Gönderdiğin posta güvercinini aldık. Pek lezzetli çıkdı. Ayağına bağladığın risalede Dikiş Tutmaz ile tekatüliyetimizin devamına merakta kaldığını yazmışsın. Hadşe-nişar biriyim vesselam!
Sergüzeşt: Macera
Tekatül: Kesişme
Hadşe-nişar: Merak veren, vesvese.

Hatırlarsan hikayeti teferruatıyla anlatmış idim:
http://mametgunluk.blogspot.com/2009/05/bahr-i-sefid-kysnda-pamfilyadayz.html
Nerde kalmıştım diye baktım da, en son şöyle demişim:
İşte böyle, alkış kıyamet makam aracımdan çıktım. Güruhun arasında yürüyorum. Birden bir gümbürtü koptu, koşarak gelen biri çarpıp beni yere yıkmasın, üzerime çıkmasın mı? "Amman, Alıcı kuşların gazabına uğradım. Ruhumu teslim ediyorum, ya rabbim. Ben ettim sen etme, Me'mun ağabeyim.." derken ne göreyim. Böyle, dizlerimin bağı çözülmüş, yere çöküvermişim. Üstümde bizim Dikiş Tutmaz. Taaccüb ettim!
Hemmen bizi yerden kaldırdılar. Üniformalı bir takım adamlar koştu yetişti. Meğer bir de özel muhafuz bölüğüm var imiş. Aslında benden önce mektebin muhafız bölüğüymüş. Ama şimdi, mekteb bana, ben mektebe yaraşır. Değil mi? Dikiş Tutmaz'ı kaldırdılar. Neredeyse hırpalayacaklardı. Atıldım, "DURUN!" dedim. Alem durdu, dünya durdu, herkes durdu. Baktım, yarılmadan bu yana pek görüşmediğimiz Dikiş Tutmaz'a, şöyle dedim:
* Hayrola Jam? Artık bu kadar ayrı mıyız?
- Affınızı dilerim, sevgili ağabeyim. Hiç istemeden canınızı yakmış, bir yerinizi incitmiş olabilir miyim? Biliyorsunuz, ben makamınıza çok yakın oturuyorum. İşe giderken, her emekçi gibi umumi vasıtaları kullanıyorum. Lakin, vasıtalar pek fasılalı. Geç kalmamak için çabalarken, karşıki durakta vasıtayı gördüm. Yetişeyim diye koşarken, kalabalığı görmemişim, telaşla size çarpıvermişim!
* Yahu, Dikiş Tutmaz anlattığın bu hikayeye kim inanır?
- Kadir İnanır!
Evvel-emirde hakkını teslim edelim, pek parule şu bizim oğlan. Güldük hep beraber. Haydi dedik, makama çıktık. Daha odaya girmeden biri kesti önümü. "Hoş Geldiniz, Sayın De-dektör!" diyerek. Amman, bu her kelimenin ilk harfini büyük söyleyen adam da kim? diyecek oldum. Dediler: Muavininiz, Hendese mektebinden Amcazade Soyak bey. Ee, hemmen taaccüb ettim!
parule: 1)Şakacı, latifeci 2) Yonga 3)Hayırsız ve işe yaramaz kişi
Meğer pek muhterem bir zat imiş. Çook ulu kişilerle tanışlığı var imiş. Memleketten biraderlerimi dahi tanır imiş. İntihabatta Tüyübitmez beğ tarafında yer almış. Amma, intihabat ertesinde Tüyübitmez beğin reyleri bana devr olunca, reylerle beraber Soyak bey de devrolmuş! Dikiş Tutmaz atıldı: " İşte bir misal daha!" deyu ünledi. Nedir? diye sorarak ona döndük hepimiz.
"Alamanlar yenilince, biz de yenilmiş sayıldık.
Reyler devredilince, muavin de devredilmiş sayıldı!" demez mi?
Parule oğlan!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder