Gerçi biraz bâlâhânî kaçmış kutlamalar. Gül suyu şerbetlerin ardarda yuvarlayınca fena çarptı yahu! Ebu-l Mireh tarafından habt edilmiş gibi oldum. Tevbe estağfirullah!
Bâlâhânî: Bir şeyi aşırı derecede yüksek gösterme, abartma, şişirme.
kîl u kal: Dedikodu.
Ebu-l Mireh: Şeytan
Uyandım ki tepemde bizim Kuftehar! "Abii, eşşek gibi içmisiz yaw. Kalk hadee"deyu konuşup duruyor.
Dur bre, Bazende-zeban, zevzek, Kuftehar! deyu kükreyerek doğruldum yerimden. Allaaah belim nasıl ağrıyor! Amman, amman! Adeta eşşekten düşmüş karpuz gibiyim!
"Yahu ne oldu böyle, gül suyu deyu, şerbet deyu ne içtik, ne içirdiler?" diye söylenerek doğruldum. Baktım ki Punto'da mektebin başmuallimlik odasındayız. Oohh çektim. Neyse etrafta yabancı kimse de yok! Teşeffi ettim!
Bazende-zeban: Boş boğaz, geveze, çok konuşan.
Zevzek: Geveze. Münasebetsiz, temkinsiz. Ağzı ve eli durmayan. Hoppa.
Teşeffi: 1- Rahatlamak. Şifâ bulmak. 2- Öc almak. Öc veya intikam almakla yüreği soğumak
KMUCA- Kadı ve Müddei-yi Umumî Cemiyet-i Âli kararlarını aklıma düşürdüm tekrar. Reddi kadı talebime "olmaz" diyen kadıya galebe çalmak keyfimi iyice yerine getirdi.
Yahu bir kahvaltıya çıkalım, Ekincilik - Çiftçilik Bankasından aldığımız paralarla ne güzel mevki-i lökal yaptırdık. Şöyle denize nazır, dört başı mâmur, nimhab-ı mahmur bir teslif edelim deyu düşündüm. Bir yandan yer, bir yandan deniz derya nazar eder, bankadan aldığımız nemaları dağıtacağız deyu bekleşen vazifedâra da nazire ederiz!
Nimhab: Yarı uykulu, mahmur.
Teslif 1- Kahvaltı etme.2- Takdim etmek.3-Bir nesnenin fiyatını evvelden vermek.
Böyle güzel düşler kurarken, güzel sekreterim girdi. Asayiş şubesinden bir takım memurun geldiğini haber verdi. Taaccüb ettim!
Efendim meğerse, bu birlikte kutlama yaptığımız zerzevat akşam şerbeti iyice kaçırmışlar. Hadşe-aver davranışlarda bulunub, etrafta arâm-sûz tavırlar eda eylemişler. Bizim Makas-el Baytar gidip eşraftan bir muhterem zatın tomofiline kafayı uzatınca olanlar olmuş, sabiler korkmuş!
Arâm-sûz: Huzuru bozan, rahatsızlık veren.
Hadşe-aver: Rahatsızlık veren, insanı sıkıntıya koyan
Aranıyor, tikkat tehlikelidir! afişleri bütün şehr-i Symirna'yı donatmış!

"Yok öyle bir mule değildir! Yaptıkları donk eylemiştir kafasına. Bir daha yapmaz, vallahi billahi tallahi!" deyu zor bela def etdik zabitanı. Zaten karnım aç! Kafam oldu bir kazan. Diyecek bir laf bulamadım. Yürüyün dedim. Kahvaltıya çıkıyoruz!
Nihayet çıktık. Masaya dizildik. Vakit öğleni epeyce geçmiş. Donatın sofrayı dedim. Koopere bir sofra olsun!..
"Başüstüne haşmetmaab" dediler. "Meyve olarak ne istersiniz?"
Baktım masadakilere, mırığı düşmüş oturuyor herkes, kafaları önünde.
Yahu dedim. Mevsim yaz. İçimiz kavrulmuş dün geceki şerbetlerden. Ciğerim yanıyor, şöyle mis gibi bir karpuz olsa yemez miyiz yahu? Yeriz vallahi!
Koşuştu herkes. Masa donatıldı. Baktım karpuz yok! Nerde karpuz dedim! Soğuyor haşmetlüm dediler. Beklediğime değecek bir karpuz olsa bari!
Derken iki kişinin taşıdığı karpuz geldi. Amman bu da ne? Taaccüb ettim!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.












