30 Mart 2009 Pazartesi

Mahalli İdareler intihabatı

Bildiğiniz gibi, 29 Mart pazar günü ülkemizde yerel yönetim seçimleri gerçekleştirildi. Mamet'in döneminde yapılan hem de-dektör olduğu kurumda "yürütülen" "seçim"lere, hem de Mahalli İdareler Seçimlerine ilişkin notlar olduğunu görünce heyecanlandık. Bu notları sizlere aktarırken, dilini olabildiğince sadleştirmeye çalışıyoruz. Ancak, Mamet'in oldukça ağdalı bir dil kullandığı görülüyor. Birçok kelime günümüzde kullanılmasa da analşılabiliyor. Çok ender kelimeleri dip not olarak verme yoluna gittik. Bu kelimelerin anlamını muhtemelen kendisinin de bilmediğini düşünüyoruz. Şimdi sözü Mamet'e bırakıyoruz. Tabii bu toprakların Mamet'ine:

* İntihab:

1- Seçmek. Ayırıp beğenmek. İhtiyar ve âmâde eylemek.
2- (Bir şey) yerinden çıkmak.
3- Kapışmak. Yağma suretiyle mal almak.

Bu gün pazar... Memleketimizde yapılmakta olan mahalli idareler intihabatı* beni hülyalara sürükledi... BALOTAJ** Mamet lakabını da listeme eklediğim intihabatı hayal ettim... Hey bre...
** Balotaj: Bir seçimde herhangi bir adayın, oyların ekseriyetini alamaması hali.


Rüşdiye mektebinde yapılan başmuaalim seçimleri nihayetinde, Başbaş’ın telkinleriyle Kocabaşbaş beni baş muallim olarak atayalı beri, mektebde muhtelif idadilerde intihabat amellerim devam etmekte... “Yüksek Mekteb”in muhtelif mülki idadilerinde kaşlar çatılıyor, reyler atılıyor, yaptığım hoşluklara cümle erkan gülmekten katılıyor... Eee, kocca “de-dektör”, hikmetinden sual olunur mu hiç?
Rüşdiye mektebinde amel ettiğim ilk iki intihabım büyyük muvaffakiyetle neticelenmiş idi. Lakin Maarif başkanlığı tarafından aynı şekilde nihayete erdirilmedi. Netice itibariyle, yapmış olduğum güzelim düzenlemeler heba oldu gitti... Kıymetimi bilemediler yine... Zaten en sıcak ayın sonlarında da liste düzenlemeyi becerememişler, benim gibi bir cevheri EN birinci yapmamışlardı... Şimdi yine enbirinci geleni atamışlar. Var bana bir kasıd amma...

Merak etmeyesiniz diye ilk iki muhtariyet intihabatım hakkında malumat vereyim efendim...
İlk iki intihabatı hukukullah ve hikmet mülki idadilerinde cereyan etti. Lakin bu tedrisat-ı aliye muallimleri pek dikbaşlı olur bilirsiniz. De-dektör yerine, "Zat-ı şahaneleri" demeyi tercih edecek, yumuşak huylu, uysal koyun, uyumlu, oylumlu bir aday belirledim. Olmaz dediler. Allem ettimi kallem ettim, Dedim ki: Boş reyler benimdir. Gelmeyenin reyi benimdir. Bütün reyler benimdir. İntihabata gittim, dediğim adaya az rey verdiler. Hele bir de, bu yaptığın laklaka deyu, adsız kağıtlarla boş rey verdiler. Taaccüp ettim!
Hepisini topladım, dedim ki: Ayıp yahu, hem beni seçmediniz en birinci, hem de işaret ettiğim adayı seçmiyorsunuz.

Bakın nasıl da akıllıyım, hoşum, yakışıklıyım, güzel konuşurum, cici bici giyinir sizleri en iyi şekilde temsil ederim, üstelik de hem çoook liberalim hem de çook Demokratım.
Sustular.... Dedim ki: Boş reyleri aldım sizin rey vermediğiniz benim adayıma ekledim. Sustular... Dedim ki: "Ama yine yetmedi. Sizin oy verdiğiniz adayı, benim aday geçmedi. Ben ne yaptım? Bilin bakalım. Bir de baktım ki gökten üç rey daha düştü. Üşenmedim topladım, kendi adayıma ekledim. Ohh oldu. Benim adayım en birinci. Listeyi böyle yaptım. Sizin oy verdiğiniz ikinci, benim adayım birinci". Yine de bir şey demediler.

Genel işlerimden sorumlu çirkin bacaklı sekreter, "ben güzel bir yazı hazırlarım yazılı gönderirsiniz, herkesler ne kadar liberal ve demokrat olduğumuzu anlar" dedi. Yazdık gönderdik. Anladılar.

Anladılar da ne yaptılar. Tedrisat-ı Aliye başkanlığına başkanlığına (Maarif) yazımızı göndermişler. Başbaşın, Kocabaşbaşın da haberi olmuş. Bana demediler ama kardeşlerimi çağırmış başbaşım. Bağırmış, öfkelenmiş "Ulan, tugyan*** edeceksiniz beni" demiş. Teget geçmiş hani!
*** Tugyan: Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık.

Neyse laf uzadı. Maarif başkanlığı ebnim Enbirincilerim yerine, idadi birincilerini tayin etti. Karnabaarın şekeri yükseldi, Dikiş tutmaz sakallarını yoldu, Timurlenk ceketinin kollarını çekişdirip durdu, tayinen gelen amcazade Soyak "bundan böyle ikincilerin yerine Daniş-i de-dektör isimlerini yazıp gönderelim" dedi. "Benim aklıma da gelirdi, etrafta dolaşan şu huri gibi güzellere gözüm takılmasa" dedim. Taaccüp ettiler!

Sonra Tedris mektebinde böyle bir intihabat gerçekleştirdik. İkinciyi zaten pek gözüm tutmamış idi. "Bana mı sordun aday çıkarken" şarkısını terennüm et dedim. Sizin söylemenizle şarkı okuyacak değilim demez mi? Yazmadım listeye!

En nihai olarak da Mekteb-i Hendese'de intihabat yapmak icap etti. Bizim Tüyübitmez beğ, yanında adı Kement mi, Cüment mi anlamadığım biriyle geldi makamıma. Sayın de-dektörüm dedi. Bizim oğlanı seçsek. Baktım. İyi huylu, uysal görünümlü. Hiç sözümüzden çıkmaz, her dediğimizi anlar dedi. "hani nohutun ateşte hoplatılmışı, canım leblebi" der demez, "leblebi" olduğunu da anlar dedi. Baktım oğlan da, "Zat-ı şahaneleri nasıllar?" deyu el öpmeye davranmaz mı? İçim kaynadı, çok sevdim. Adın ne dedim. Hercümerç dedi. Tamam notumu aldım dedim. Gittiler.

Az sonra amcazade Soyak gelip, "yahu Danışmend İsligenç bâb-ı mekanizmadan Tasabbun'a vaadde bulunmuş idi. Siz de oldu bu iş demiştiniz. Ne olacak şimdi?" demesin mi? Taaccüp ettim!

Neyse,ikisine de kendilerinden yana olduğumu hissettirerek seçime kadar idare ettim. Dikiştutmaz sekreter toplantı düzenlemiş, gittim. Dedim ki, uyumlu olun. Yakındaki seçimlerde başbaşımıza destek olun. Ben çok demokratım. İlk sırayı gönderirim. Sonrasına İsligençle, Eyyübnar'ın isimlerini yazarım. Niçin? Sorun söyleyeyim. Çünkiii, idarecilik hırsı olan kişiler gidiyor, maarifte uğraşıyor, benim sıralamamı bozuyor. Düzenimi bozuyor. Moralimi bozuyor. Sinirimi bozuyor. Başbaşımla aramı bozuyor. İntihabatımı bozuyor. Sustular.

İntihabata geçtik, reyler verildi. Sayım yapıldı. Hercümerç en çok oy aldı. Tasabbun bey ikinci oldu. Şimdi listeye ne yazacağım diye düşünüp duruyorum.

Bir de şu olmuş:
Mekteb-i Hendese'de intihabat gerçekleştirilirken namzed olmadığı halde bir hanıma (Meşrude Gilsiniz hanımefendi) rey verildüçün Karnabaar'ın şekeri yine tavan yapmış. Karnabaar beyin neden bu kadar öfkelendiğini hiç anlayamadım. Namzed olmayana da rey çıkabilir.

Aaa, anladım sanırım. Bizim idaremizde hiç bayan idareci yok diye serzenişte bulundukları için öfkelendi Karnabaar bey. Ne hassas insan!
Demek o nedenle, "Bizi kasdediyorlar. Bizi kasdediyorlar." diye söyleniyordu. Bak şimdi çok taaccüp ettim!

Bu gece memleketimizde cereyan etmekte olan mahalli idareler intihabatı neticelerini incelerken işte, dalmışşş bunları düşünüyordum. Derken haber geldi Başbaşım beni emretmiş. Mektebimi temsilen iki dirhem - bir çekirdek giyindim, süslendim. O kadar ki, nihai zevcem kuşkulandı, "Gene zamparalığa mı gidiyorsun boyu devrilesice herif" deyu söylendi. Her zaman ki gibi, "Hiç olur mu? Hayatımdaki tek varlık sensin Dil-rübam" deyip gönlünü aldım. Böylece fırladım, yanım sıra gelen bizim oğlanlarla birlikte (Karnabaar, Dikiştutmaz, Mahdum-u satırcı, Güvenlikten sorumlu Makas-el Baytar) huzura vardım.
Başbaşım:
"Helal olsun Balotaj Mamet abi" dedi. Bana abi dedi, balotaj dedi, helal dedi... Gurur duydum, sonrasını dinleyemedim, hülyalara dalıp gitmişim.

Oğlanlar sonradan tir tir titreyip anlattılar. Onlar da huzura çıkınca heyecanlanmışlar demek. Başbaşım demiş ki:
"Helal olsun Balotaj Mamet abi! Beni de-dektör yaparsan mahalli idare seçimlerinde 10 puan farkeder demiştin. O zaman inanamamıştım. Lakin epey fark etti. Etti de Balotaj Mamet abi, yanlış tarafa fark etti.

Aziz oldu Abide, naçar kaldık bizbize. Şehr-i Şehzade, Münevverkent'de gitti gider elden. Neler oldu biz fark edemeden? Şehr-i küffarı (Gavur şehri) alacağız derken, komşu şehirler de kayıp gitti elimizden. Şimdi ne diyeyim ben sana.
O-bana memlekete gelecek diye küfr için oruçtayım. Yoksa, o-bana mı geliyor, sana mı geliyor demez...
Neyse... İttifak-ı medeniyyeye katıldıktan sonra sizler için buradayım! Yıkılın karşımdan!
".

Ne güzel söylemiş! Anlayana...


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder