13 Mart 2009 Cuma

Mamet'in Amerika'da bulunan akrabaları

Mamet'in akrabalarıyla dünyanın her yanında karşılaşılabileceğine ilişkin uyarımızı yapmıştık. İki nedenden ötürü akrabalık ilişkileri tam olarak belirlenemiyor:

1- Mamet soyundan gelen erkekler aşırı "Issız adam" hormonu taşıyorlar.
Yani "bağlanma problemleri var", "evlilik rutini içinde duygularını yitiriyorlar", "aşklarını uzun bağlılıklarla kirletmek istemiyorlar", "özgürlüklerine çokça düşkünler", "zaman zaman içlerine dönmek istiyorlar", v.b.
Özet olarak, "çok çapkın" olduklarını sanıyorlar. Sanıyorlar, çünkü nicelik, nitelik ilişkisinin farkında değiller.

Her güzelin peşinden koşup, SEÇİLMEK istiyorlar... Mametlerin tarihi konusunda önemli bir belge olan yazılı tarih kayıtlarımızı okuyan dikkatli izleyicilerimiz(Bkz: Aralık kayıtları)seçilme, en birinci olma kaygılarını hatırlayacaktır.
Bilindiği üzere, kimi antropologlar, bu durumu beynin bir bölgesindeki kısmi hasarın bazı türlerde benzer etkiler yapabileceği iddiasıyla açıklamaya çalışmakta. Psikologların kişilik bozukluğu tanısı koyduğu duruma, halkımızın uygun tanımları var ama, neyse...
Ergenlik döneminde, her gördüğü cins-i latif tarafından cezbolup, koşuşturan Mamet erkekleri, gönül çalma eylemini zamanla oldukça ileriye götürebilirler... Gönül çelen olayım derken, düpedüz "arsız adam" olup çıkarlar...

Aşağıda, Amerika kıtasındaki antropolojik gelişimlerinde Mametisyen Bilim Adamlarının aktarımlarında verildiği gibi, Mamet erkekleri kendilerini küçük erkek grupları içinde rahat hissederler. Dikkatli gözler gürültücü, az gelişmiş ergen davranışları gösteren post-primatif gruplar içinde doğal Mamet'leri ayırd edebilirler...

Mamet erkeklerinin 40'lı yaşlarının sonuna doğru ulaştıkları evrimsel basamak "Dünya işlerinin farkında ol(a)mama" olarak tariflenmektedir. Bu yaşlardan itibaren Mamet her karşılaştığı durumda "Taaccüp eder!" Yani hayrete düşer, şaşırır! Önceki onyıllarda (decades) "utanma, arlanma" olarak tanımlanan duygular, gönül çelen olmaya çalışırken körelmiş olduğundan,bunun bir nevi hicap olduğu düşüncesinde olan (iyi niyetli) bilim adamlarına da rastlanmaktadır. Gerçekte "taaccüp etme" durumunun, "Ay utanamıyorum da! Ben mi sebep olmuşum? Hiç bilmiyorum ki", " Bilmiyordum ki!", biçeminde zuhur ettiği herkesçe bilinmektedir. Bu kadar sık unutabilmenin ancak eğitimle mümkün olabileceğine inanalar çoğunluktadır.Mametler bu dönem sonunda, son evrimsel basamaklarına ulaşıp, hayatlarının kalan kısmını "Mızzzzz mııızzz adam" olarak sürdürürler...




Bütün bu dönemlerde, Mamet gruplarının içinde işin Genel Sekretaryasını yürüten kişiler de muhakkak bulunmaktadır...



2- Mamet'in soyu sopu belli olmasın diye çokça uğraşılmış olduğundan, ilişkiler tam olarak çözülemiyor.

Şimdi sıkı durun! Arkanıza yaslanın, derin bir nefes alın. Okuyacaklarınıza inanamıyacaksınız.
Mamet soyuna ilişkin Amerikada tutulmuş tüm kayıtlar,çok gizli biçimde nesilden nesile saklanamıştır. İlk kez gün ışığına çıkan kayıtlardan öğrendiğimiz bilgileri, sadece burada siz değerli okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Kaynağa ilişkin bilgileri yazımızın sonunda bulacaksınız.

Mamet soyu erkekleri çeşitli arazlar göstermektedir. Kuşaktan kuşağa geçen bu rahatsızlığın genetik olup, Y kromozomunda oluşmuş bir bozukluğa bağlı olduğu konusunda bilimsel açıdan güçlü bulgular gözlenmiştir. Bu arazların sonucu olarak, erkek Mamet'ler "giyinelim, süslenelim, püslenelim, yiyelim, içelim, eğlenelim" şiarıyla yaşarlar. Bu hayat tarzı genel olarak insanlara, hele de kadınlara hiç uygun olmadığından, Mamet erkekleri yaşantılarını genellikle küçük erkek sürüleri içinde sürdürürler. Bu küçük primat gurubundaki erkekler de, yüksek derecelerde gen-etik hastalıklarından muzdariptir. Primat grubunun ortak hareketleri, insanoğlunun çocukluk dönemindeki davranışları ile oldukça benzerlik gösterir.

Mamet erkeklerinin bu davranışı, iktidarlara her dönemde yakın olabilmelerini sağlayan bir avantaj oluşturmaktadır. Yaşantısının her dönemini primat grubundaki primitif ilişkilerinde geçiren genç Mamet erken dönemlerden itibaren, mütamadi ergen erkek sendromu hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Bu bilgiler, ataerkil özellikler taşıyan toplumsal iktidar yapısında son derece işlevseldir. Mamet bu bilgilerden yararlanarak, kıvrak hareket edebilme yeteneği geliştirmektedir. -Günümüzde bu özelliğe sahiplere KEMİKSİZ ÇAĞDAŞ denilmektedir.



Her dönemde iktidara talip olan Mamet erkeğinin ilk iktidar yürüyüşüne ilişkin bilgiler digital ortamda düzeltilerek ilk kez sunulmaktadır. Solda olduğu iddia edilmekle birlikte, ekranda Sağda olduğu açıkça görülen resmin Genel işlerini yapan Sekreter'e ait olduğu sanılmaktadır.







Amerika'nın keşfinden çok daha önceleri Mamet soyuna ait bir kolun bu kıtaya ulaştığına ilişkin ciddi bulgulara ulaşılmıştır. Bilim çevreleri, Mamet erkeğinin kıtaya geliş nedeninin karşı cins peşinden koşarken, yanlış yönlere sapma olduğu konusunda fikir birliğine sahiptir. Vahşi Batı'da (Wild Wild West) ilk kez fotograflanabilen Mamet'in resimde kestiği poz dikkate değer (Resim askerliği sırasında patates soyarken çekilmiştir) Aynı dönemdeki sekretere ait olduğu sanılan resim ise oldukça tartışmalıdır. Tartışmalara bir grup Mametisyen Mamet erkeklerinin sekreterlerinin daima sakallı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu sava karşı çıkan bazı Mametisyenlerse sekreterin resminin şakalaşırken yanlışlıkla Mamet tarafından vurularak ölümünden sonra, insan içine çıkabilsin diye sakal tıraşı yapılıp çekildiğine ilişkin görüşler öne sürmektedir. Aynı zamanda, resmin yine solda olduğu iddia edilmekle birlikte gerçekte sağda basılmış olmasını gerçek olabileceğine kanıt saymaktadırlar.

Bu noktada, fotografların kalite bozukluğundan fark etmiş olabileceğiniz gibi, elimizdeki kaynakların nereden geldiği sorusuna gelmiş bulunuyoruz. Bu gizli kayıtlar, Mametler tarafından sürekli ele geçirilmeye çalışılmış. Bu amaçla, silaha sarılmışlar, kayıt tutucuların peşine katiller salmışlar, savcılara suç duyurusunda bulunmuşlar... Bir türlü başa çıkamamışlar. Ancak, bu kayıtların Mametlerin ana vatanı olan Avrupa - Asya köprüsüne gönderilmesi gerekiyormuş. Burada detaylarını veremeyeceğimiz oldukça heyecanlı bir süreçle, o dönemde mümkün olan tek biçimde gemi yolculuğuyla avrupaya ulaşılmış. Ancak, burada da takip sürmüş. O tarihlerde Mametler Avrupa'da güçlü durumda olduğundan, kayıtların tekrar Amerika'ya kaçırılması kararı alınmış. Ve aşağıdaki gemiyle kayıtlar yola çıkmış. Tarih 14 Nisan 1912...

Bilenler, resmi görünce hatırlayacaktır. Geminin adı Titanic... Hikayeyi tekrar edecek değilim. Titanic'in hazin sonu aynı zamanda kayıtlarında uzun bir süre gözden kayboluşunu açıklıyor. Son dalışlarda elde edilen, çıkarılan materyalin içinde bulunan defterler detayına girmeyeceğimiz kimyasal işlemlerle kısmen kullanılır hale getirildikten sonra "image processing" denilen yöntemlerle bilgisayar ortamında yukarıda anlattığımız öyküyü ve fotografları size ulaştırabilmemize olanak sağlamıştır.
Bu bilgilere ulaşabilmek için, sayfaların ayrılabilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki, geçen süre zarfında kasa içinde korunmuş bu evraklar da oldukça hasar görmüşlerdir. Bu nedenle ancak elimizdeki belgeleri açıklayabiliyoruz. Arada neler olduğunu ise hayal gücümüzü kullanarak tahmin etmek zorundayız.
Böylece belgenin en çarpıcı bölümüne ulaşıyoruz. Mamet'in Amerika'da soy ağacı hangi soyadı üzerinden devam ediyor dersiniz? Evet... Tahminler... Soyağacı sonu aşağıda...
Bu sülalelin Evangelist tarikatıyla ilişkisi için aşağıdaki web adresinden bilgi alınabilir:
http://www.bushwatch.com/evangelist.htm
Soyağacının doğrudan evangelist tarikata dayandığına ilişkin ciddi iddialar bulunmakta. Kısacası, bu iddialara göre tarikatın kurucularının Mametlerin Amerika'ya giden koluna dayandığına ilişkin önemli bulgular var.


Bu açıklamayı oldukça spekülatif bulanlar için hikayeyi aktararak bitirelim.
Amerika'da çok iyi bilinen bir Kızılderili sözü* vardır.
Söylentiye göre, Mametler bu atasözünü ilk duyduklarında çok uzun bulmuşlar.
Bizim memlekette buna çalı derler. Böyle kısa dört harfli bir ismi olsa diye düşün, düşün düşünmüşler.
Sonunda, memlekette bizim sülaleye "puş" derlerdi, hadi çalıya Bush diyelim, bu da bizim soy ağacımız olsun, köklenmese de her yerde tutsun demişler.
Bundan sonra Bush soyadı ile anılmışlar... Rivayet budur...
İlk duyduğumda pek inanılır bulmadım ama, önemli açıklamalardaki benzerlikleri düşününce, neden olmasın? Bizim hikayemizdeki Mamet ile Jr. Bush arasında bu kadar benzerlik ... Olabilir yani...
Kızılderili ata sözümüzle bitirelim...

Derler ki:
* The fig tree are useless for making a roller. May be use only to cover the bare-legged by the fig leaves. These are even no leaves! UGH! UGH!
Yani neymiş : İncir ağacından oklava ... olmaz imiş!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil