
Bizim Kelebek begin zevcesi pek hamarattır. Bu yüzden tekaüt olmak istediğin pek taaccüb etmiş idim. Bizim Parule oğlan ile Karnabaar beg hep beraber epey uğraşmıştık tekaüt olmasın deyu. O zamnalar iyi niyetimizi anlayamamışlar idi. Şimdi herhalde anlamış. Anlamış ki, elmalı PIe pay yapıp göndermiş. Yani sanırım o göndermiş. Başkasının gönderdiğine kim inanır? Kadir İnanır!
...demek istiyorum, amma Parule oğlanımı kaybettim. Yollarımız nerede intersection olacak da (keşişme) tekrar kucaklaşacağız diye hasretle bekliyorum. Bu satırları okusa da onu ne kadder büyük bir iştiyak ile aradığımı bilse...
Gerçi Plascan begin de şirat erbabı olması gibi ortak yanlarımız var amma, Parule oğlanla aynı alanda iştigal edup, bir bir biri birimizi pek de iyi anlıyor idik. Kader! Mahdumu Astar mı aramızı açtı, Parule oğlan mı kork'du da kaçtı? anlayamaadım.İştiyak: Fazla arzu ve şevk. Tahassür. Hasret çekmek. Özlemek. Göreceği gelmek.
şirat: Neşter
Kendisinden pek haber de alamıyoruz. Karnıbuhur toplantıları mı ne öyle bir toplantıya katılacak Eylül'de dediler. Yine Eylül! Bu arada iyice dinleniyormuş, mış...
Dünkü havai fişek felaketinden sonra akşam telafi için bir kutlama ifa edelim dediler. Şöylee şerbetler, gülsuları içelim, çoşalım falan. Çok maharetli bir bar-mend bulduk dediler. Pek anlamadım. Ne barmendi. Nereye gideceğiz yahu? diye sordum. Siz bırakın, açık havada pek kuytu, göz önü olmayan bir yer dedi, Mahdum-u Astar. Bu da daha önceleri sota yerleri bizden öğrenir idi, şimdi bize öğretir oldu!
Barmend: Yemiş veren, yemişli ağaç.
Kutlamalar için Musiki San'atları mektebinden de bir çalgı göndermişler. A, aa taaccüb ettim! Kocaman bir keman! Yahu bu nasıl çalınır deyu aldım elime, lakin pek latif sesler çıkarmıyordu attım gitti.

Akşam beni aldılar, gittik. Hakikaten pek latif bir mekan. Gülsuları, şerbetler derken ikisini birden karıştırıp coctail ediyoruz dediler. Gelsin! buyurdum. Ne desem az: Mâ-i Leziz, Müşteheyat, Lühum-u Lezize derken Lut olduk hepimiz. Bir ara, kendi sesimi duydum "Şairin dediği gibi, coctail kadehinde balık olsam!" deyu nara atarken. Tenaşür ve Tefeşşi olup, İnhişar ettim! Gecenin sonunda hep birlikte Tefessüh olduk azizim!
Mâ-i Leziz: Lezzetli ve tatlı su.
Müşteheyat: Lezzetli şeyler. Nefsin hoşuna giden ve iştah için yenen şeyler
Lühum-u Lezize: Lezzetli etler.
Lut:1- Tatlı yemekler. Lezzetli yiyecekler. 2- Çıplak.
Tenaşür: Dağılmak.
Tefeşşi: İntişar etmek.
İntişar: 1-Dağılmak. Yayılmak. Üremek. 2-Tıb: Yorgunluktan damar şişip kabarmak. Umumileşmek.
Tefessüh 1- Alçaklaşmak. Bozulmak. 2- Çürümek. Kokup dağılmak. 3-Tâkattan düşmek.

Bir de jurnalcılar aramışlar. Ceride'de balotaj ve yahut da rapörtaj yapmaya geleceklermiş. Sene-i devriyye ve dahi mekteb hakkında. Yahu dedim. Karnabaar bege de haber edin. Birlikte verelim kapörtajı. Önce de bana bir sürahi daha nefis kahve, neskahve getirin de kendime geleyim yahu!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Turgut Benöz, yukarıdaki satırlara dair bir yorumda bulunmadığım için pek bir içerlemiş. Taaccüp ettim hakketten. Sen kalk Dar - ül Elhan'dan kemanın büyüğünü çalan birini getirmişler, ama tuhaf sesler çıkartıyordu de, sonra da benden yorum bekle. Olacak şey değil. 6 ağustos 2008 tarihinden beri yüksek mektebin dört bir yanından gelen sesler patlak davulun verdiği sesten daha kötü. Dar - ül elhanın kemancısı herhalde daha iyi sesler çıkarmıştır herhal. Taaccüp ettim. Ettim.
YanıtlaSilNe güzel, herkesler kendini tanıyor bu günlükte, hakketen ben bile kim olduğumu anlıyom, acaba o da anlıyor mu?
YanıtlaSilyanıt: Hiç sanmam