Cedid: Yeni
Asr-ı Cedid: Yeni Asır
Sevgili kardeşim,
Yahu şu muhabirleri susturmak ne zormuş. Güya aleyhimizde olmayan metbuatın yaptığı neşriyata bakarmısın?
Son mektubumda hani üstü örtülü olarak bahsetmiş idim:
Bu arada neler oldu senin haberin yok! Bizim Mahdum-u Astar'ı zor bela kurtardık mahbusiyetten. Yani en azından birini, hiç değilse şimdilik. Bu da mühim elbette amma, ne zorluklara göğüs geldim bir bilsen. Kolluk kuvvetleri İbo'mu alıp götürünce Vekilharç Hekimbaşlar panik çünde beni aradılar.http://mametgunluk.blogspot.com/2009/11/beyhos-oldum-azizim.html
Mektub mu ellerine geçti, nereden haber aldılar bilinmez, doladılar dillerine her gün Mahdum-u Satırcı hakkında bir haber neşrediyorlar. Sen tanımazsın herhalde, bizim Hekimbaş Satırcının biladeri kendileri.
Mahdum-u Bilader Satırcı!..http://www.yeniasir.com.tr/HayatinIcinden/2009/11/21/tecavuzcu_profesore_6_yil_hapis_cezasi
Bu muhabir taifesini bilirsin. Bir taraftan başladılar mı işleri karıştırmada üstlerine yoktur.
Başbaşımı da arayamıyorum ki, neşriyata engel olsun. Zinhar müşkil durumdayım!..
Bu matbuat taifesi beni de icbar edip durmakta. Zor bela bir mülakat verdim. Dedim ki:
Mahkeme kararıyla benim ilgim yok!İlk defa sizden duyuyorum.Daha yeni yükseltilmiş Üstad ünvanı verdiğimiz bir meslekdaşımız. O da bizler gibi garib bir kesici tabib.Hızlıca yükseltelim deyu, alel usul raporlarını gönderttik. Halloldu sandık.Bize Mahdum-u Satırcı'nın Üstad olanı iki günden fazla yatmaz demişler idi.Haberi duyunca taaccüb ettim!..
Yahu adam hakkında hıyab edilen fiiller ilzam edilmiş. Luzum-u mahpushane kararı verilmiş. Cümle dosyaya itirazlar edilmiş, bir müddet evvel verilen ceza temyiz muhakemesi tarafından tasdik edilmiş.
Adam da sırra kadem basmış. Bir süredir ortada yokmuş. Yakalanamamış.
Biraderi hekimbaşı, onu konuşturamamışsınız bana ne soruyorsunuz, değil mi? Tadarug ettim!
İlzam: Muaraza veya muhakemede delil göstererek muhalifini susturmak, iskât etmek. Söz ve fikirde galibiyet. İltizam ettirmek. İsnad ve isbat etmek.
Tadarug: Sıkılmak.
Devrisi günler de bir akl-ı evvel muharrir peşime düşüp de: " Peki sayın de-dektör. Madem ki bu muhterem şahıs bir müddettir ortada yok. Nasıl oldu da, Üstad ünvanı almak üzere başvuruda bulundu?
Nasıl oldu da başvurusu hızla işleme konuldu?
Ortada olmadığı, işyerinde bulunmadığı halde, nasıl oldu da ünvana layık bulundu?
İşe gelip gelmediğini takibe yetkili olan çalıştığı yerdeki kesici tabibler başı değil mi? Bu zat-ı muhterem de biraderi değil mi? Bu konuda bir şey yaptınız değil mi?
diyerek den eyyam-ı maziyyeyi de karıştırmazlar mı?
Eyyam-ı maziyye: Geçmiş günler.
Off, of Kıllet-i Nukud'dan kurtulacağız, yedi ceddimiz rahat edecek derken, İksa-yi Kalb ve dahi Hadşe-i Derun'a gark olduk azizim!..
Kıllet-i Nukud: Para darlığı. Para sıkıntısı.
İksa-yi Kalb: Gönül sıkıntısı, iç darlığı.
Hadşe-i Derun: İç sıkıntısı, gönül üzüntüsü.
Şiştim, vallahi şiştim!
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder