17 Aralık 2010 Cuma

Maarif mektebinden dokümanlar





Hazine-i Evrak dairesinden bildirilmekte olub, bu husustaki neşriyatın keyfiyete binaen yapılabileceği arz olunur.





Muhtelif mekteblerle ilgili evrakları tercüme ettikçe siz değerli ehl-i takibcilerimize arz etmeye devam ediyoruz.
Evrak işleriyle iştigal etmek zaruretinden mütevellit, Mamedik hatırata esna vermek mecburiyetinde kalmış bulunmaktayızdır. Filhakika, Mamedin mekteb açılışında davetlere icabet etmeyenleri ifsah etmeyeceğiz.
İfsah: Unutmak. Akıldan çıkarmak. İhmal etmek



Keza tayinler hususundaki dosyamız tekemmül etmekde.
Kim nereye nasıl tayin edilmekde?
Akademik tayinlerde hangi hususlara bakılıyor?
Kadrolar nasıl dolduruluyor?
Suallerine yanıtlar için bekleyiniz!

Bir de Yok artık daha neler? dosyamız var. Tahsilat nasıl yapılır, cebe nasıl para atılır? konulu dosyamızı da merakla bekleyiniz!..

 









 


Güvercinle mektub göndererek kendisine ulaşmaya muvaffak olabildiğimiz De-dektör Hüzün şöyle dedi:
 "Taaccüb ettim! Zira, Müdür tayin ettiğimiz arkadaşımızı pek severim! Nasıl böyle bir tacizde bulunmuş anlayamadım. Mektebimizdeki idareci arkadaşlarımızla ilgili böyle taciz ve dahi tecavüz haberleri çıkınca vallahi çok üzülüyorum.
Kadim dostum Dikiş Tutmaz'ın pek beğendiği bir kızılderili atasözü var: Karda yürü, ama iz bırakma! Bu arkadaşlarımız nasıl olup da bu izleri bırakmışlar bunu hep beraber DÜŞÜNmeliyiz. Bu hususta bir toplantı tertib edeceğiz! "

  
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

9 Aralık 2010 Perşembe

Efnan ve Belagat mektebleri dokümanlari saçılıyor




Mirim Turgut,

Kendülerini bana Tümleşik Rüşdiyeden olarak yutturan Kör Prens nam-ı diğer Huyar, Kılperi, Tennur Söylemez ve avanelerinin coşkulu arzuları ve Dardar Hırt'ın kurnazca talebiyle malumunuz mektebi ikiye böldük. Bir Belagat bir de Efnan mektebimiz oldu. Darülfununumuzda mektep sayısı bir fazlalaştı, vallahi taaccüb ettim!!

Lakin Belagate, baş müderris tayininde bizimkiler kapıştı. Malum herkesin gözü yükseklerde!

Kılperi ben isterüm deyü tutturdu. Kör prens Huyar ve Tennur Söylemez geldiler, aman yapma, odaha önce elim bir tecavüz vakası dolayısıyla matbuata düştü, üstelik hakkında bir de intihal soruşturması vardı, bak güç bela kapattın dediler. Nihayetinde bizim tümleşik cenahın temsilcisi olarak Tennur Söylemezi ve yanında da Kör prens Huyar'ı baş müderrislikte vazife verelim dedik.



Bu Huyar'a karşı muallim taifesindeki öfke ve havf etmeyü bir türlü hıfz edemiyorum. Ne olmuş yani adam bir zamanlar selefim dedektörün tetikçiliğini yapmışsa! Şimdi dahi benim tetikçimdür. Kendisini elinden tutup darülfunana sokan böyük hocasının afişini yırtarken yakalanmış olması Huyar için gerçi en azından etik değildür ama zaten biz de etik filan dinlemeyüp atanma talep etmedük mü?

Bu Kör prens Huyar tam benlik adam zaten Karabaar da kendüsünü çok sever onu her zaman koruyup kollar. Yakışıyorlar birbirlerine vesselam!

Karabaar beg, Angora'ya gidip Yüksek Muallimler Meclisin de kendisinin ne kadar muhafazakar ve milliyetçi olduğunu anlatırken, Kör prens Huyar da parmağındaki şeş oklu yüzüğü çıkarttı ve sağ cenaha bir hayli yaklaştı.



Ben Kör prens Huyarı çok severim de ah bu münafıklar olmasa. Filhakika, Kör prens Huyar'ın gönlü hoş olsun deyu, diyarı Kayserri'den  müderris getürttüğüm dahi vardı. O müderris de da tutturdu  mu, "ben Belagatte baş müdür olacağım" deyü. Nan - kör prens!

Üstelik zat-ı şahanemden ve Kör prens Huyar'dan hazzetmeyen cümle muallim bu kayserili müderris etrafında birleşmez mi! Ayıkla mektebin taşını!..



Halbu ki kayseriliyi ben Ortaçağdaş Mustaa'nın üzerine getürtmüş ve dahi makamı ona terkettürmüştüm. Vallahi bu muallim taifesini anlamak zor!Bizim Tennur Söylemez'e topu topu sekiz rey çıkmaz mı! Yahu hani bizim Tümleşik Rüşdiye çok güçlüydü? Nerede bu reyler? Filhakika, ENBİRİNCİ olamadık lakin atandık. Tababet mektebinde ENBİRİNCİ olamadık lakin Tüüüyalama Conta hanfendiyi atandırdık!..Tennur atanmaz mı? umuduyla Angora'ya yazdık ama bu defa olmadı. Yüksek Muallimler Kurulu Kayseriliyi atayıverdi.

Ortaçağdaş Mustaayahu ben mahkemeleri de kazandım. Ben ne Gidenerin ne de Gelenerin adamıyım bırakın ben Departuman da makamıma gerü döneyim deyü sızlanıp geziyo ama Ortaçağdaş'a da makamını iade etmedim. Ortaçağdaş, "bana nasıl mobbing iddiasıyla dava açtılarsa ben de Mamet'e karşı dava açacağım deyü delil ve şahit toplamakla meşgulmüş". Yahu bir de mobbingçi dedektör diye matbuatın diline düşmeyim!.. Vallahi taaccüb ederim. Çok öfkelenirim.




Seviyorum bu Kör prens Huyar'ı, varsın her devrin adamı olsun bu devirde de benim adamım ne de olsa! yok benim gönlüm Huyar'ı seviyo işte ne yapayım. Bu arada Huyar'ın disiplin cezalarını kaldırırken Dardar Hırt ve Ortaçağdaş'a soruşturma açtırmamız biraz tenakuz oldu. Ama ne yapalım bu kadarcık da olsun.

Soruşturmayı bizim Hercümerc Tarçın'a havale etmiştik. O da Tüysüz beg ne derse onu yapmaz mı?  "Önümüz seçim, böylesi her devrin adamı çok işe yarar" demiş Tüysüz beg. Hercümerç'de cezaya gerek yok, bunlar masum diye rapor yazmaz mı! Şu kaddercik bişey bulur insan, ne yapacağım şimdi bu soruşturma dosyasını yahu!



Dardar Hırt'ın keyfi iyice yerinde.  Artık Efnan Mektebinin tek sahibi. İkinci devir için de baş müderris intihabatını böyük farkla kazandı. Biraz da zat-ı şahanemle arasındaki buzları eritti. Eyi de etti. Şu sekiz senelik devirde ne var itaat etmeyecek aşkolsun yani!!

Goygoycu Kocasaçı da pek seviyom. Hiç mesele çıkartmaz. Gerçi kadroların çoğunu aktararak hem onu hem de Kılperiyi biraz fazla ödüllendirdik ama yakışır onlara, bir o yana bir bu yana fırfır dönmeleri başımı döndürse de daire-i etrafımdan hiç ayrılmadılar. Belagattekiler de Goygoycu Kocasaçdan az biraz ders almalı.

Kayserli Müderris de bir acayip, arz-ı ubudiyet etmekte gerçi çok mahir ama pek bir tutarsız, habire departuman açmak ister, elinde kadeh yanında hatunlar, her vesileyle laik olduğunu vurgular, yahu boşver bunları azizim bak baş müderris de oldun keyfine bak! İki mektep te tek bir binada olunca bu binayı paylaşamıyorlar. Yahu hazinemiz boş, ben size ayrı ayrı bina inşa edecek değilim a! 

İki seneyi devirdik de-dektörlükte, ne belagatte ne de Efnan da hala bir destek bulamadık, tümleşik rüşdiyelinin sayısı bir türlü artmadı. Mektep bölündü olmadı. Kör prens Huyar'ı rehber edindük olmadı. Kılperiyi mi dinleseydik deyü hav ederim.Yahu iki sene önce bunlar sekiz kişiydi yine sekiz. Ne yapsak bilemem ki!





Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Mikiliks de neymiş?

Yahu muhterem...





Sizin memleketten de duyuldu mu bu Mikiliks? Bu aralar bizim matbuat ziyadesiyle bu muhaberatla çalkalanıp duruyor. Ucu bucağı bize de dokunacak mı? deyu yüreğimiz hop hop edip duruyor.

Diyorlar ki, henüz ifşa edilen evrak eser mikta imiş. Daha neler neler var imiş.

Acep bizim mekteblen ilgili neler var deyu uykularım kaçıyor vallahi!...









Oysa bu gün  çok mesud olacak idim. Dün dediler ki, Koskoca bir Kocabaşbaş sizi makamınızda ziyaret edecek. Amanın! Taaccüb ettim! Açılış davetimize icabet etmeyen muhterem idarecilerimiz mi ziyarete geliyor? Heyecana gark oldum. Filhakika öyle değil imiş. Bir yavru milletimizin eski Kocabaşbaşı ziyarete gelecek imiş.

Yine de matbuattan geldiler. Bizim EvvelZaman neşriyatına servis edilmek üzre bir demeç patlattım helbet! Dedim ki: "Yavru Kocabaşbaş, milletin kalbinde iyi bir kocabaşbaş olmasının yanında iyi bir lider ve İYİ BİR KAHRAMANDIR."

İmdi, yahu Kahramanın kötüsü mü olurmuş? deyu sorarlar biliyorum. Bilemedim işte. Benim kahramanlarım hep kötü bir şeyler yapıyor ya! Zaten bir tanecik kahramanım var. O da benim işte!

Neyse, yine laf karıştı. Bu Kocabaşbaş'da ziyaretimde Mikiliks'den bahsetmez mi?


Bu Mikiliks bizim mektebe de bulaşacak dedim.

Acaba neler dökülecek ortaya?

Efnan ve Belagat mekteblerinin nısfiyet sonrası durumu ?

Açılan kadrolara kimler yerleşiyor? Kimler müracaat edemiyor? Neden edemiyor?

Bu kadder kadro nereden bulunuyor? Nasıl geliyor?








ENDAZEMİZ NE?

Kadrolara atama için tatbik edilen endaze nedir?

İdarecilerimizi nasıl seçiyoruz? Seçilemeyen arkadaşlarımızı nerelere/nasıl tayin ediyoruz?

Tayin ettiğimiz idareciler hakkında açılan taciz davaları (Henüz muhakeme aşamasında olanlar, geri aldırılmaya çalışılan davalar, kadıya ricacı olmalar, Hıncal Kalfa ve diğerleri).






Kooperatifin muhtelif ecnebi memleketlerdeki seksensekiz hesabı!

Karantina ne oldu? Darülşifanın nihai hali nedir?

Temeller nerede? Ne yapıyor? Dikiş Tutmaz, Makas El-Baytar, Baskıcı Hüso ve niceleri...

Miadı dolan Tümleşik cepheciler ne yapılıyor?







HABIS kimin tepesine çöktü?




















Gizli hamilelik uydurmasyon mu? Ciğer-gûşe Cananım kzım yaşındaysa kime ne? Ciğer-pâre Cananımın kadro işleri ne olacak?  
Ciğer-gûşe, Ciğer-pâre : 1- Evlât, yavru. 2- Sevgili. Mâşuk.










Kimin oğlu, kimin kızı, kimin kocası, kimin akrabası çün hangi kadrolar ilan edildi?

İlan edilen kadrolar şahsıma rey olarak geri dönecek mi? 








Tüysüz beg kimlerle birlikte ? De-dektör namzedi olacak mı? Olacaksa aldığı reyleri kime devredecek? Aceba bana mı? Yoksa gizli bir ittifak peşinde mi? Hendese mektebindeki reylerini kimlere vaad ediyor?




Açılışa kimler çağırıldı da gelmedi? Gelmediyse neden gelmedi?
Bana mı gelmedi? Mektebe mi?





Mektebin hali pür melali?
Memleketteki mekteblerle kıyas-ı fukaha edildiğimizde irtifa kaybettiğimiz doğru mu?
Grafikler eşliğinde tafsilatlı açıklamalar!


Darüşşifa'da Hekimbaşı neden yeni binaya taşındı?







Yeni kartlar akıllı mı? Aptal mı? Bu kartları kim, kaç liraya bastı? Eskiden bankanın bedavaya bastığı kartların suyu mu çıktı? Vahvah Cicim'in kartlarla ilgisi ne?









Klozemenaide aldığım evin tapusunu nüçün büyük evladımın üzerine yaptırdım? Evin 350 bin çil akçe tutan parası hangi değirmenden geldi? De-dektörlük çok kârlı bir meslek mi? Haftaya memleketimizin yüksek mevkilerine kar yağacak mı? Uzak tepeler bembeyaz olacak mı? mı mı mı!..






Ve daha neler neler? Vallahi maydanozlu köfteler. Belgeler tercüme edildikçe burada yer alacak. İzleyiniz. Taacüb edeceksiniz!..




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

11 Kasım 2010 Perşembe

SIRNAŞIK Röportac- vallahi son!

Muhterem azizim,

Röportac yayını yeter demişsin. Filhakika, hakkımdaki en değerli bilgileri muhterem izleyicilerden saklamak haksızlık olur deyu, son bölümü de katibeme yazdırdım. Sonrasını sana bırakıyorum.


- En son Kültür-Sanat procelerinizden bahsetmiştik. En büyük hayalinizin "Mamedin Mektebi Kültür Sanat ve Alışveriş Merkezi" olduğunu söylemiştiniz. Peki sizin sanata karşı ilginiz nasıl? Yeterli zaman ayırabiliyor musunuz?


En çok müziğe karşı ilgim var. Türk sanat müziğine bayılıyorum. Elbette Batı klasiklerini de dinliyorum ama sanat müziğimizin yeri ayrı. Hatta bu hususuda da bir proce geliştirmiş idik. Konservatuvarımızda bir Türk Sanat musikisi departumanı açalım istedik. Filhakika, Batı sazları meraklısı, Batı hayranı münafık muallimeler bizim ileri görüşlülüğümüzü anlayamadılar. Halbuysa, DESO (Doğrusu Enerjik Senfoni Orkestrası) hep klasik Batı musikisi mi çalacak a canım? Arada sırada Türk Sanat musikisi çalsa fena mı olur? Zeki Müren mesela... Solist olabilecek değerli arkadaşlarımızda var. Bir Karabaar veyahut Makas El-Baytar çıkıp söylese, valla yıkılırsınız...



- En çok kimleri tercih ediyorsunuz?


Gençleri tabii. Ah pardon siz musikiden bahsediyorsunuz. Taaccüb ettim!..
Eskileri. Zeki Müren ve Müzeyyen Senar tutkunuyum. Pop müzikte ise favorim hep Barış Manço'ydu.

- Etkinliklere katılma fırsatı bulabiliyor musunuz?


Vallahi ben Sanat hayranı bir insanım!!! Film izlemeyi, tiyatroyu çok seviyorum. Sanatın bizim mesleğimizdeki önemi çok başka.  Yıllardır insanları kesiyorsunuz, paralarını alıyorsunuz, sayıyorsunuz. Diğer yandan, matbuattan takip ediyorsunuzdur çeşit çeşit sorunlar yaşıyorsunuz.

Koskoca mektebde zor bela % 15 oy alabilmişken atanmak için hiç utanmadan kulis yapıp, uğraşıyorsunuz. siyasetçi partili akrabalarınızı, kardeşlerinizi seferber ediyorsunuz.

Sizin kadar oy bile alamamış Tüysüz beglen yanyana fotograf çektirip, "reylerini bana devretti" deyu poz veriyorsunuz.

İhhalelere fesat karıştıran bir mali işler müdürü tayin edip, "arkadaşımıza iade-i itibarda bulunduk" deyu demeçler veriyorsunuz. İade-i itibarda bulunduğunuz adam Quarantina -1 operasyonunda tutuklanıyor. Nerdeyse iki senedir mapus!..

Hekimbaşınız Mahdum-u Satırcı Quarantina-2'de gözaltına alınıyor. Tutuksuz yargılansın deyu, hadi bir daha kulis, höküme kapısında uğraşıyorsunuz.

Tecavüzden hüküm giydiğini bile bile, küççük Mahdum-u Satırcı alelacele kılıfına uydurup terfi ettiriyorsunuz.

Benim halam mı, babamın halasının kızı mı? bir türlü bilemediğim yakınımın mirası hususunda pişmiş aşa su katılıyor.

Bu arada bir de zevceniz gizlice hamile kalıyor!...

Bir de Darü-şifanın her yanı KABLO! Bakın!

-Valhahi işiniz çok zormuş!

Zor çok zor!!! Kimseler anlamıyor.
Oysa ki ruhsal olarak rahatlamak, güç kazanmak için sarılmak gerekiyor. Her ne kadar şimdiki yoğun tempoda sarılmaya zaman ayırmak güç olsa da zaman yaratmaya çalışıyorum. Beğendiğime, fırsat bulduğumda sarılıyorum.


- İşiniz sanki katı, acımasız insanların işi gibi görünüyor.


Değil. O sıradaki amacınız başka. Ben normal hayatımda son derece sakin, duygusal bir insanım. Çok içli ve romantiğimdir. Yaşadığım olaylardan çok çabuk etkileniyorum.


- En zevk aldığınız hobiniz nedir?

Futbol maçlarını izlemek.

- Unutamadığınız filmler?

Baba I, Baba II, Kadın Kokusu ve Postacı.

- En sevdiğiniz sinema sanatçısı?



Al Pacino (Kadın Kokusuuuu)

-En sevdiğiniz yer?
Klezomenai!!!  (Urla- Halamın evi de orda)

- En büyük aşkınız?

Nabza göre şerbet vermek. Bu hususta rakip tanımam. Kime en büyük aşkım olduğunu söylesem, hemen inanır.
 
 
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

4 Kasım 2010 Perşembe

Asr-ı Cedid Rapörtacı -ikinci bab

Değerli Biraderim,

Senin şu yürüyüşlerde epey uzun sürmeye başladı. Yazışamıyor, görüşemiyoruz. Vallahi özledim kendimi...

Mahalli bir matbuatta yayımlanmış olan löportacımı okumamış olanlar kalmasın deyu, kalınan yerden devam edelim arzusu içinde yanıp tutuşuyorum. Gelsin sorular!..

Mektebiniz için hedefleriniz nedir? Eğitim, Yayın, Araştırma, Kültür - Sanat?

Bu sorunuz için çok teşekkür ederim. İyi ki sordunuz. Bu konuda en önem verdiğimiz proje Punto'da yeralan Başmuallimlik binamızı büüyyüüük bir kültür, sanat ve alışveriş merkezi haline getirmek...

Hadi yaa??? De-dektörlük binası nolcek?

Efenim binayı Tıknaztepe'de bir yerlerimiz varmış. Arada kokteyler felan için gidiyoruz. Yol biraz uzun oluyor, işte oraya taşımayı düşünüyoruz.

Arkadaşlarla konuştum, buradan söküp oraya dikeceğiz. Hem de yarım günde! Orada yapacağımız binamız için ayrıca çok şaane procelerimiz var!

Ben bi de Maralcan bu civarda ikamet etmeye devam edeceğiz. Mesleğimiz için daha uygun bir mahal. Özel Tababet merkezlerine daha yakın. İki adımda deniz kıyısına varılıyor. Manzarası güzel, deniz güzel, şehir güzel, kızlar güzel, mektebe başmuallim olmak neden güzel olmasın?


Vekilharcınız Karabaar begde Tabib değil mi? Onu neden gönderiyorsunuz Tıknaztepeye?


O da mı Tabib? Aaa, vallahi taaccüb ettim!..

Amaann gitsin o. Gitsin, o giderse Seyyare de gider peşinden.

Zaten biraz gezelim diyoruz. Yahu hanım gelecek diye keyif kaçırıyor hemen. Gitsin. Öbürlerinin mektebleri daha yakın zaten onlar da gider.

Böylece daha ferah mekanlarda otururuz. Koccaman bir alan yaratmış olacağız Punto'da. Bu alanın bir kısmı bizim, bir kısmı da Mahalli İdarelerin. Ben bu konuda Başkanlarımızla da konuştum zaten.

Ne dediler?

Başbaşımızın yaklaşımı çook olumluydu. "Mamet abi, seni böyle bol kazançlı işlerle görmek istiyoruz. Matbuatta yer alacaksan, yolsuzluk, tecavüz, zimmet, irtikap, gizli hamilelik olmasın. Böyle proceler geliştir. İnşaatını bizimkilere söyleriz yaparlar, sen şimdi inşaata para verecek birilerini bul" dedi. Arızalı Temelleri yavaş yavaş atıyoruz. Tıknaztepe'de  Başmuallimlik binamızın temelini atında buraya da Kültür-Sanat merkezi haline getirecek çalışmalara başlayacağız hayırlısıyla!..

Nasıl bir Kültür-Sanat merkezi var aklınızda?

Valla çok güzel şeyler düşünüyoruz. Arkadaşımız çok orijinal proceler üretmişti. Çok değerli bir insan. Kendisini imar başkanı yapmıştık. Fekak, mahkemeler her şeye engel çıkartıyor. Başkan yapmamızı hazmedemediler, mahkeme kararıyla engellediler. Bakın ne orijinal fikirler üretmiş, ne değerli bir insan. Darüşşifadan bir dostumuzun da hanımı üstelik!


Bakın bu projenin bir adı var: Mamedin Mektebi Kültür Sanat ve Alışveriş Merkezi
İçinde tiyatro salonları, konser mekanları, sanat galerileri, cep sineması ve butik alışveriş merkezleriyle koccaman bir kompleks kazandırmak istiyoruz. Mekteb olarak kentin kültür yaşamına en büyük hizmeti vereceğiz amacımız gerçekleştiğinde.

- Böylesine bir tesisleşme için para sorununu nasıl halletmeyi düşünüyorsunuz?

Allah razı olsun, bu konuda hayırsever işadamımız 'Hocam sen gerekli izni al, ben burayı yaparım' dedi. Ben de kendisine 'çok para tutar' deyince, 'ben de para çok, onu düşünme, sen izni al yeter' dedi.  Onun desteği sayesinde, de-dektörlüğümün en avantalı planlarından birini gerçekleştirebileceğiz. 


- Bunun dışında planladığınız projeler var mı sanatla ilgili?


 Tıknaztepede  'Kooperatif Merkezi' yaptık. Cep sinemalarının, dükkanların, kafeteryaların yer alacağı 2 bin 500 metrekarelik bir alanda kurulacak aktivite merkezimiz.


- Kültür - sanat deyince hep akçalı işlerden bahsediyorsunuz. 

Ak akça, para gün içindedir!.. Değil mi efendim? Biz de günlerimizi para içinde yüzerek geçiriyoruz. 
Geceleri hiç sormayın. "Kimse görmemiştir, kimse duymamıştır, kimse anlamamıştır inşallah" deyu dua ederek geçiriyoruz.




Asr-ı Cedid- SIRNAŞIK eki Röportacı için TIKLAYINIZ


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

30 Eylül 2010 Perşembe

Asr-ı Cedid Rapörtacı

Muhterem biladerim,

Uzun zamandır hasret kaldım sözüne... Filhakika, yazmamakta haklısın!.. Taaccüb dahi edemedim. Netekim, mektebden haberler vermeyi epeydir ihmal ettim.

Bayram tebriki için gönderdiğin güvercini aldık.  Ayağındaki notta, "matbuata rapörtac verecek vakit bol, lakin iki satır yazmıyorsun" deyu sitem etmişsin. Pek mahcub oldum. Böylesi bir notun, lezzetli bir güvercin ile gönderilmiş olması mahcubiyetimi ziyadesiyle arttırdı. Taacüb ettim!.. Halen mahcub olabiliyormuşum demek!..


Bu sitem ettiğiniz Asr-ı Cedid löportacına gelince, azizim ikinci seney-y devriye çün reklam mahiyetinde bir neşriyat ayarlamış Sadr-azamlarım Karabaş ile Alçak Timur begler... Ben de bir rapörtac verdim. Lakin, pek begenmişler. İki kısım yayınlamışlar. Yoksa, nerede bende o bol zaman azizim. Bir yandan GMHT davası (Gizli Mülahaka Hasebiyle Talâk), bir yanda gizli ilişkiler ... vakit mi kalıyor azizim?
Mülakaha: Hâmile olmak.


Talâk: 1- Boşamak. Boşanmak. 2- Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. 3-Nikâhlı karısını bırakmak.


Bizim neşriyat yasağı koyduğumuz celse nihayete erdi. Yasak nihayete erdi mi bilmiyorum. O nedenle neticeyi söyleyemiyorum. Lakin, rüzgarın benden yana olduğu bu zamanda mahkemeye gidip de kaybettiğimi gören var mı? deyu sormakla iktifa ediyorum.


Yasak sayesinde şahsi hayatımın manşet olmasından kurtulduk. Bu husuda pek mesudum. Amma, yeni bir derdim var ki, Angora yollarında şahsi olarak Aaasiistan kadrosu peşinde koşmama sebeb oluyor.
Bir güzele gönül verdim, sararıp soldum.
Gâhi uslu Gâhi deli. Dolanıp durdum, amaaan!...
Meğer bu güzel, Alçak Timurun mektebinden mezun imiş. Mektebe girmeyi çok arzu eder imiş. Tüm emeli, tek arzusu muaalime olmak imiş. Bu kadrolar benim elimde olunca tanışmak lâzım geldi. Tanışınca bana geldi. Güzel de pek genç imiş. Daha taze mezun imiş. Kendimi sürekli gençleşir buluyorum. Postadan çıkan bu resmi de gençleşmeme yoruyorum.




Matbuat lokal olduğu çün, rapörtacı okuyamamışsındır. Mühim olan cevapları özet olarak veriyorum.

-De-dektörlüğe gelişinizle başlayalım. Demokrasiye uygun muydu, 2'nci sıradan atanmanız?
- Demokrasi eşittir seçim değildir. Demokrasi bireyin hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde kullanmasına dayanır. Meclis gibi yasama yetkisi olan kurumlarda elbette demokrasinin temeli seçimdir. Ama diğer kurumların yönetimi farklıdır. Biz polisleri toplayıp emniyet genel müdürünü seçtiriyor muyuz, hayır. Postacılar müdürlerini seçiyor mu, hayır.
-Peki böyle düşünmenize rağmen neden seçime katıldınız? Üstelik, Tümleşik Rüşdiye grubunun adayı olarak çıktınız. Seçim, katılım, özgürlükler gibi söylemlerle aday oldunuz. Seçim sonrası birinci olan aday % 48 oy alınca karalama kampanyası başlattınız. Seçimde üçüncü oy alan Tüysüz beg ile yanyana fotograf çektirip, seçim sonrası reylerinizi birleştirdiğinizi açıkladınız. Birinci adayın atanmaması için YMK (Yüce Mekteb Kurumu) nezdinde, Çukurcuma'da, Yüksek Rakımlı Tepe'de kulis yaptınız. Sağdan-soldan yandaşlarınızı, miras sözkonusu iken unutmuş olduğunuz karındaşlarınızı gönderip "onu atama, beni ata!" diye kulislere koşturdunuz.


BU SORUYU SORMADI ŞÜKÜR!


- Aldığınız tepkiler, meslektaşlarınızla ilişkilerinizi nasıl etkiledi?
- De-dektör olana kadar öğrencileri tarafından çok sevilen bir hocayım... Nazik davranan, meslektaş haklarına önem veren bir insanım. Ama de-dektörlüğe atanınca, 'Allah Allah' dedim, bu kadar iyi bilinen, beğenilen bir insanken, birdenbire tepki yağmuruna tutulunca afalladım.


2003 yılında bir gazetede "Kral Yetkili Rektörlere Son" başlıklı bir yazınız yayınlanmış. Bu yazıda diyorsunuz ki " ... seçim, gerçekten seçim gibi olmalıdır. Yani üniversitede rektör seçimi yapılıyorsa, üniversitenin iradesi buraya yansımalıdır. Yılların seçim aldatmacasından artık vazgeçilmelidir. En yüksek oy alan veya ikinci turda seçimi önde bitiren kişi Cumhurbaşkanı'nca rektör olarak atanmalıdır. Aynı şekilde dekanlar da fakültelerdeki seçim sonuçlarına göre belirlenmelidir." Beş yılda görüşleriniz epey değişmiş olmalı. Dekan atamalarında da seçim sonuçlarına uymadığınız biliniyor. Tepkilerin nedeni bu değişim olabilir mi?

NEYSE Kİ BU SORUYU DA SORMADILAR!

- Hep davalarla gündeme getirildiniz? Ceza aldınız mı hiç?

-35 yıllık memuriyet hayatımda hiçbir suçtan yargılanmadım ve ceza almadım. Yine bu süre boyunca hiçbir kişisel soruşturma geçirmedim, geçirmiyorum.

- İhale yolsuzluklarıyla ilgili bir soruşturma geçirdiniz mi?

-Benimle ilgili hiçbir soruşturma yok. Karantina operasyonu yapılmıştı geçmişte. Döner sermaye müdürü tutuklu, bir başhekim ise tutuksuz yargılanıyor ihale yolsuzluğuyla ilgili. Bu olay benim tamamen dışımda. Ayrıca süren bir davada kimseyi suçlu ilan etmek de doğru değil.

- Bu davalar ve eleştiriler sizi insani yönden nasıl etkiliyor?

Elbette strese sokuyor, kırıyor... Yapacağınız projeleri düşünmek yerine davalarla, temelsiz suçlamalarla geçen zamanı telafi etmek için daha çok mesai harcıyorsunuz, yorgun düşüyorsunuz... Ama yine de bir dayanma gücü kalıyor.


-Başhekim doğrudan size bağlı olduğuna göre, kendinizi bu kadar kolayca nasıl dışarıya alabiliyorsunuz? 

Çünkü asıl huzur kaçıran şey vicdani sorumluluktur ve benim vicdanım yok.




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Simonlar - Haliç, vs.

Muhterem dostum,


Mahallemizde yeni bir parşömen dağıtılmakta imiş. Esas itibariyle avcılık atıcılık kitabesi zahar. Zaten yazarı da AVCI imiş.

Bilirsin benim okçulukta, atıcılıkta pek gözüm yoktur. Lakin yaman avcıyımdır da hani... İstediğim avları tam gözünden vururum! Düşmanlarım çatlasın...



Bu avcılık kitabından mor sümbül gurubunda da bahsedilmekte imiş. Tebaanız sizi de bilgili sansın. İsterseniz bir göz atın deyu getirdiler.

Aman o da nesi! Tuğla desem değil, adeta mermer lahit mübarek!
Özetini getirin yahu dedim! Özetini çıkarın, Karabaar okusun, sonra bana anlatsın!

Karabaar yine izinliymiş! Ne bitmedi tükenmedi izni! Ben de izinliyim, yani izinde mi okuyacağım bu koca levhayı!

Okuyan birilerine sordum:
Meğer kitap kötü kokulara alışanlar, bir de simonlaşanlar gibi şeylerden bahsediyormuş! Taaccüb ettim!

Yahu bu koku meselesinden ben daha bir kaç hafta evvel bahsettim! (TIKLA BAK!)



Filhakika, sana bu asr-ı cedid rapörtajını bilahare tafsilatlı olarak aktarırım. Muhteşem bir löportacc olduğundan iki kısımda tekmili birden neşredildi!

Orada da demiş idim: 2'nci sıradan de-dektörlüğe atanmamı hazmedemediler!

Kırmızı menekşede diyorlarmış ki, kimilerinin burnu hassastır. Kötü kokulara tahammül edemezler. Yahu biz de bliyoruz koku algısı kişiye göre değişir!




Durmadan konuşup, yazıp çizip duruyorlar!

HABIS'e noolmuş?

Bankanın verdiği kimlikli kartlar neden değişiyormuş?

İhale şeffaflığı ne olmuş?

Kooperatife ne olmuş?
...

Yahu kardeşim!

Eski yönetim her akçalı işi bilgisayara, oradan da bankalara bağlamış. Bir tuşa basıyorsun bütün hesaplar ... CIIIRT ortada...

Bir tuşa basıyorsun... CIIIRT ihale sonuçları, teklifler ortada...

Bir tuşa basıyorsun... CIIIRT ne alınmış? kaça alınmış? kime alınmış? ne zaman alınmış? nereye gitmiş? kime zimmetli? ORTADA...

Deli gömleği gibi yahu... Koopere çalışmayı engelliyor bu kadar otomasyon! NE YANİ her şey CIIIRT olursa, idareciler ne yapacak?

Bu kadar CIIRT fazla dedik!  Artık TIRT sistemini başlattık!

HABİS ne mi oldu? Cevap : TIRT!

Kimlik Kartları: TIRT!

Döner Sermaye: TIRT! TIRT!

İhaleler: TIRT! TIRT! TIRT!

TIRT: Total Income R..... Transfer System

Ne bu kardeşim, nerede yaşıyoruz?



De-dektör olarak söylüyorum işte! KOKU - MOKU YOK!


Bir de bu kitapta Simonlar varmış! Simon tarifi için kitabı okumak lazımmış. Daha kolayı yok mu deyu sorunca, bir başka SIMON oykusunden bahsettiler. Baka baka okunuyor. Hızlıca biter dediler.

Aslında o da tuğla galınlığında bir kitab imiş. Ama şimdi izindeyken de kitab okunmaz ki!
Hikayeyi hızlıca anlattırdım. Olay aydınlandı. Bu lacivert karanfil gurubunun anlamadığı şey dönüşüm!
İndi, bu gurupta her şeyin esası DEĞİŞİMDİR diyenler yok mu? Var!
"Hayat DEĞİŞİMden ibarettir" diyenler. "Tababet görevi, insanın da hayatın da özünün DEĞİŞİM olduğunu bize çok iyi gösteriyor" diyen meslekdaş hekimler yok mu? Çok!

Eee, DEĞİŞİMİ anlıyorsunuz da, DÖNÜŞÜMÜ neden anlamıyorsunuz?

Tamam, dönüşüm sancılı bir süreç olabilir...

Filhakika, dönüştükten sonra dünyayı çoook farklı görmeye başlarsınız! Aaa, taaccüb ettim!




Dönüşümünü tamamlamış eski-yeni arkadaşlarınıza kızmayınız. Onlar, kokuyu algılamıyorlar. Onlar yeni Simonlar...! Reca ederim!

Onlar her daim hayatta kalanlar!
Güce tapanlar!
Yaşamak için sizin ürettiklerinize muhtaç olanlar!
Alıp, satanlar!
Havadan değer katanlar!
Cebe atanlar!
Yan gelip yatanlar!
Çene çalanlar!
Her daim muhalefet yapanlar!
Onlar...hep vardılar, hep de olacaklar...




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.