Mahsur: Etrafı çevrilmiş. Muhasara altına alınmış. Hasrolunmuş. Hududlanmış. Kuşatılmış.
Müstazraf: Etrâfı kuşatılmış. İçine almış.
Aziz ve Muhterem kardeşim Turgut Müteazzimane,
Kendimi bizahiti cümle dünyadan mahfuf zannederken birden mahsur ve dahi müstazraf olduğum fikrine kapıldım.
Yahu hani biz half-god ve yahut da yarı-tanrı sayılırdık. Canı kurtaran, ömrü uzatan neşter denen bıçak bizim ellerimizde "Tanrının kılıcı" halini almaz mıydı?
İş bu sebeple, birlikten kuvvet doğar diyerek neşterlerimizi biraraya getirdik. Allem ettik, kallem ettik ekseriyetin oyunu almasak da, kâh "neşterimiz var, oyarız!" diye tehdit ederek, kâh "gücümüz var, paylaşırız!" diye işbirlikçi yaratarak makamı gasbettik.
De-dektör fassad,
General Sekreteriat fassad,
Hekimbaşı fassad, her birimiz yek diğerinden fesad mektebi ele geçirdik.
Fassad: 1.Kan alıcı, kan alan. 2. Cerrah.
Fesad: Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek
Her şey ne güzel başlamıştı oysa. Sonra daha koltuğumu ısıtmamış, makamımın arka odasındaki tadilat tamamlanmamıştı ki, Hakketten Çeşm-i İstikbal-bini Hatun'un "half-god" değil de, "half-time" olduğumu ifşa etmesi gümledi. Birden işler karıştı. O karışık zamanlarda Mahdum-u Satırcı Darüş-şifa'da makamındaki toplantı odasının dinlenme, keyif çatma odasına çevirmekle meşgul olduğundan, başmuallimliğe bile pek gelmemişti. Bak unutmuşum!
Sonra ismi lazım değil rakibem, bu ifşaatla da yetinmedi. Tuttu beni kadıya şikayet etti. Üstelik de ilk raundu kazandı, daha yeni yürütmeye başlamıştık ki, "yürütmeyi durdurma" kararı alındı.
Sağolsun, o dönemdeki katkılarını unutmak mümkün değil, hepimiz ziyadesiyle borçluyuz kendisine Dikiş Tutmaz kardeşim sayesinde üst mahkemenin kararı bozmasını sağlayacak bir takım destekçi muhalif (hani fotosentez solcusu dediklerinden) gugukçular da bulundu da, yürütmenin devamı sağlandı. Eee, her şey Başbaş ve dahi Kocabaşbaş'ın telkinleriyle gerçekleşemiyor. Bazen de işbirlikçiler gerekiyor!..
Bu sayede muhakeme sürecini uzattıkça uzattık. Tavsattıkça tavsattık!.. Nihayetinde heyet başkanı oldukça yüksek bir mevkii ile taltif edilerek Erzurum'a tayin oldu!
Her alanda yeni destekçiler, yeni işbirlikçiler yaratmaya gayret ettik.
Tağyir, Tehdit ve Taaccüb!..
Mevki, Makam, Zülf-i Yâr!..
Riya, İhlâs ve İnkâr!...
Yol gösterenimiz DECCAL!..
şiarıyla hareket ettik.
Tağyir: Değiştirme
Zülf-i Yâr: (Mc) Menfaat, fayda, çıkar.
Riya: Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket.
İhlas: Müşteriyi aldatmak. Müflis olmak.
Üstelik de etrafımıza bir sürü destekçi (güya muhalif, güya hükümet karşıtı, güya milliyetçi yahut da solcu, aslına bakarsan hepisi düpedüz goygoycu) toplamayı da başardık.
Goygoyculuk: Her koşulda, her zamanda ve her yerde iktidarın yanında bulunma ve nimetlerinden yararlanma sanatı, daha doğrusu hastalığıdır.
Lâkin, Mahdum-u Satırcı Bilader'lerin başına gelenlerden sonra kara kaygılardayım azizim.
Her suçun bir cezası var diyor hukukçular.
Mektebde olanlardan birinci derece De-dektör ve General Sekreteriat (Ah Dikiş Tutmaz nasıl uzadın hemen) sorumluymuş.
DarüşŞifa'dan de-dektör ilen hekimbaşı sorumluymuş.
Darüşşifanın ih-ha-le namusuna halel getirdi deyu alıp götürdülerdi İbomu. Az kalsın geri de vermeyeceklerdi. Zor kurtardık ellerinden. O da şimdi muhakeme altında.
Mekteble alakalı olarakdan beni de alırlar mı? Tevehhüm, Tahaşşi ve Teşennüc içindeyim!..
Tevehhüm: Evhamlanmak. Az tehlike ihtimâli olsa çok korkmak. Yok olanı var zannetmekle ye'se ve korkuya düşmek.
Tahaşşi: (Haşyet. eden) Korkmak. Çekinmek. Ürpermek.
Teşennüc: 1- Buruşuk olma, buruşma. 2- Adalelerin gerilip büzülmesi, kasılması. 3-Korkmak. 4-Titremek.
Çok kıymetli muallim okurlarımız,Muallimler gününüz neş'e içinde geçsin.Yolunuz her daim bilim ve dahi sanat'ın ışığıyla aydınlansın.Yayın Kurulu
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder