4 Aralık 2008 Perşembe

Hazan-evvel son sıcak ay – (Ağustos başı)

Tarafgir neşriyatın tamamında haberler yazılmaya başlandı. "Çal karayı uğraşsınlar! Çamur at, izi kalsın!" demiş atalarımız.
Her mahlukatın, bu alemde iz bırakması bir başka türlü oluyor. Biz gibilere düşen de bu demek ki! Bir de başmuallim ne izler bırakacağım mektepte!
Heyecanım yükseliyor, amma velakin şehre inmemi dahi men ettiler. “Sen ortalarda görünme, ayağımıza dolaşma ! Biz allem eder, kalem eder hallederiz” dediler.
İcraat eylerken, enderunda birlikte mesai ettiğimiz Kesici tabbiblerin hepsine birer makam vermeyi düşünmekteyim dedim. Mahdum-u satırcı atıldı, Şeffaf Serdar hariç! Nedense, Şeffaf Serdar'dan hiç haz etmiyor. Satırcı'nın söylediğine göre, Şeffaf beni bile sevmiyormuş! Taaccüp ettim!
Bir de enderundan Dikiş tutmaz'a kırgınım biraz. Hümayun-u Tümleşik rüşdiye metnini yazdıktan sonra, kendisi başmuallim adayı olamayınca çektü-getdi. Eee, madem öyle, ona da makam yok!
Ben böyle dalmış, deriiin derin düşünürken birader geldi. Ona da fikirlerimi anlattım. “O kadar makam yok yahu! Zaten bir kısmını da başbaşlar atayıp gönderecek” demez mi?
Hoppalaaa... Ben bunu bilmiyordum. Bana söylemediler ki!
Taaccüb ettim!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder