29 Eylül 2009 Salı

Küşât telaşındayız

Aziz ve muhterem biraderim,

Biliyorum seni ziyadesiyle ihmal ettiğim fikrindesin. Vallahi ne desen haklısın. Lakin pek makbul bir maruzatım var.

Biliyorsun devrisi sene vakti müsait olmadığından Yüce Başbaş kardeşimi mektebin Resm-i Küşadına getirtememiş idik. Bu sene hayırlısıyla gelecek iiiinşallah!
Küşad (Küşât): f. 1- Açış. İlk açılış merasimi. 2- Açma, fethetme.

Bu vesileyle, mahalli idareler intihabatı hususunda bana çok kızgın olmadığı kanaatine de varmış oluyorum. Hüzünüm yerini Katarat-ı Şadîye bırakacak olursa kimsecikler şaşırmasın vallahi!
Katarat-ı Şadî: Sevinç damlaları. Sevinçten dolayı akan gözyaşları.

Eee, ne de olsa çok eskiden beri tanışırız. Hatırlasın artık babamın çiftliğinde kaldığı günleri. Hepimizin bir hedefi vardı o yıllarda. Vardık şükür!

Hazırlık telaşlarından bir türlü elim divide varmadı. Bu mektubu yazarken bir yandan da manicure randevuma nasıl yetişirim diye düşün düşün düşünüyordum. Aman hep ben mi DÜŞÜNeceğim. Biraz da beni buralarda var edenler DÜŞÜNsün değil mi? Bizim cilalı ibo çok düşüncelidir. Manicure deyince Makas el Baytar'a söylemiş (o bu konularda çok tecrübeli) bana CHIN yapımı bir manicure seti alıp göndermişler.

Bir hazırlık, bir hazırlık gırla gidiyor. Hiç üşenmedim, Küşâda özel kokular getirttim. Açılış mer'asimine katılacak cübbeli hocalara hediye edeceğiz. Sen katılmıyorsun deyu kırgın olduğumdan, ancak bir suretini gönderiyorum azizim.

Tebaa'ma mahsus tenbih ettim. Tüm vekilharçlar, eski/yeni General Secretariat'lar, Danişmendler, Hekimbaşları ve dahi çıbanbaşları muhakkak hazurunda bulunacak. Eski mekteb müdürümüz İdmanyurdu beg ve muhterem zevcesine hürmette kusur etmeyiniz. Konseyiz Genal begi muhakkak mevcutlu tutunuz. Dikiş Tutmaz fotograf vermek istemiyor, kuytu bir yere oturtunuz. Çok ortalarda görünmek istemeyen Koca Kemal beg gibi muhalefet mebus adayı zata özel ihtimam gösteriniz, uygun yer veriniz.

Katılan ziyadesiyle fazla olsun çün, günde üç-beş defa posta güvercini uçuyorum azizim. Bir de her mevkii üçün özel otobüs tahsis ettim. E, daha da gelmez mi bu keratalar.


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

18 Eylül 2009 Cuma

Mübarek bayram gününüzü temennilerimle kutluyorum!..

Sevgili biraderim Turgut,

Gönderdiğin değerli kartı aldım. Hemen arkası okudum. Demişsin ki:

Hüzün'lü biraderim Mamet,
Mükâtebe esnasında Taaccüb etmelerinin kesir-ül vuku' bulduğu dikkatimi celbetti. İş bu sebeble, gavur dillerinden biri olan Anglezce hazırlanmış bu levhanın ziyadesiyle faideli olacağını düşündüm. Bu vesileyle mübarek Ramazan bayramının hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.

Mükâtebe: Yazışma. Mektuplaşma. Birbirine yazma.
Kesir-ül Vuku':Sık sık olan, çok vuku bulan.



Değerli biraderim.
Bu fikrinden ötürü sana şükranlarımı sunuyorum.
Perişanhâtır geçirdiğim, sık sık dalıp dalıp gittiğim şu günlerde yazdıkların beni ziyadesiyle mütehassis etti. Hani,çocukken bayramlarda "çok kilo alıyorsun Mamet. Fazla şekerleme yeme" deyu elime karpuz tutuşturdukları zamanlarda bana gizlice şekerleme vermen gibi oldu yani.
Perişanhâtır: Dalgın, düşünceli.



Bilirsin bende ziyadesiyle Şeker-güzâr biriyimdir. Bu iyiliğinin altında kalmam. Mektebin kesesinden sana da bir şeyler ayarlarım evelallah. Gerçi bu levhayı nasıl dilimize tercüme ettireceğiz bilemiyorum. Bizim mektebde Anglezçe ibadet yapılmadığından mütevellit, tahmin ediyorum biraz zor olacak. Lakin bu işin de altından kalkarız evelallah.
Şeker-güzâr: İyilik bilen, teşekkür eden.



Bu arada, arkadaki resmim neden bıyıksız deyu merak eyleme. Daha önce çekilmiş bir fotografımdan basıldı da ondan. Hani, bir takım münasebetsizler "Tumansız hava sahası" afişleri için yok imlası kötüymüş, -de ayrık olmalıymış deyu fitne çıkarmışlardı, hatırlarsan. Ziyan zebil olmasın deyu, onları bayram tebriki haline dönüştürdük.

Mübarek, Ramazan, bayramını, kutluyor, Sağlık, mutluluk, barış, dileklerimi, Ailelerinizle birlikte, size'de iletiyor, um.
Mamet
De-dektör






Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.


Sevgili izleyiciler,

Başta Hakketten Çeşm-i İstikbal-bini Hatun olmak üzere hepinizin hem bayramını kutlar, hem de yeni öğretim yılının sağlıklı, başarılı geçmesini dileriz.

Mamet ve Şürekası'nın maceraları bir yılı aşkın bir süredir devam ediyor.
- Kurtulamayacağız galiba bu maceralardan...
- Bitmeyecek bu işkence, gitmeyecek bu güruh...
diyenlere bayram vesilesiyle hatırlatmak isteriz ki:
Karanlığın içinde yürüyorsanız, hep çevrenize bakıp durmayın. Başınızı yukarıya kaldırın. Gökyüzü üzerinizde, bulutlar dağılmış olabilir.
Çok klişe bir deyiş olsa da tekrar edelim: Çaresizseniz, çare sizsinizdir.
Yayın Kurulu adına,
Turgut Benoz

10 Eylül 2009 Perşembe

Gemisini yürüten kaptan!

Sevgili dostum,

Uzun süredir gözüm dalıp dalıp gidiyor...




Sohbetlerimizi hasret ve iştiyakla yad ediyorum.
İştiyak: Fazla arzu ve şevk. Tahassür. Hasret çekmek. Özlemek. Göreceği gelmek.
Sana daha önce bahsini ettiğim Kel-ebek beg, bir tutturdu Titan'ick öyküleri deyu bir e-name dizisine, her gün bir name gönderip Tita'nick bahsi ediyor. Hatırlarsan ceddimin bir kısmının bu Tit'anick gemisi hususunda nahoş hatıratı vardır.

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/03/mametin-amerikada-bulunan-akrabalar.html


Bu husustan tekrar bahis açılması hasebiyle ziyadesiyle mütehassıs ve dahi rahatsız olmuş idim. Bu nedenle, elim divide varmadı.
Bu mor sümbül namı ile mar'uf münafık guruba gönderilen güvercinleri bir türlü tutub, kanadını yolamadım azizim. Hakkını da yemeyeyim, bu Ke'lebeg beg neden EnBirinci olduğumu da pek güzel isbad ettiydi. Filhahika, namelerinde de benden sitayişle bahsederek, Kaptan olduğumu teslim etmiş, ker'ata!..

Bursa'nın kurtuluş gününe kadar bir sürü name gönderip, Ti'tanick öykülerinden bahsetmiş. Yahu oradamıydın da bu kadar iyi biliyorsun? Buz dağından kopan parçaları viski bardaklarına koyup, "Prost!" deyu bağırdığımızı da yazacaksın deyu insanları korkutuyorsun. Bu kadarı da fazla değil mi azizim?

Son namesinde de, İkinci kaptan hikayesi anlatarak tarafıma yönelik tenzil-i rütbe yaklaşımını esefle karşıladım. Bu üzüntümü Mahdum-u Satırcı'ya anlattığımda bir sevindi sorma. Ona da çok kırıldım. Bunca yıllık satır arkadaşım Dikiş Tutmaz'dan sonra bir de Satırcı'nın bu edası HÜZÜNlere gark etti.




Dikiş Tutmaz dersen ortalarda yok! Karga'tulum film günlerindeki hezeyanının da dinleyen birinden haber alamadım. Geçenlerde demirat'a binerken görülmüş diyorlar.


Bir sürü garip adamla uğraşır dururken, mektebin açılışı da giderek yaklaşıyor.
çok helecanylanıoyrum. BElim ayağıma dolaşıyor. Sebebi malum!

Hatırlarsan geçtiğimiz yıl, Başbaş kardeşimi davet etmiş idim. O da "Mamet abi, şimdi erken bakalım nasibse seneye" demiş idi. Hatırlarsan bu hususda bir rüyamı hayırlara vesile olsun diyemeden bir solukda anlatmış idim:

http://mametgunluk.blogspot.com/2008/12/duyuru_19.html

Bu sene davetimizi tekrar etmiş olduk. Haydi bakalım, hayırlısı.



Bu seferlik bu kaddar yazayım azizim. Ne de olsa yürütmek zorunda olduğumuz bir gemi var. Dümende kalmaya devam etmek lazım değil mi?



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

3 Eylül 2009 Perşembe

Kasedim çıktı, aldınız mı?

Hüzün söze dönüştü, sözler şarkılara!..


Diyeceksiniz ki, bu Hüzün neden?

Biraz Hazan mevsiminden, biraz kederden!..
Parule oğlan bensiz gitmiş de Vallabulun filim konkresine İktidar (BEN), Kapitalizm (Paracıklar) ve Tıp (Sustum!) konusunda konuşma yapacak imiş! Breh, breh!
Başlığı da pek güzel :
" Mektebin Güdülenmesinde Jam'in Rolü: Neden General Secrateriat oldum? "

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.