2 Ekim 2009 Cuma

Devr-i tedrisad Kelâm- ı Küşât - 2

Muhterem Başbaşım, değerli uzaylılar,

Mektebimizin adını kimi zaman rakamla, kimi zaman yazıyla yazabildiğimizi biliyorsunuz. Sizlere, muhterem atalarımızın "eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözlerini hatırlatmak isterim.

Yine bir yüce büyüğümüzün pek büyyük bir isabetle ifade ettiği gibi, "de-dektörlük makamı yan gelip yatma yeri değildir".

Hattı zatında, yine buyurmuşlardır ki "yüksek mektebe gelip okuyup adam olabilirsiniz, ve fakat her yüksek mekteb mezunu muhakkak iş bulacak deyu bir mevzuu da yoktur. Böyle bir şey yoktur."

Bizler bu ifadelerden feyz almış bir idare olarak, arı gibi çalışmaya devam etmekteyiz.


Tedrisad, her daim hayati ehemmiyet arz eden bir hadisedir. Öyle olmasa idi, azası olmak için bunca gayretkeş tutum içerisinde olduğumuz Evropa'da yapılan Örövizyon müsabakasına Hadise gönderilirmiydi hiç? Ne hoş bir sunum, o ne güzellik değil mi sayın Başbaşım.

İşte bizim de izleyeceğimiz yol bellidir. Hadise gibi, pardon tedrisad gibi mühim bir hususda, arzu etsek de, etmesekde top gibi yuvarlaklaşan bir âlem-i fâni içinde "ben de topum" diyebilmek, memleketimizin sahibi olduğu genç nüfusun muhterem Başbaşımızın pek de güzel ifade buyurduğu gibi "en az üç çocuk" sahibi olarak çoğaltılması, imkânlarımızın bu doğrultuda seferber edilmesi ile mümkündür.

Muhterem Başbaşım, memleketimizde sizin devr-i iktidarınız sırasında bu gibi hususlara ne büyük önem verdiğiniz, ilim yayma cemiyetlerine, fıkıh okullarına ne büyük vakit ayırdığınız pek az bilinmektedir. Müsadenizi istirham ederek, içinde bulunduğumuz sene içinde, İlim ve Fenniyat Yüksek İstişare Cemiyeti toplantısına katılarak, bizahiti oraya da başkanlık ettiğinizi cümle aleme bu kürsüden haykırmak isterim. Olur mu sevgili Başbaşım?

İlim ve Fenniyat sahalarında uzman olabilmek için, önce ilim sahibi olmak gerekmektedir. Zaten bütünleşmeyi ihtirasla arzuladığımız gavuristan elleri de, benzer bir hedef koyarak "seneye yerkürenin en yüksek ilim iktisadiyesi haline gelmek" arzularını açık etmişlerdir.

Değerli Hemşinliler, bu hedefe varmak çün AR-GE yapmak gerekmektedir. Yani ARakla, Götür, Endişe etme. Bunun için en önemli kaynağın, yüksek mektebler ve Darüş Şifalar olduğu ortadadır. Bu vesileyle, dikkatinizi çekmek istiyorum: memleketimizde bu kaynaklar fevkalade azdır. Devletin elinde azıcık 94 adet, yüksek mekteb bulunmaktadır. Birazcık da vak'ıf mektebleri vardır. Kibris adasini ilhak etsek oradan da biraz olur amma toplasan yüz 50yi bulmaz yani. Demek ki, bizim yapmak istediğimiz gibi mektebleri ikiye bölmek pek uygun olur muş!..


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder