli muhtereme dönüyorum. Muhterem yok! Onun yerinde, Uzun siyah cübbesi, yeşil yüksek yakalarıyla Kadı görünümlü bir zat bana gülümseyerek bakıyor. “Bitti Mamet!” diyor. “Hepsi bitti!”
Derken, ToplantıSAlonunun duvarındaki örtü düşüyor. Duvarda kocaman bir yazı “Bu gün 23 Nisan! Hep neş’eyle doluyor insan!” Altında bir satır daha, “23 Nisan De-dektörünü yanaklarından öperim. Başbaş Tuayyib” . Naaayır, N’olamaz deyu bağırıyorum.
Dikiş- Tutmaz “Sel gider, kum kalır. De-dektör gider, kim kalır?” diye bağırmaya başlıyor. Bu arada, biçim değiştirip Koskoncalos’a dönüşüyor. Etrafımda kimselerin kalmadığını fark ediyorum dehşetle. Sakız Rosa bile çoktan uzaklara gitmiş.
Kan – ter içinde kalmış, bağırarak uyanmışım. Bu ne kötü düştür!
Taaccüp bile edemedim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Hazan-evvel son sıcak ay – 2 (Ağustos ayı -2)
Yazlığımda tıkıldım kaldım. Şehre 15-20 dakika uzaktayım. Ticarethaneme bile gidemiyorum yahu! Bu nasıl iştir. Ne zaman davranacak olsam biri atılıyor. Aman efendim, yaman efendim. Etmeyin efendim. Çıkmayın efendim. Zaten gidemezsiniz efendim. Yazlığın etrafında yağdanlıklar dönüp durmakta efendim. Her yana yağ bulaşturdular, kayıp düşersüz efendim!
Efendim diyorlar bana! Çok hoşuma gidiyor!
Evin her yanı doldu taştı bu arada. Gün geçmiyor ki, kapı çalınıp bir hediye gelmesin. Ne bu hediyeler diyecek olduğumda, “Dur bunlar daha bir şey mi! Başmuallim olan da gören! Seninle iş yapmak isteyenler kapında kuyruk olacaklar!” Diyorlar. Allalaaa… ne çok sevenim varmış böyle!
Taaccüp ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Efendim diyorlar bana! Çok hoşuma gidiyor!
Evin her yanı doldu taştı bu arada. Gün geçmiyor ki, kapı çalınıp bir hediye gelmesin. Ne bu hediyeler diyecek olduğumda, “Dur bunlar daha bir şey mi! Başmuallim olan da gören! Seninle iş yapmak isteyenler kapında kuyruk olacaklar!” Diyorlar. Allalaaa… ne çok sevenim varmış böyle!
Taaccüp ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
4 Aralık 2008 Perşembe
Hazan-evvel son sıcak ay – (Ağustos başı)
Tarafgir neşriyatın tamamında haberler yazılmaya başlandı. "Çal karayı uğraşsınlar! Çamur at, izi kalsın!" demiş atalarımız.
Her mahlukatın, bu alemde iz bırakması bir başka türlü oluyor. Biz gibilere düşen de bu demek ki! Bir de başmuallim ne izler bırakacağım mektepte!
Heyecanım yükseliyor, amma velakin şehre inmemi dahi men ettiler. “Sen ortalarda görünme, ayağımıza dolaşma ! Biz allem eder, kalem eder hallederiz” dediler.
İcraat eylerken, enderunda birlikte mesai ettiğimiz Kesici tabbiblerin hepsine birer makam vermeyi düşünmekteyim dedim. Mahdum-u satırcı atıldı, Şeffaf Serdar hariç! Nedense, Şeffaf Serdar'dan hiç haz etmiyor. Satırcı'nın söylediğine göre, Şeffaf beni bile sevmiyormuş! Taaccüp ettim!
Bir de enderundan Dikiş tutmaz'a kırgınım biraz. Hümayun-u Tümleşik rüşdiye metnini yazdıktan sonra, kendisi başmuallim adayı olamayınca çektü-getdi. Eee, madem öyle, ona da makam yok!
Ben böyle dalmış, deriiin derin düşünürken birader geldi. Ona da fikirlerimi anlattım. “O kadar makam yok yahu! Zaten bir kısmını da başbaşlar atayıp gönderecek” demez mi?
Hoppalaaa... Ben bunu bilmiyordum. Bana söylemediler ki!
Taaccüb ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Her mahlukatın, bu alemde iz bırakması bir başka türlü oluyor. Biz gibilere düşen de bu demek ki! Bir de başmuallim ne izler bırakacağım mektepte!
Heyecanım yükseliyor, amma velakin şehre inmemi dahi men ettiler. “Sen ortalarda görünme, ayağımıza dolaşma ! Biz allem eder, kalem eder hallederiz” dediler.
İcraat eylerken, enderunda birlikte mesai ettiğimiz Kesici tabbiblerin hepsine birer makam vermeyi düşünmekteyim dedim. Mahdum-u satırcı atıldı, Şeffaf Serdar hariç! Nedense, Şeffaf Serdar'dan hiç haz etmiyor. Satırcı'nın söylediğine göre, Şeffaf beni bile sevmiyormuş! Taaccüp ettim!
Bir de enderundan Dikiş tutmaz'a kırgınım biraz. Hümayun-u Tümleşik rüşdiye metnini yazdıktan sonra, kendisi başmuallim adayı olamayınca çektü-getdi. Eee, madem öyle, ona da makam yok!
Ben böyle dalmış, deriiin derin düşünürken birader geldi. Ona da fikirlerimi anlattım. “O kadar makam yok yahu! Zaten bir kısmını da başbaşlar atayıp gönderecek” demez mi?
Hoppalaaa... Ben bunu bilmiyordum. Bana söylemediler ki!
Taaccüb ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
En sıcak ayın sonları - 2 - (Temmuz Sonu)
Sakallarımı kestim. Meğerse sakal duası yapılmamış! Elma yanaklarımda boşluk var biraz. Bu sebepten kestirmiş olmasın zalimler?
Rakiplerimden Tüyübitmez beğ de tarafgirlerini toparlayıp Kocabaşbaş’a gitmiş. Heyhat, aklını başına geç devşirdi! Seçim ertesi, reylerini bana devretmiş olsa da, iş işten geçti artık! Zırnık almak istese, sadakatini isbat etmeden koklatmam!
Bizim oğlanlar da amellerini mütamadiyen arttırıyorlar. Hey maşallah! Neredeyse on beş kişi olacağız. Rüştiyenin yüzde birini oluşturuyoruz. Tümleşik Rüşdiye işte bu!
Hayatım boyunca hep çapkın-hovarda olarak bilindim. Annem kızıp kızıp,“biraz da erkek arkadaş edin mamet !” derdi. Bir de, şimdi görse beni.
Puşide, ayan tüm takipçilerim sert bakışlı, yarı bakımlı – yarı bakımsız erkek! Bizi destekleyenlerin niye hepsi erkek peki!
Şükür ki, enderunda birlikte mesai yürüttüğümüz yağlı saçlarıyla maruf, Dikiş Tutmaz efendi benden uzak durmakta. Zaten beni sevmeyeni ben de sevmem ki!
Bir başmuallim olayım da, şu güruhdan kurtulurum! Diyordum ki, nihai zevcem “Mektebin bütün eksantrik adamları etrafına doldu a'mamet!"dedi. "Bunların hepsi senden makam mevkii bekler!”.
Onlar beni sevmiyor, makam mevki bekliyor öyle mi? Yüne bana yanlış söylemişler demek!
Taaccüb ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Rakiplerimden Tüyübitmez beğ de tarafgirlerini toparlayıp Kocabaşbaş’a gitmiş. Heyhat, aklını başına geç devşirdi! Seçim ertesi, reylerini bana devretmiş olsa da, iş işten geçti artık! Zırnık almak istese, sadakatini isbat etmeden koklatmam!
Bizim oğlanlar da amellerini mütamadiyen arttırıyorlar. Hey maşallah! Neredeyse on beş kişi olacağız. Rüştiyenin yüzde birini oluşturuyoruz. Tümleşik Rüşdiye işte bu!
Hayatım boyunca hep çapkın-hovarda olarak bilindim. Annem kızıp kızıp,“biraz da erkek arkadaş edin mamet !” derdi. Bir de, şimdi görse beni.
Puşide, ayan tüm takipçilerim sert bakışlı, yarı bakımlı – yarı bakımsız erkek! Bizi destekleyenlerin niye hepsi erkek peki!
Şükür ki, enderunda birlikte mesai yürüttüğümüz yağlı saçlarıyla maruf, Dikiş Tutmaz efendi benden uzak durmakta. Zaten beni sevmeyeni ben de sevmem ki!
Bir başmuallim olayım da, şu güruhdan kurtulurum! Diyordum ki, nihai zevcem “Mektebin bütün eksantrik adamları etrafına doldu a'mamet!"dedi. "Bunların hepsi senden makam mevkii bekler!”.
Onlar beni sevmiyor, makam mevki bekliyor öyle mi? Yüne bana yanlış söylemişler demek!
Taaccüb ettim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
3 Aralık 2008 Çarşamba
En sıcak ayın sonları - (Temmuz Sonu)
Maarif başkanlığı beni listeden atmaya cür'et edememiş…
Yine birinci olmuşum!
En birinci yapmamışlar beni diye hüzünlendiğimi görünce, kardeşlerim "merak etme sen!" dediler. Ne demek istediler diye sordum enderundan mesai arkadaşım Ohmar'a: "öyle bir türkü var" dedi. Ohmar her şeyi biliyor. Başmuallim olunca ona da bir münasip mevkii vereyim yanımda.
Rüştiyede her guruptan mümessiller toplanıp Kocabaşbaş’a gideceklermiş !
“En birinci olamadık ama onu atamayın, bunu atayın!” diye parmaklarıyla beni işaret edeceklermiş!
Anneciğim kızardı hep! "Parmakla gösterme mamet!" derdi… Şimdi herkes beni gösteriyor parmakla…
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Yine birinci olmuşum!
En birinci yapmamışlar beni diye hüzünlendiğimi görünce, kardeşlerim "merak etme sen!" dediler. Ne demek istediler diye sordum enderundan mesai arkadaşım Ohmar'a: "öyle bir türkü var" dedi. Ohmar her şeyi biliyor. Başmuallim olunca ona da bir münasip mevkii vereyim yanımda.
Rüştiyede her guruptan mümessiller toplanıp Kocabaşbaş’a gideceklermiş !
“En birinci olamadık ama onu atamayın, bunu atayın!” diye parmaklarıyla beni işaret edeceklermiş!
Anneciğim kızardı hep! "Parmakla gösterme mamet!" derdi… Şimdi herkes beni gösteriyor parmakla…
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
En sıcak ay - (Temmuz)
Maarif başkanı en birinci haricinde kalan tüm reyleri hesabıma yazmayı kabul etmiyor...
Bedbahtım...
Ben de onu başbaşıma şikayet ettim.
"Velev ki kabul etmesin! Ben çekerim kulağını onların, sen mesud ol yeter mametabi" dedi..
Mametabi dedi bana! O da beni seviyoooor...
"Sen endişe etme hiç! Mektebin açılış müsameresine dahi gelirim" dedi.
Ne demek istedi acaba? Ben başmuallim olunca bütün mektepler/medreseler müsamere taallüm etmeyecek mi?
Taaccüb ettim! (ÇN- Şaştım kaldım! Mametin sık kullandığı bir deyim. Sık sık hayret ediyor, şaşırıyor)
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Bedbahtım...
Ben de onu başbaşıma şikayet ettim.
"Velev ki kabul etmesin! Ben çekerim kulağını onların, sen mesud ol yeter mametabi" dedi..
Mametabi dedi bana! O da beni seviyoooor...
"Sen endişe etme hiç! Mektebin açılış müsameresine dahi gelirim" dedi.
Ne demek istedi acaba? Ben başmuallim olunca bütün mektepler/medreseler müsamere taallüm etmeyecek mi?
Taaccüb ettim! (ÇN- Şaştım kaldım! Mametin sık kullandığı bir deyim. Sık sık hayret ediyor, şaşırıyor)
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Sıcak günlerin başları - (Haziran)
O topluluk ve dönemde kullanılan takvim hakkında pek fazla bilgimiz yok...
Günümüz için Haziran ayının ortalarına denk gelen bir tarih olsa diye düşünülüyor. Günlük yeni bir defterle başlıyor. Yazarın kimliğine, geçmişine ilişkin bilgi yok. İlk çeviri Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde yapılmış. Bu nedenle bazı bölümlerde dil biraz eski kalıyor.
Sevgili günlük,
Bu gün yeni bir deftere başlıyorum. Ciltli, şömizli!
Çok mesudum... Bu gün rüşdiye mektebinde yapılan başmuaalim seçimleri nihayete erdi.
Zat-ı muhterem bendeniz tamı tamamına 181 aded rey tevdii edilmiş! Saadetim avarız-ı semayyiye ulaşdı. Neredeyse cemaatin her on kişisinin 1,5 adedi bendenize teveccüh göstermiş. Ne büyük muvakfakiyet!
Velev ki, 390 rey daha alabilse idim, EN BİRİNCİ olabilecek idim.
Filhakika, en birinci reylerin neredeyse yarısını aldı. Kim verir ki bendenize o kadar reyi?
Nihayetinde, esas rakibimi fena mağlub ettim. Akşama terennümü hak ettim!
Çökertmeden çıktım da...
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir
Günümüz için Haziran ayının ortalarına denk gelen bir tarih olsa diye düşünülüyor. Günlük yeni bir defterle başlıyor. Yazarın kimliğine, geçmişine ilişkin bilgi yok. İlk çeviri Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde yapılmış. Bu nedenle bazı bölümlerde dil biraz eski kalıyor.
Sevgili günlük,
Bu gün yeni bir deftere başlıyorum. Ciltli, şömizli!
Çok mesudum... Bu gün rüşdiye mektebinde yapılan başmuaalim seçimleri nihayete erdi.
Zat-ı muhterem bendeniz tamı tamamına 181 aded rey tevdii edilmiş! Saadetim avarız-ı semayyiye ulaşdı. Neredeyse cemaatin her on kişisinin 1,5 adedi bendenize teveccüh göstermiş. Ne büyük muvakfakiyet!
Velev ki, 390 rey daha alabilse idim, EN BİRİNCİ olabilecek idim.
Filhakika, en birinci reylerin neredeyse yarısını aldı. Kim verir ki bendenize o kadar reyi?
Nihayetinde, esas rakibimi fena mağlub ettim. Akşama terennümü hak ettim!
Çökertmeden çıktım da...
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir
Kısa Öykü
Mamet'in günlüğü tesadüfen ele geçmiştir.
Günlük Türkçe yazılmamıştır. Artık ölü olduğu sanılan bir dilden çevrilmeye çalışılmıştır.
Anlam bozuklukları, dilimizde artık bulunmayan deyimler, sözcükler akıcılığı sağlayabilmek için düzeltilmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle orjinal haline tamamen sadık kalındığı iddia edilemez.
Günlükteki kişilerin gerçekten yaşayıp yaşamadığı bilinmemektedir. Günümüz ile olan benzerlikler tamamen tesadüften ibarettir.
Zaten hayat öyle değil midir?
Tekrar edelim:
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Günlük Türkçe yazılmamıştır. Artık ölü olduğu sanılan bir dilden çevrilmeye çalışılmıştır.
Anlam bozuklukları, dilimizde artık bulunmayan deyimler, sözcükler akıcılığı sağlayabilmek için düzeltilmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle orjinal haline tamamen sadık kalındığı iddia edilemez.
Günlükteki kişilerin gerçekten yaşayıp yaşamadığı bilinmemektedir. Günümüz ile olan benzerlikler tamamen tesadüften ibarettir.
Zaten hayat öyle değil midir?
Tekrar edelim:
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
