Beyan-ı İfhamiye: Bildirmek ve anlatabilmek için yapılan açıklama.
Oğuz Aral'ı saygıyla anıyor, benzerlik nedeniyle bu resmi kullandığımız için "Utanmaz Adam - Şeref"in yaratıcısı Oğuz Aral'dan af diliyoruz.
Yayın Kurulu
Alem-i Cihan muhaberat Ajansı - Nehr-üs Sema Neşriyatı tarafından bildirilmiştir
Nehr-üs Sema: Samanyolu. Kehkeşan.
Smyrna namlı şehrimizin, güzide kurumlarından olan Yüksek Mektebin tepesine cebren baş-muaalim olarak atanan Mamet Hüzün'lü bir beyanda bulundu.
Milli ve dahi Mıntaka-i neşriyatta hakkında yer alan "Şizofren yakınına 'akıllı' raporu alıp, kendi lehine vasiyet düzenlemiş" suretindeki neşriyatla şahsi mes'elelerinin ifşa-yi raz edildiğinin bildiren de-dektör, "Matbuatımızın güzide temsilcilerini tenzih ederim. Lâkin, şahsımı hedef alan bu tür neşriyatı esefle karşıladım. Taaccüb ettim!" dedi.
İfşa-yi Raz: Sırrı açıklama.
De-dektör tertib ettiği bir cemiyyet ile şahsen davet ettiği muhabirlere, "Yapılan bu neşriyat, bayıltıcı, aşağılayıcı ve şahsi hayatıyla mensubu olduğu mektebi ve temsil ettiği makamı bereleyici keyfiyet ihtiva etmektedir" şeklinde maglata eyledi. Bu haberlerde, maksadın ne olduğunu bilmediğini söyleyen de-dektör, "Maksad nedir bilemiyorum amma mektebim hakkında Menfî bir durum hasıl olmuşdur." dedi.
Maglata: Mugalata. Boş ve mânasız söz. Zihin yanıltmak için söylenen saçma sapan söz. Doğruya benzer yanlış sözler. Safsata. Hatalı ve yanlış söz. Demagoji.
Mektebin başmuallimlik mevkiini gasbetmiş bulunan de-dektör Mamet milli bir neşriyatta bahsi geçen merhum psikiyatri hastası yakınına, akıllı raporu alarak vasiyeti kendi lehine düzenlediği haberine deggin mugalata yaptı. Hüzün'lü konuşmasına mugalatayı neden mektebin Punto'daki Binası'nda yapma ihtiyacı hissettiğini ifade ederek başladı: "Bu neşriyata deggin ifşaatları mektebimizin de-dektörlük binasında yapmayı münasip buldum. Çünkü bu mühîn saldırı sadece şahsıma değil, memleketimizin en muteber mekteblerinden biri olan Yüksek Mektebimize yapılan bir saldırıdır. Çetuk, Atık, ve dahi Katık bulmuyorum" buyurdular.
Mühîn: 1- İhanet eden. Tahkir ve tezlil eden. 2- Hor, hakir, alçak. Hâin.
"Rahmetli halamla ilgili haberin maksatlı yapıldığı kanaatini taşıyorum"

"Benim halam, daha doğrusu babamın halasının kızı, iki yıl evvel vefat etti. Filhakika, vefatını kimselere duyurmadığımız, hakkında ölüm ilanı vermediğimiz, kendi aramızda düzenlediğimiz sessiz sedasız sade bir törenle defnettiğimiz muhterem halamızla ilgili böyle bir haberin maksatlı olduğu kanaatindeyim."
"Benim halam hiç evlenmemişti. Zaten benim halam yoktu. Halam olduğu söylenen kişiyi tanımam. Zaten benim babamın halasının kızı vardı. Beni o büyüttü, okuttu sayılır. Filhakika, aramızda akrabalık ilişkisi olmasa da kişisel olarak en yakını bendim. Yıllarca hizmetinde bulundum. Rahmetliyi pek severdim. Bu sevgimin, muhabbetimin karşılığında bana mal varlığını devretmek istemişti. Zaten çocukluğumu bilir. Çocukken hayvanları da pek severdim."
"Malum bu durumda, belli bir yaşın üzerinde olduğundan 'Her türlü tasarrufa ehildir' şeklinde bir heyyet raporu icab etmekte imiş. Biz de hekim dostlarımız vasıtasıyla bu raporu aldık. Notere giderek, mal varlığını öldükten sonra bana bırakan vasiyette bulundu. Doğal olarak da böyle bir yazı ve rapor olduğu için biz de veraset ilamını mahkemeye götürdük. Mahkeme, bu kararı vermezden önce başka mirasçılar var mı yok mu diye araştırıyormuş nereden bilelim. Bugün öğreniyorum! Taaccüb ettim!"
"Bir sürü mirasçı daha çıkmış. Bunların bir kısmını tanıyorum ancak bir kısmını tanımıyorum. Meğer benim de iki erkek kardeşim varmış. De-dektör olarak atandığımda da hökömet partisinin üyesi olduğunu öğrendiğim iki erkek kardeşim çıkmıştı. Böylece, tabii işin uzmanları daha iyi hesaplayacaktır demek toplam olarak beş erkek kardeş oluyoruz. Ohoo miras bana yetmez derken iyice bölünüyor.''
"Akli dengesi yerindeydi"
Ortaya çıkan mirasçıların, halası Öktem'in psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu ve vasiyet yapamayacağını, kendisinin haksız şekilde rapor düzenlettiğini iddia ettiklerini anlatan de-dektör halasının şizofren hastası olduğunu belirterek, "Ancak, bizim aldığımız raporlara göre akli dengesi yerindeydi" dedi.
"Yahu, Klozemenai'deki hastaneden aklı başında raporu veren hekimi tanımam. Kocası mektebde Profesör Enbehun Magnesialı. Onu tanırım. Şimdi bizde onu Darüşşifada baştabib muavini yaptık. Aslında biz de acaba halamızın akli dengesi yerinde mi deyu merak içindeydik. Ondan götürmüşdük. Vallahi rapor gelinceye kadar biz de akli dengesinin yerinde olduğunu bilmiyorduk. Aldığımız raporlara göre akli dengesi yerindeydi. Taaccüb ederim!" dedi.
Enbahun: Metin, sağlam, muhkem, tahkim edilmiş yer.
Magnesia: Manisa
"Mektebde İntihabata giren grubumuz Huzursuz Ruhlar Kumpanyası"
"Bildiğim kadarıyla her şizofren, akli dengesi bozuk olmaz. Bunu konunun uzmanları gayet iyi bilir. Bakın bizim idaremizde yönetimde bir sürü deli-bozuk bulunmakta. De-dektör daniş-mendlerini biraz araştırın, bakın ne huzursuz ruhlar bulacaksınız".
"Yargıya intikal etmiş bu konuda son kararı Adli Tıp Kurumu ve değerli yargıçlarımız verecektir"
"Halam yaklaşık 20-30 yıldır şizofren tedavisi görüyordu. Zaten vefat etti. Olan olmuş, ölen ölmüş. Ölüm hak, miras helal. Dolayısıyla böyle bir haberi hiç düdük bulmuyorum." diyen de-dektör şööle devam etti.
"Bir de evrakta sahtecilik iddiası var. Beni nitelikli dolandırıcılık yapmakla suçluyorlar. Çok saçma. Ben nasıl olurda nitelikli olarak addedilebilirim? Afedersiniz dolandırıcı diyecektim. Ben nasıl olurda dolandırıcı olarak addedilebilirim? Bu konuda son kararı Adli Tıp Kurumu ve değerli yargıçlarımız verecektir. Bu arada hukuka, Adli Tıp Kurumu ve değerli yargıçlarımıza her türlü baskının yapılacağına güveniyorum, bu yüzden mahkemenin kararına da saygım var. Dimdik görevimizin başındayız"
Alem-i Cihan muhaberat Ajansı - Nehr-üs Sema Neşriyatı tarafından bildirilmiştir
Nehr-üs Sema: Samanyolu. Kehkeşan.
" Basına saldırı"
Toplantının ardından terini silerken etrafını saran şürekasıyla sıkıntılı biçimde konuştuğu dikkat çekti. Guruptan birinin "
Abiciim, iyi ki biri çıkıp da: Neden 10 dakika ötede senin de çalıştığın koskoca tam teşekküllü Darüşşifa dururken, memleketinizin Darüşşifasından rapor aldınız? Pekii, Adli Tıp kurumu halanızın sağ tek akrabası olduğunuza da karar verebilir mi? diye sormadı" dediğini duyan muhabirimiz salona geri dönmek istediğinde de-dektörlük şahsi kolluk kuvvetleri tarafından engellendi. Bu arada, küçük bir arbede yaşandı. Çıkan arbedede fotograf makinalarımızı kırdılar (F.M.K.).
Serkan Yılmaz (Penguen)
Uzman görüşü
Hırsızlık, tecavüz, görevi kötüye kullanma, evrakta sahtecilik, nitelikli/niteliksiz dolandırıcılık, yalancılık, iftira gibi aklınıza gelebilecek tüm ADİ ve YÜZ KIZARTICI SUÇLARDA sanık davranışları
inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme
olmak üzere beş aşamada tanımlamıştır.
İlk aşamada verilen en yaygın tepki şok ve inkârdır. Bu dönemde suçun inkâr edilmesi, sık görülen tepkidir. İnkâr, suçlunun suçun işlediğinin bilinmesinin önemini küçümsemesi ya da suçu yok saymasıdır. Suçlu olduğunu inkâr edilmesi, katlanılması güç olan gerçeğin yarattığı kaygı ve çaresizlik duygularına karşı bir savunma mekanizmasıdır.
Zamanla reddetme ve panik hali geçer ve kişi karşılaştığı durumu daha net algılamaya başlar. Daha sonra öfke dönemi olarak tanımlanan “neden ben yakalndım” duygusunun yaşandığı ikinci dönem gelir. Kişi bu dönemde suçun niteliğine veya kendisinin önemine ilişkin gerekçeler bulmaya çalışır. Bu dönemde yaşanan öfke başkalarına veya kişinin kendisine yönelebilir.
Bu dönemi takiben suçlu pazarlık dönemine girer. Kendisinin affedilmesi gerektiği, zaten kendisini çekemeyenlerce iftiraya uğradığı, aslında toplum için nasıl değerli olduğu, insanları çok sevdiği, kimlere ne iyiliklerde bulunduğu gibi gerekçeler ileri sürer. Serbest bırakılması halinde her türlü işbirliğine gireceği, her şeyi itiraf edeceği, çok pişman olduğu, pişmanlık yasasından yararlandırılması gerektiğini söyleyecektir.
Bunun dönemin ardından anksiyete, depresyon, kızgınlık, uyku, iştah ve konsantrasyon bozukluğu, günlük aktiviteleri başaramama ve gelecek korkusu gelişebilir. Bu dönem anksiyete ve depresyonun giderek artmasıyla, haftalar hatta aylar boyunca sürebilir.
Zamanla suçlu gerçeği kabul edip, enerjisini ve ruhsal gücünü yeni yaşamına yöneltmesiyle de uyum süreci başlar. Bu dönemde hücre komşularıyla tekrar ilişkiye girmesi beklenmelidir. Suç işlediği dönemlerden kişilerle daha uyumlu bir arkadaşlık gerçekleştireceği düşünülerek, zimmet, evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, tecavüz ve benzeri suçlardan hükümlü arkadaşlarıyla aynı ildeki hapishanelerde bulundurulması suçlu açısıdan yararlı olacaktır. Kamu görevlerinden men edilmeleri ise toplum açısından faydalı görülmektedir.
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.