20 Temmuz 2009 Pazartesi

Mecburiyet, yok Meşveret, hayır Mutlakıyyet, hah tamam Muvaffakiyet Toplantıları

Değerli kardeşim,

Uzunca bir süre habersiz bıraktım seni. Filhakika, iki satır yazı yazacak halin var mıdır? deyu sorsan, derdim ki yoh, yoh...

Şu kadı işini tayin mevzunuu sündürüp, KMUCA (Kadı ve Müddei-yi Umumî Cemiyet-i Âli) toplantısını geciktirdikçe, muhakeme uzuyor. Bu durumdan ziyadesiyle memnun mes'ut gidiyoruz. En memnun olan bizim kesici tabbiblerden Mahdum-u Astar idi. Amma, onun da bazı dertleri var anlaşılan, yüzünden düşen bin parça. Eee, zevce değiştirmeden hovardalık yapmak kolay mı, Kuftehar?

Karnabaar beg ile zevcesi de ayrı bir alem oldu. Ayrılmaz beraberlikleri dillere destan duymuşsundur. Nereye gitsek hep beraber, biraderlerimizden biri adeta. Karnabaar beg, IV. Murat begin tütün yasaklarına kafayı takmış durumda. Ağzından tütün çıbuğunu eksik etmiyor. Görsen sanırsın çıbuğu yeyip bitirecek. İkisi bir arada, suratları beş karış dolanıp duruyorlar.

Müddei-yi Umumî: Savcı
Kuftehar : 1) Köfte yiyen. 2) Geveze, çenesi düşük.
3) Şarlatan. Kendini beğenmiş. 4) Çapkın.

Ya ben neyin derdindeyim, onlar neyin derdinde? Bu taaccübün yasaklanması pek de kötü oldu. Alışmışım bu hayata, taaccüb etmeden yaşanmıyor. Sıcak ayların başlangıcından beri katılmasan olmaz toplantıları yapılıp duruyor.
Mecburiyet mi, Meşveret mi, Mutlakıyyet mi, Muvaffakiyet mi bir türlü öğrenemedim adlarını. Hani şu talebelerin de muallimlerin de, hatta bir de eşrafın da katıldığı sıkıcı toplantılar. Hayatımda katılmış değildim. Şimdi hepsine katılmam şart imiş. "Yahu, me'zun sayın beni, katılmayayım şu adını bile bilemediğim toplantılara" diyorum. "Hâşâ, sizsiz olmaz" diyorlar. Mecburen katılıyorum. Katıldığım toplantılarda bir de konuşma yapmam isteniyor. Tabii orası kolay. Benim nas'ıl müthiş bir hatip olduğumu bilirsin. Onlar da öğreniyor.

Meşveret: Danışma. Konuşup anlaşma. Fikir edinmek için konuşup görüşme. Görüşme meclisi
Mutlakıyyet: Şartsız ve kayıtsız olarak bir hükümdarın emri ile bir hükümet, devlet veya bir topluluğun idare usulü
Muvaffakiyet: Bkz. Muvaffak
Muvaffak : 1)Başarmış. 2) Gâyesine erişmiş. 3)Ulaşmış.

Bende laf çook. Anlayabilsinler diye maddeler halinde nasihatler ediyorum toplantılara katılan öğrenci tayfasına. Şu muaalim tayfası da baksın bakalım nasıl olurmuş de-dektör. Bu konuşmamı dinleyip de devrisi yıl karşınıza gelen talebe takımına bakın da görün, nasıl da farklı olacak önceki yıllardan. Bunun için teşekkür edeceksiniz bana, eğitimi kolaylaştıran de-dektör diye.

Nasihatlerimi maddeler halinde yazıp, tüm sınıflara assak mı acaba?

İlk toplantıdan sonra, öğrenci tayfasından nasıl alkış alınacağını hemmen keşfettim.
Konuşmamın giriş bölümüne başlarken Sayın bilmemkim, sayın kimbilmem, Sayın benibilmez, ve kız öğrencilerimizin erkek arkadaşları, erkek öğrencilerimizin kız arkadaşları ve ayrıca kız öğrencilerimizin kız arkadaşları, erkek öğrencilerimizin erkek arkadaşları, ..." diyorum ve es verince kopuyor alkış kıyamet.

Bütün Mecburiyet, Meşveret, Mutlakıyyet, Muvaffakiyet Toplantıları esnasında bu reçetenin tuttuğunu müşahade ettim. İlk toplantıda dokuz maddede (DOKUZ)topladığım onbir nasihatin çoğu mükerrer nitelik taşıyormuş. Onları biraz azalttım, herkesi memnun ettim. Eee iyi yönetim işte bu:



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 yorum:

  1. neymiş neymiş dokuz madde neymiş, bizi bu nasihatlerden mahrum etme, söyle mamete bize de nasihat etsin. Meraklı Bayat. (tazelik kalmadı artık)

    YanıtlaSil