8 Haziran 2009 Pazartesi

Sergüzeşt devam ediyor - Üçüncü Bab

Zaten baştababet görevini allem edip, kallem edip elimden aldılar diye canım sıkkın! Şimdi bu karnabaar taifesi de muavin olarak Tababet mektebini mi temsil ediyor yani?
Biri Hendese, bir diğeri Adem-i Merkeziyyet mektebi derken, iki karnabaar da temsil etti mi Tababet mektebini. Ben neyin temsilcisiyim yahu? Taaccüb ettim!

Böyle kendi kendime söylenirken Dikiş Tutmaz atıldı.

"Efendim, siz De-dektör olacaksınız" dedi. " Hiç bir şey bilmeyeceksiniz. İki dirhem, bir çekirdek giyineceksiniz. Süslenip, püslenip özel cheffeur ile gezecek, makamı temsil edeceksiniz. Duyun-u Umumi'den yeni eleman, hazine-yi maliyeden bol bol altun talep edeceksiniz. Vermezlerse Amaan canım sağolsun, kendileri bilirler deyip kendinizi üzmeyeceksiniz. Zaten hazinemiz pul pul akçe dolu, daha önceden istenip izni gelmemiş bir sürü de kadro var. Ooooh, har vurup, harman savuracaksınız. Sanki en yüce devletlu, bir nevi padişah olacaksınız."


Ha, Tabii bir de bol, bol taaccüb edeceksiniz!


Ederim tabii, etmezmiyim hiç! diye düşündüm.

Yüce KocaBaşbaşla ilk tanıştığım güne daalıp gitmişim. Sonra bana demişti ki: Ankara'dan ferman geldikten sonra, İstanbul'da padişah olsan kellen gider!
Yaaa!

"İşte, sonunda tam bana uyan bir iş!" deyu na'ra atmışım. Mahcub oldum!
Dikiş Tutmaz'ın sırtını sıvazladım " Seni gidi parule oğlan!" dedim. "Yahu, sadrazam olacak adamsın!"
- "Teveccühünüz efendim. Peki kabul ediyorum" demesin mi?

Yahu neyi kabul etti şimdi bu parule oğlan? Taaccüb ettim!






Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder