31 Mart 2009 Salı

Mahalli İdareler İntihabatı - 2

Yüce başbaşım beni ne çok seviyor. "Balotaj Mamet abi" dedi. Hem de-dektörüm... Hem de balotaj.

Bu arada, bizim oğlanlar mır mır, vır vır, dır dır konuşup duruyorlar. Ne diyorlar, bana mı diyorlar. Ben biraz onları dinleyeyim. Yazıktır. Sonra sana dönerim sevgili günlük. Hattata söyleyeyim de, kapağındaki Mamet'in Günlüğü yazısının başına bir de Balotaj yazsın.

Bu günün Mekteb-i meclisini iptal edin dedim. Ne bu böyle her hafta meclis mi olur? Birleşik meclis yaparız olur biter. Zaten yapacak iş mi var? Ettimmm gitti...

BALOTAJ MAMET'IN GUNLUGU çok güzel!

Uzun sürdü bizim oğlanların anlatması... Doğrusu biraz endişelendim. Bizimle konuşurken Başbaşın sesi yükselmiş, yüzü kızarmış. Bizim oğlanlar iki laf edecek olmuşlar: "VAN MİNİTS" deyip azarlamış. Mahalli İdareler intihabatında alınan neticelere oldukça içerlemiş.

Şimdi yazarken aklıma düştü sevgili günlük. Düşündüm de, bizim intihabatta olduğu gibi Kocabaşbaş En birinci olanı atamaz olur biter!
Bizim seçimde %48 yerine % 15 atandı. Şimdi de % 55 yerine % 31 neden atanmasın?
Kimselerin aklına gelmedi demek ki bu! Eee, ne de olsa de-dektör olan benim. İdarecilik genlerimde var benim. Aklımı seveyim.
Koşup gideyim, huzura varayım da, kimseler akıl edemeden fikrimi söyleyeyim. Böylece Aziz'den de kurtuluruz, Amcazade olur Şehr-i Küffar'ın serverî*... Serveran**'a haber etmeye koşuyorum.

Bekle beni Blotaj Mamet'in sevgili günlüğü...

* serverî:f. Başlık, başkanlık, serverlik, reislik. Ululuk.

** Serveran: f. Başlar, başkanlar, serverler, reisler, ulu kimseler.

Rektör: Fr. Üniversitenin başkanı.

De-dektör: Balotaj Mamet

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

30 Mart 2009 Pazartesi

Mahalli İdareler intihabatı

Bildiğiniz gibi, 29 Mart pazar günü ülkemizde yerel yönetim seçimleri gerçekleştirildi. Mamet'in döneminde yapılan hem de-dektör olduğu kurumda "yürütülen" "seçim"lere, hem de Mahalli İdareler Seçimlerine ilişkin notlar olduğunu görünce heyecanlandık. Bu notları sizlere aktarırken, dilini olabildiğince sadleştirmeye çalışıyoruz. Ancak, Mamet'in oldukça ağdalı bir dil kullandığı görülüyor. Birçok kelime günümüzde kullanılmasa da analşılabiliyor. Çok ender kelimeleri dip not olarak verme yoluna gittik. Bu kelimelerin anlamını muhtemelen kendisinin de bilmediğini düşünüyoruz. Şimdi sözü Mamet'e bırakıyoruz. Tabii bu toprakların Mamet'ine:

* İntihab:

1- Seçmek. Ayırıp beğenmek. İhtiyar ve âmâde eylemek.
2- (Bir şey) yerinden çıkmak.
3- Kapışmak. Yağma suretiyle mal almak.

Bu gün pazar... Memleketimizde yapılmakta olan mahalli idareler intihabatı* beni hülyalara sürükledi... BALOTAJ** Mamet lakabını da listeme eklediğim intihabatı hayal ettim... Hey bre...
** Balotaj: Bir seçimde herhangi bir adayın, oyların ekseriyetini alamaması hali.


Rüşdiye mektebinde yapılan başmuaalim seçimleri nihayetinde, Başbaş’ın telkinleriyle Kocabaşbaş beni baş muallim olarak atayalı beri, mektebde muhtelif idadilerde intihabat amellerim devam etmekte... “Yüksek Mekteb”in muhtelif mülki idadilerinde kaşlar çatılıyor, reyler atılıyor, yaptığım hoşluklara cümle erkan gülmekten katılıyor... Eee, kocca “de-dektör”, hikmetinden sual olunur mu hiç?
Rüşdiye mektebinde amel ettiğim ilk iki intihabım büyyük muvaffakiyetle neticelenmiş idi. Lakin Maarif başkanlığı tarafından aynı şekilde nihayete erdirilmedi. Netice itibariyle, yapmış olduğum güzelim düzenlemeler heba oldu gitti... Kıymetimi bilemediler yine... Zaten en sıcak ayın sonlarında da liste düzenlemeyi becerememişler, benim gibi bir cevheri EN birinci yapmamışlardı... Şimdi yine enbirinci geleni atamışlar. Var bana bir kasıd amma...

Merak etmeyesiniz diye ilk iki muhtariyet intihabatım hakkında malumat vereyim efendim...
İlk iki intihabatı hukukullah ve hikmet mülki idadilerinde cereyan etti. Lakin bu tedrisat-ı aliye muallimleri pek dikbaşlı olur bilirsiniz. De-dektör yerine, "Zat-ı şahaneleri" demeyi tercih edecek, yumuşak huylu, uysal koyun, uyumlu, oylumlu bir aday belirledim. Olmaz dediler. Allem ettimi kallem ettim, Dedim ki: Boş reyler benimdir. Gelmeyenin reyi benimdir. Bütün reyler benimdir. İntihabata gittim, dediğim adaya az rey verdiler. Hele bir de, bu yaptığın laklaka deyu, adsız kağıtlarla boş rey verdiler. Taaccüp ettim!
Hepisini topladım, dedim ki: Ayıp yahu, hem beni seçmediniz en birinci, hem de işaret ettiğim adayı seçmiyorsunuz.

Bakın nasıl da akıllıyım, hoşum, yakışıklıyım, güzel konuşurum, cici bici giyinir sizleri en iyi şekilde temsil ederim, üstelik de hem çoook liberalim hem de çook Demokratım.
Sustular.... Dedim ki: Boş reyleri aldım sizin rey vermediğiniz benim adayıma ekledim. Sustular... Dedim ki: "Ama yine yetmedi. Sizin oy verdiğiniz adayı, benim aday geçmedi. Ben ne yaptım? Bilin bakalım. Bir de baktım ki gökten üç rey daha düştü. Üşenmedim topladım, kendi adayıma ekledim. Ohh oldu. Benim adayım en birinci. Listeyi böyle yaptım. Sizin oy verdiğiniz ikinci, benim adayım birinci". Yine de bir şey demediler.

Genel işlerimden sorumlu çirkin bacaklı sekreter, "ben güzel bir yazı hazırlarım yazılı gönderirsiniz, herkesler ne kadar liberal ve demokrat olduğumuzu anlar" dedi. Yazdık gönderdik. Anladılar.

Anladılar da ne yaptılar. Tedrisat-ı Aliye başkanlığına başkanlığına (Maarif) yazımızı göndermişler. Başbaşın, Kocabaşbaşın da haberi olmuş. Bana demediler ama kardeşlerimi çağırmış başbaşım. Bağırmış, öfkelenmiş "Ulan, tugyan*** edeceksiniz beni" demiş. Teget geçmiş hani!
*** Tugyan: Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık.

Neyse laf uzadı. Maarif başkanlığı ebnim Enbirincilerim yerine, idadi birincilerini tayin etti. Karnabaarın şekeri yükseldi, Dikiş tutmaz sakallarını yoldu, Timurlenk ceketinin kollarını çekişdirip durdu, tayinen gelen amcazade Soyak "bundan böyle ikincilerin yerine Daniş-i de-dektör isimlerini yazıp gönderelim" dedi. "Benim aklıma da gelirdi, etrafta dolaşan şu huri gibi güzellere gözüm takılmasa" dedim. Taaccüp ettiler!

Sonra Tedris mektebinde böyle bir intihabat gerçekleştirdik. İkinciyi zaten pek gözüm tutmamış idi. "Bana mı sordun aday çıkarken" şarkısını terennüm et dedim. Sizin söylemenizle şarkı okuyacak değilim demez mi? Yazmadım listeye!

En nihai olarak da Mekteb-i Hendese'de intihabat yapmak icap etti. Bizim Tüyübitmez beğ, yanında adı Kement mi, Cüment mi anlamadığım biriyle geldi makamıma. Sayın de-dektörüm dedi. Bizim oğlanı seçsek. Baktım. İyi huylu, uysal görünümlü. Hiç sözümüzden çıkmaz, her dediğimizi anlar dedi. "hani nohutun ateşte hoplatılmışı, canım leblebi" der demez, "leblebi" olduğunu da anlar dedi. Baktım oğlan da, "Zat-ı şahaneleri nasıllar?" deyu el öpmeye davranmaz mı? İçim kaynadı, çok sevdim. Adın ne dedim. Hercümerç dedi. Tamam notumu aldım dedim. Gittiler.

Az sonra amcazade Soyak gelip, "yahu Danışmend İsligenç bâb-ı mekanizmadan Tasabbun'a vaadde bulunmuş idi. Siz de oldu bu iş demiştiniz. Ne olacak şimdi?" demesin mi? Taaccüp ettim!

Neyse,ikisine de kendilerinden yana olduğumu hissettirerek seçime kadar idare ettim. Dikiştutmaz sekreter toplantı düzenlemiş, gittim. Dedim ki, uyumlu olun. Yakındaki seçimlerde başbaşımıza destek olun. Ben çok demokratım. İlk sırayı gönderirim. Sonrasına İsligençle, Eyyübnar'ın isimlerini yazarım. Niçin? Sorun söyleyeyim. Çünkiii, idarecilik hırsı olan kişiler gidiyor, maarifte uğraşıyor, benim sıralamamı bozuyor. Düzenimi bozuyor. Moralimi bozuyor. Sinirimi bozuyor. Başbaşımla aramı bozuyor. İntihabatımı bozuyor. Sustular.

İntihabata geçtik, reyler verildi. Sayım yapıldı. Hercümerç en çok oy aldı. Tasabbun bey ikinci oldu. Şimdi listeye ne yazacağım diye düşünüp duruyorum.

Bir de şu olmuş:
Mekteb-i Hendese'de intihabat gerçekleştirilirken namzed olmadığı halde bir hanıma (Meşrude Gilsiniz hanımefendi) rey verildüçün Karnabaar'ın şekeri yine tavan yapmış. Karnabaar beyin neden bu kadar öfkelendiğini hiç anlayamadım. Namzed olmayana da rey çıkabilir.

Aaa, anladım sanırım. Bizim idaremizde hiç bayan idareci yok diye serzenişte bulundukları için öfkelendi Karnabaar bey. Ne hassas insan!
Demek o nedenle, "Bizi kasdediyorlar. Bizi kasdediyorlar." diye söyleniyordu. Bak şimdi çok taaccüp ettim!

Bu gece memleketimizde cereyan etmekte olan mahalli idareler intihabatı neticelerini incelerken işte, dalmışşş bunları düşünüyordum. Derken haber geldi Başbaşım beni emretmiş. Mektebimi temsilen iki dirhem - bir çekirdek giyindim, süslendim. O kadar ki, nihai zevcem kuşkulandı, "Gene zamparalığa mı gidiyorsun boyu devrilesice herif" deyu söylendi. Her zaman ki gibi, "Hiç olur mu? Hayatımdaki tek varlık sensin Dil-rübam" deyip gönlünü aldım. Böylece fırladım, yanım sıra gelen bizim oğlanlarla birlikte (Karnabaar, Dikiştutmaz, Mahdum-u satırcı, Güvenlikten sorumlu Makas-el Baytar) huzura vardım.
Başbaşım:
"Helal olsun Balotaj Mamet abi" dedi. Bana abi dedi, balotaj dedi, helal dedi... Gurur duydum, sonrasını dinleyemedim, hülyalara dalıp gitmişim.

Oğlanlar sonradan tir tir titreyip anlattılar. Onlar da huzura çıkınca heyecanlanmışlar demek. Başbaşım demiş ki:
"Helal olsun Balotaj Mamet abi! Beni de-dektör yaparsan mahalli idare seçimlerinde 10 puan farkeder demiştin. O zaman inanamamıştım. Lakin epey fark etti. Etti de Balotaj Mamet abi, yanlış tarafa fark etti.

Aziz oldu Abide, naçar kaldık bizbize. Şehr-i Şehzade, Münevverkent'de gitti gider elden. Neler oldu biz fark edemeden? Şehr-i küffarı (Gavur şehri) alacağız derken, komşu şehirler de kayıp gitti elimizden. Şimdi ne diyeyim ben sana.
O-bana memlekete gelecek diye küfr için oruçtayım. Yoksa, o-bana mı geliyor, sana mı geliyor demez...
Neyse... İttifak-ı medeniyyeye katıldıktan sonra sizler için buradayım! Yıkılın karşımdan!
".

Ne güzel söylemiş! Anlayana...


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

13 Mart 2009 Cuma

Mamet'in Amerika'da bulunan akrabaları

Mamet'in akrabalarıyla dünyanın her yanında karşılaşılabileceğine ilişkin uyarımızı yapmıştık. İki nedenden ötürü akrabalık ilişkileri tam olarak belirlenemiyor:

1- Mamet soyundan gelen erkekler aşırı "Issız adam" hormonu taşıyorlar.
Yani "bağlanma problemleri var", "evlilik rutini içinde duygularını yitiriyorlar", "aşklarını uzun bağlılıklarla kirletmek istemiyorlar", "özgürlüklerine çokça düşkünler", "zaman zaman içlerine dönmek istiyorlar", v.b.
Özet olarak, "çok çapkın" olduklarını sanıyorlar. Sanıyorlar, çünkü nicelik, nitelik ilişkisinin farkında değiller.

Her güzelin peşinden koşup, SEÇİLMEK istiyorlar... Mametlerin tarihi konusunda önemli bir belge olan yazılı tarih kayıtlarımızı okuyan dikkatli izleyicilerimiz(Bkz: Aralık kayıtları)seçilme, en birinci olma kaygılarını hatırlayacaktır.
Bilindiği üzere, kimi antropologlar, bu durumu beynin bir bölgesindeki kısmi hasarın bazı türlerde benzer etkiler yapabileceği iddiasıyla açıklamaya çalışmakta. Psikologların kişilik bozukluğu tanısı koyduğu duruma, halkımızın uygun tanımları var ama, neyse...
Ergenlik döneminde, her gördüğü cins-i latif tarafından cezbolup, koşuşturan Mamet erkekleri, gönül çalma eylemini zamanla oldukça ileriye götürebilirler... Gönül çelen olayım derken, düpedüz "arsız adam" olup çıkarlar...

Aşağıda, Amerika kıtasındaki antropolojik gelişimlerinde Mametisyen Bilim Adamlarının aktarımlarında verildiği gibi, Mamet erkekleri kendilerini küçük erkek grupları içinde rahat hissederler. Dikkatli gözler gürültücü, az gelişmiş ergen davranışları gösteren post-primatif gruplar içinde doğal Mamet'leri ayırd edebilirler...

Mamet erkeklerinin 40'lı yaşlarının sonuna doğru ulaştıkları evrimsel basamak "Dünya işlerinin farkında ol(a)mama" olarak tariflenmektedir. Bu yaşlardan itibaren Mamet her karşılaştığı durumda "Taaccüp eder!" Yani hayrete düşer, şaşırır! Önceki onyıllarda (decades) "utanma, arlanma" olarak tanımlanan duygular, gönül çelen olmaya çalışırken körelmiş olduğundan,bunun bir nevi hicap olduğu düşüncesinde olan (iyi niyetli) bilim adamlarına da rastlanmaktadır. Gerçekte "taaccüp etme" durumunun, "Ay utanamıyorum da! Ben mi sebep olmuşum? Hiç bilmiyorum ki", " Bilmiyordum ki!", biçeminde zuhur ettiği herkesçe bilinmektedir. Bu kadar sık unutabilmenin ancak eğitimle mümkün olabileceğine inanalar çoğunluktadır.Mametler bu dönem sonunda, son evrimsel basamaklarına ulaşıp, hayatlarının kalan kısmını "Mızzzzz mııızzz adam" olarak sürdürürler...




Bütün bu dönemlerde, Mamet gruplarının içinde işin Genel Sekretaryasını yürüten kişiler de muhakkak bulunmaktadır...



2- Mamet'in soyu sopu belli olmasın diye çokça uğraşılmış olduğundan, ilişkiler tam olarak çözülemiyor.

Şimdi sıkı durun! Arkanıza yaslanın, derin bir nefes alın. Okuyacaklarınıza inanamıyacaksınız.
Mamet soyuna ilişkin Amerikada tutulmuş tüm kayıtlar,çok gizli biçimde nesilden nesile saklanamıştır. İlk kez gün ışığına çıkan kayıtlardan öğrendiğimiz bilgileri, sadece burada siz değerli okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Kaynağa ilişkin bilgileri yazımızın sonunda bulacaksınız.

Mamet soyu erkekleri çeşitli arazlar göstermektedir. Kuşaktan kuşağa geçen bu rahatsızlığın genetik olup, Y kromozomunda oluşmuş bir bozukluğa bağlı olduğu konusunda bilimsel açıdan güçlü bulgular gözlenmiştir. Bu arazların sonucu olarak, erkek Mamet'ler "giyinelim, süslenelim, püslenelim, yiyelim, içelim, eğlenelim" şiarıyla yaşarlar. Bu hayat tarzı genel olarak insanlara, hele de kadınlara hiç uygun olmadığından, Mamet erkekleri yaşantılarını genellikle küçük erkek sürüleri içinde sürdürürler. Bu küçük primat gurubundaki erkekler de, yüksek derecelerde gen-etik hastalıklarından muzdariptir. Primat grubunun ortak hareketleri, insanoğlunun çocukluk dönemindeki davranışları ile oldukça benzerlik gösterir.

Mamet erkeklerinin bu davranışı, iktidarlara her dönemde yakın olabilmelerini sağlayan bir avantaj oluşturmaktadır. Yaşantısının her dönemini primat grubundaki primitif ilişkilerinde geçiren genç Mamet erken dönemlerden itibaren, mütamadi ergen erkek sendromu hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Bu bilgiler, ataerkil özellikler taşıyan toplumsal iktidar yapısında son derece işlevseldir. Mamet bu bilgilerden yararlanarak, kıvrak hareket edebilme yeteneği geliştirmektedir. -Günümüzde bu özelliğe sahiplere KEMİKSİZ ÇAĞDAŞ denilmektedir.



Her dönemde iktidara talip olan Mamet erkeğinin ilk iktidar yürüyüşüne ilişkin bilgiler digital ortamda düzeltilerek ilk kez sunulmaktadır. Solda olduğu iddia edilmekle birlikte, ekranda Sağda olduğu açıkça görülen resmin Genel işlerini yapan Sekreter'e ait olduğu sanılmaktadır.







Amerika'nın keşfinden çok daha önceleri Mamet soyuna ait bir kolun bu kıtaya ulaştığına ilişkin ciddi bulgulara ulaşılmıştır. Bilim çevreleri, Mamet erkeğinin kıtaya geliş nedeninin karşı cins peşinden koşarken, yanlış yönlere sapma olduğu konusunda fikir birliğine sahiptir. Vahşi Batı'da (Wild Wild West) ilk kez fotograflanabilen Mamet'in resimde kestiği poz dikkate değer (Resim askerliği sırasında patates soyarken çekilmiştir) Aynı dönemdeki sekretere ait olduğu sanılan resim ise oldukça tartışmalıdır. Tartışmalara bir grup Mametisyen Mamet erkeklerinin sekreterlerinin daima sakallı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu sava karşı çıkan bazı Mametisyenlerse sekreterin resminin şakalaşırken yanlışlıkla Mamet tarafından vurularak ölümünden sonra, insan içine çıkabilsin diye sakal tıraşı yapılıp çekildiğine ilişkin görüşler öne sürmektedir. Aynı zamanda, resmin yine solda olduğu iddia edilmekle birlikte gerçekte sağda basılmış olmasını gerçek olabileceğine kanıt saymaktadırlar.

Bu noktada, fotografların kalite bozukluğundan fark etmiş olabileceğiniz gibi, elimizdeki kaynakların nereden geldiği sorusuna gelmiş bulunuyoruz. Bu gizli kayıtlar, Mametler tarafından sürekli ele geçirilmeye çalışılmış. Bu amaçla, silaha sarılmışlar, kayıt tutucuların peşine katiller salmışlar, savcılara suç duyurusunda bulunmuşlar... Bir türlü başa çıkamamışlar. Ancak, bu kayıtların Mametlerin ana vatanı olan Avrupa - Asya köprüsüne gönderilmesi gerekiyormuş. Burada detaylarını veremeyeceğimiz oldukça heyecanlı bir süreçle, o dönemde mümkün olan tek biçimde gemi yolculuğuyla avrupaya ulaşılmış. Ancak, burada da takip sürmüş. O tarihlerde Mametler Avrupa'da güçlü durumda olduğundan, kayıtların tekrar Amerika'ya kaçırılması kararı alınmış. Ve aşağıdaki gemiyle kayıtlar yola çıkmış. Tarih 14 Nisan 1912...

Bilenler, resmi görünce hatırlayacaktır. Geminin adı Titanic... Hikayeyi tekrar edecek değilim. Titanic'in hazin sonu aynı zamanda kayıtlarında uzun bir süre gözden kayboluşunu açıklıyor. Son dalışlarda elde edilen, çıkarılan materyalin içinde bulunan defterler detayına girmeyeceğimiz kimyasal işlemlerle kısmen kullanılır hale getirildikten sonra "image processing" denilen yöntemlerle bilgisayar ortamında yukarıda anlattığımız öyküyü ve fotografları size ulaştırabilmemize olanak sağlamıştır.
Bu bilgilere ulaşabilmek için, sayfaların ayrılabilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki, geçen süre zarfında kasa içinde korunmuş bu evraklar da oldukça hasar görmüşlerdir. Bu nedenle ancak elimizdeki belgeleri açıklayabiliyoruz. Arada neler olduğunu ise hayal gücümüzü kullanarak tahmin etmek zorundayız.
Böylece belgenin en çarpıcı bölümüne ulaşıyoruz. Mamet'in Amerika'da soy ağacı hangi soyadı üzerinden devam ediyor dersiniz? Evet... Tahminler... Soyağacı sonu aşağıda...
Bu sülalelin Evangelist tarikatıyla ilişkisi için aşağıdaki web adresinden bilgi alınabilir:
http://www.bushwatch.com/evangelist.htm
Soyağacının doğrudan evangelist tarikata dayandığına ilişkin ciddi iddialar bulunmakta. Kısacası, bu iddialara göre tarikatın kurucularının Mametlerin Amerika'ya giden koluna dayandığına ilişkin önemli bulgular var.


Bu açıklamayı oldukça spekülatif bulanlar için hikayeyi aktararak bitirelim.
Amerika'da çok iyi bilinen bir Kızılderili sözü* vardır.
Söylentiye göre, Mametler bu atasözünü ilk duyduklarında çok uzun bulmuşlar.
Bizim memlekette buna çalı derler. Böyle kısa dört harfli bir ismi olsa diye düşün, düşün düşünmüşler.
Sonunda, memlekette bizim sülaleye "puş" derlerdi, hadi çalıya Bush diyelim, bu da bizim soy ağacımız olsun, köklenmese de her yerde tutsun demişler.
Bundan sonra Bush soyadı ile anılmışlar... Rivayet budur...
İlk duyduğumda pek inanılır bulmadım ama, önemli açıklamalardaki benzerlikleri düşününce, neden olmasın? Bizim hikayemizdeki Mamet ile Jr. Bush arasında bu kadar benzerlik ... Olabilir yani...
Kızılderili ata sözümüzle bitirelim...

Derler ki:
* The fig tree are useless for making a roller. May be use only to cover the bare-legged by the fig leaves. These are even no leaves! UGH! UGH!
Yani neymiş : İncir ağacından oklava ... olmaz imiş!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hatırlatma, Açıklama, Şok İddia!

Zaman atlaması olduğu düşüncesine kapılan okurlarımızın uyarısı üzerine bu notu yazmayı uygun buluyoruz:
İlk açıklamayı okuyanlar hatırlayacaklardır,
http://mametgunluk.blogspot.com/2008/12/ksa-yk.html
Mamet'in tam olarak ne zaman yaşadığını bilemiyoruz. Ardan buncaaa yıl geçtikten sonra bu kadar güncel bir seçim bildirgesi nereden çıktı diyeceksiniz. Haklısınız. Günlük yayımına,ardı ardına gelen "önemli açıklamalar" ile ara verdiğimiz için, Mamet'in soy ağacına ilişkin edindiğimiz bilgileri yayımlama olanağı bulamadık.
Bu nedenle, değerli okurlarımız Mamet soyunun, en büyük erkek çocuğa Mamet, ikinciye MaaMeet, üçüncüye (en az üç erkek çocuk zorunludur, aynı eşten olması şart değildur! buyurmuşlar) Namet adının verildiğinden habersiz kaldılar.
Bu açıklama ardından da anlaşılacağı gibi, gerçekten de oldukça güncel olan seçim bildirgesinin aynı soydan gelen bir başka "Mamet" tarafından kaleme alınmış olması da muhtemeldir. Mamet soyunun dünyanın her yerine bulaşmış (yayılmış) olabileceği konusunda ciddiye alınması gereken iddialar da bulunmaktadır. Bunlardan birini, öğleden sonra bu adresten okuyabileceksiniz.
Bu arada, kayıtlarımıza yeni eklenen ve tüm Mamet'lerin ortak özelliklerini içeren "KIZSIZ ADAM" videosunu izleyebilirsiniz.
İyi seyirler...




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

12 Mart 2009 Perşembe

Belediye Seçimleri

Mamet'in "Yürütmeyi Durdur" kararından sonra, Belediye Başkanlığına aday olmak üzere alttaki Bildirgeyi açıkladığını öğrendik. Metni sekretere yazdırmadığından imlası oldukça bozuk ...

Yürütmeye devam edebilirsiniz kararı çıkınca, mevcut görevinin daha avantajlı olduğu düşüncesiyle adaylıktan vazgeçtiği söyleniyor...

SEÇİM BİLDİRGESİ
HİÇFARKETMEZ BELDESİ - BELEDİYE BAŞKAN ADAYI
AKgermen ilçesi bağ köyü doğumlu olup orta tahsilimi ilçe orta okulunda, Lise tahsilimi ise farklı toplumların kültürünü merak ederek incelemek hemde değişik oğretmenlerden farklı ders verme biçimlerinden faydalanarak kültürümü arttırmak amacı ile 4 ayrı lise den sırası ile AKgermen Lisesi, AKyaman Lisesi, Akavgat lisesi, en son AKzam lisesini okuyarak tamamladım. Daha sonra Tabapet-ül F,K,B yani Fizik, kimya, Biyoloji Yüksek mektebini okurken bayan bir öğretim üyesinin bana aşık olması ve bu aşıklığın kavgaya dönüşmesi sonucu okulu terk etmeme zorlanarak okulu bitiremeden ayrıldım. Ancak geri kalan kısımlarının kitaplarını okuyup inceleyerek bu okulu bitirmiş gibi kendimi hazırladım. Hayatımın bundan sonraki bölümü ise İzmir'de Otel İşletmeciliği, İstanbulda melamin tapak faprikasında yine İstanbulda Lüks Fitil Fabrikasında Tabip elaman ve yönetici olarak çalıştım.O dönemlerde İstanbulda Yenikapıda Erol Taş'ın kıraathanesinde Erol Taş ile tanışarak bir gün bana Sende Çekiçi Bir erkek görünümü ve hareketlerin davranışlarında artist bir karaktere sahip olduğunu söyleyerek sana yardımcı olacağım diyerek yönetmenle tanıştırması sonucunda küçükken hayal edip durduğum artist olma amacına ulaşarak bazı filimlerde rol alarak oynadım. Ancak üstün başarımı çekemeyen bazı kişilerçe tehdit edilerek, yalnız biri olmam çevrenin olmayışı nedenleri ile istanbulu terk etmek zorunda kalarak Memleketim olan Akgermen ilçesine dönmek zorunda kaldım. Bundan sonraki Yaşamım ise: 11 sene memurluk yaptıkdan sonra, her alanda genel kültürümün Enternasyonel' in üzerinde olması, İlimsel araştırmalarımla kabuğuna sığmayaçak duruma gelerek yapmış olduğum memurluğu küçük görmeye başladım.
Bu zamana kadar okuduğum 1000'i aşkın kitap ile birlikte Dünya üzerinde
Yaşamış ve Hala yaşayan devlet ve Uygarlıkların, yönetim ve yaşayış biçimlerini araştırarak Hangi uygarlık ve devletlerin neden daha uzun ve istikrarlı yaşadıkları ve Hangi uygarlıkların daha kısa istikrarsız yaşadıklarını sepep ve sonuçları ile birlikte araştırarak ve bunlardan örnekler çıkararak bir YÖNETİM biçimi ortaya çıkardım. Bu araştırmalarıma Toplu Yaşayan Arılar, Karıncaların bir arada kavgasız nizasız bir BEY'in yani Başkanın yönetme şekli ile insanlardan daha güzel ve demokratik biçimde yaşayışlarını inçeleyerek geliştirdim.
Bu nedenle Türkiyemizin yönetme biçimlerinen katkıda olacağımı kendimde hissederek 1995 genel seçimlerinde milletvekili adaylığımı koydum ancak maddiyetsizlik nedeniyle kaybettim.
Bu arada Avrupa'ya nazaran Türkiyede paran varsa varsın Paran olmassa Ne kadar akılı olursan ol ne kadar bilgili olursan ol Sen de yoksun paralasını anladım. Bundan Sonra Yine Kendi imkanlarımla Güzel Türkiyemizin Her bir Yanını Evliya Çelebi misali adım adım gezerek Yörelerdeki Toplumların Yaşayış ve Kültürlerini, Ayrıca anadoludaki yaşamış olan uygarlıkların bu güne dek bıraktıkları kültürü ve yapıtlarını inçeleyerek notlar alıp dökümanlar yaptım.
Bu gezi sonuçunda Kendi Kalemimden DERLEDİKLERİM adı altında roman yazmaya başladım hala bu romanı bitirmeye alışıyorum. Bu romanı öyle bir özenle hazırlıyorumki okuyucuların kitabı okudukça bir daha okuyası geleçek şekilde,sürüklenip gideçek şekilde farklı bir yazış biçimde hazırlıyorum. Bu arada senoya yazma çalışmalarımada başladım. Anadoluda gezdiğim Yerlerdeki bütün belediye çalışmalarını Hoşuma giden Şehirlerin planlarını, Buna ilaveten Güzel görünümlü Avrupa kentlerinin pilan ve yerleşim biçimlerinide inçeleyerek kendimde tam belediye başkanı görevini yapabileçek bir şeylerin oluştuğunu hissederek, yeni kurulacak Hiçfarketmez Beldesinin eşi ve benzerine az rastlanan dünyanın dikkatlerini üzerine çeken, her gün her zaman basın ve Televizyonda bahsedilen şirin ve görkemli bir şehrin temel taşlarını kısa bir zamanda meydana getireçek vasflar sahip olduğuma güvenerek bu beldenin Yani Hiçfarketmez'in belediye başkanlığına soyundum.
Hiçfarketmez halkına şimdiden müjdeler olsun. Bu fırsatı kaçırmayacak olan Hiçfarketmez halkıdır.Böyle bir aday bulduğunuz için taacüp etmeyin.
Sayın Sevgili Hiçfarketmez halkına sesleniyorum bu bir fırsattır. Bu vasıflara sahip, bu denli akıllı ve kültürlü bir Belediye başkan adayını Tirilyonlarca para verseniz, veya çok önçeden sipariş etseniz yine bulamazsınız.
İyi düşünülmesi lazım olan bir konu. De-dektörlüğümü Hiçfarketmez'e değiştim. Yani De-dektörlüğü Hiçfarketmez'e feda ettim. Anlarsanız bu işe giriştim Takdir, ve Düşünme,Karar verme sevgili HiçfarketmezLİLERİNDİR.

Seçmezseniz küserim bak...

Mamet xxx
HİÇFARKETMEZ BELDESI BELEDIYE BASKAN ADAYI



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.