22 Şubat 2010 Pazartesi

Müstemzic oldum, diyar diyar gezerim

Müstemzic oldum, diyar diyar  gezerim
                            Bir yol bulamadım gün akşam oldu
*Müstemzic: 1- Soran, soruşturan. 2- Fikir yoklayan. 3-Anket için düşüncelerini soran.


Ohh nihayet, De-dektör - Darüş-şifa - Müdür-ü Mekteb-i Tababet dahilinde Nâ-mütevasık, Nâ-ehil bir idare teşkil olundu.
Mütevasık: Birbirine güvenip itimad etmek suretiyle anlaşan.
Nâ: (edat) Müsbet mânâyı menfi yapar. Kelimenin başına getirilir. Meselâ: Nâ-ehil : Ehliyetsiz, ehil olmayan





Ekseriyet, ekalliyet ile demo-krasi münasebeti, ben çok demokratım,  demokrasi demek intihabat demek değildir, Tababet mektebinde helbet intihabat gerçekleştirilecektir, Postacılar müdürünü seçerse demo-krasii mi olurmuş? derken allem ettik, kallem ettik, pek marifetli pek duayen bir hamfendüyü vekil müdür atadık.


Meğerimse, o da pek hevesli imiş. İlk gençlik senelerinden beri hep bir müdürlük görevi olsa da, koltuğa otursam der durur imiş. Böyle hevesli, böyle gayri kabili yetli bir zat-ı muhteremi sadece de-dektör danişmendliğinde tutmak hiç olur mu? Değerli Tababet mektebliler.

Ekalliyeti mühimsemek işte böyle bir şeydir. İşte bu demo-krasi oyununun tam da hedefidir. Sonucudur.

Kanunlarla belirlenmiş görevlerin, müddetleri ve tekrar tayinlerin nasıl olacağı yine kanunlarla ifade edilmiştir. Hukuki ve Kanuni zorunluluk olmadığı halde, mektebimizde başmuallim adaylarının geleneksel olarak intihabatla belirlendiği malumunuzdur. Erzurum(25) Mardin(47) kanunu olarak ifade edilen ve kısaca YMK olarak adlandırılan bu kanunda seçim var mıdır? Yoktur!..



İmdi, bir takım münafıklar, bazı engel ve engelciler çıkıp, bu kanunun 12 Eylül sonrası Cunta ürünü olduğunu, bu sebeple Tüüyal ama Conta hanımın vekil müdür olduğunu iddia edeceklerdir.

Ne alakası var?

Erzurumardin (2547) rakamlı kanunun conta döneminde hazırlanmış olmasını neden bu işe karıştırıyorsunuz?

Nihayetinde kanun bu. Demo-krasi diye diye, bu kanunu tatbik ediyoruz. Bakınız, bizimle uyumlu çalışan mekteb-i Müsbet ve dahi Belâgatik ilimlerden Hendeseye, mekteb-i maarifden en nihayetinde Tababet'e  müdürlerimiz ve dahi Darüş-şifa'dan, Enstitülere idarecilerimiz yetki ve dahi güçlerini aynı kanundan almaktadırlar.

Ancak, bu kanun sayesinde bulduğumuz güçledir ki, mektebi bulunduğu duruma getirmemiz mümkün olmaktadır.





Bakınız yarı-zamanlı de-dektörü olduğum şu mektebde şimdiye kaddar bir elin parmaklarından iki parmak daha fazla mektebde görev süresi hitama ermiştir. İş bu mektebelerde başmuallim adaylığı çün intihabat tertib edilmiştir. İlk iki seçimde, de-dektörün tercihi doğrultusunda hizmet-i Askeriye süresinde olan şahısların rey kullanması, intihabat sonrasında mektubla rey verme gibi muhtelif olaylar olmuştur. Neticede, makam-ı arzu-yu de-dektörlük çerçevesinde eski General Sekreteriat Dikiş Tutmaz ve dahi Karabaar beg ile teşrik-i mesâi etme neticesinde tasfifât değiştirilmiş olabilir.
Tasfifât: Sıralama, saf saf dizme. 

Filhakika, bu değişiklikler yazılı olarak YMK (Yüksek Mektebler Kurumu)'na bildirilmiş olduğunudan, YMK intihabatla belirlenmiş neticeler doğrultusunda tayin tesis etmiştir. Dolayısıyla, bu netice ile hiçbir intihabatta en hafif deyimiyle “yönlendirme” yapılamamıştır.
Sonraki intihabatlarda ise kazanamayan de-dektörlük adaylarımızı ensi-tütü llere müdür tayin ederek değerlendirmişizdir. Bakınız Ziyadesiyle Tutkulu beg, Köpürteç Mustaa bey...  Tüm mekteblerde hedefimiz bellidir. Daha fazla demo-krasi, çoğulculuk, barış, uyum, huzur!..

Vekil müdür arkadaşımızın, ve dahi vekil müdür vekili midir hanfendisi arkadaşlarımızın bunca zaman ihmal edilmiş, de-morallize edilmiş, idari kadrolarda değerlenidirilmemiş olması yazık değil midir? Hatta günah değil midir? Değişimin (CHANGE) önünü tıkayanların engellenmesi, değişimin hızla mektebimizin bütün alanlarına nüfuz etmesi zaruri değil midir?

Tababet mektebindeki intihabat Nisan ayının ilk yarısında yapılacaktır. Bekleyiniz!..
Kum saatini çeviriniz.
Göreceksiniz
            Zaman kum gibi akıp gidiyor avuçlarımızdan.
Daha koltuğuma ısınamadan,
                               kum gibi akıyor zaman!..
Bu sür'at eritiyor beni, aman AMAN!..

Hem şu DUAYEN hocamızla neden uğraşmaktasınız. Kendisinin beyi gayet muhterem bir zattır. O da uzak bir mektebe de-dektör olmuş idir. Lâkin, mahalli idareler intihabatında reise büyük destek vermesine mukabilen, pek iltifata mazhar olmamış. Hatta, reisin kendisini gözden çıkardığı iddia edilmekte imiş. Bir rivayete göre İmparatorluk Sennehaltettin Conta beyi gözden çıkartmış. Romalı senatörlerle yapılan bir toplantıda Conta beyin 25'den naklettiği Ahter beye "sen benim karındaşımsın!" deyu hitab ettiği, "sen benim karındaşım değilsin!" biçiminde sert bir cevab aldığı bildirilmekte.
Ahter: Yıldız.

Aceba, siyaseten ahterim yükselir, bahtım açılır mı? deyu Mazalim Nâzırı yüce devlet-limuizin İbadullah Olgun beyin pederine icazet çün başvurmuş. O da olmamış. Derler ki:
Kapısı çalınmadık Fırka-i Siyasiye kalmadı,
                  Kimse Sennehaltettin Conta beyi almadı.
O da küsmüş talihe, yönünü Symirna şehrine çevirmekte
                          Kendine şahane bir villa inşa ettirmekde.
Mazalim: (Mazleme. C.) 1-Haksızlık ve adaletsizlikler. Zulümler. 2- Adâlet dâiresi.
Amma velakin, vekil müdürümle pek anlaşıyoruz. Pek keyifle paramedik kurulları kısım kısım dolaşıyoruz. Vekil müdürün de vekilleri olan hanımların da yardımları ile pek hoş bir müstemzic hazır ettik. Müstemzic olduk!..
Müstemzic: 1- Soran, soruşturan. 2- Fikir yoklayan. 3-Anket için düşüncelerini soran.

Sual 1- Kırmızı (Mor da olabilir) rengi severmisiniz?
                Evet           HAYIR

Sual 2- Çiçek (Sümbül, karanfil, menekşe) severmisiniz?
                Evet           HAYIR

Sual 3- Sizce Müdür seçilmelimidir?
                Evet           HAYIR

Sual 4- İlk üç soruda Evet şıkkını işaret ettiniz mi?
                Hayır         HAYIR

Sual 5- Evvelki soruda size elverişli seçeneği bulabildiniz mi?
             EVET            Hayır





Beşinci suale cevabınız Evet ise devam ediniz. Değilse, hiç ses etmeden odayı terk ediniz!
Taaccüb etmeyiniz!




Sual 6- İPT (İttikâ'-i Problem-i Tedrisat) ifadesinde Problem var mıdır?
             EVET                     EVET
                                   İttikâ': i- Dayanmak. Yaslanmak. ii- Oturmak

Sual 7- En ekalliyetçi, en yakışıklı de-dektör Mamet midir?
             EVET                     EVET

Sual 8- Şıklara itirazınız var mıdır?
             HAYIR                  HAYIR

Sual 9-Eklemek istediğiniz bir görüş var mıdır?
             HAYIR                   HAYIR

Neticeleri vekil müdürümüzle beraberce değerlendirip, sizlerle yeni bir yanlışbilgilendirme toplantısı tertib edilecektir.
Bizi tikkatle izlemeye devam ediniz!..
De-dektör
Mamet Hüzün



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Tababet mektebinde istifalar

Bıktım vallahi,

Yahu şu Tababet mektebi muallim ve dahi muallimeleri ne nam-kör çıktı!.. Şebekenizde idari işlerde hanım yok deyu tenkid ediyorsunuz. İşte size hanım idareci! Üstelik de DUAYEN!

Sizlere ne kimin müdür olduğundan. Heyet-i mekteb-i idare azaları ilk toplantıda
sevgili,
değerli,
muhterem,
duayen,
pek becerikli,
ilik açar,
düğme diker,
piko yapar,
nakış işler
vekil müdürümüzü, ve dahi vekil müdür vekillerimiz hanımefendileri rencide etmişler. Bedbin olmuş vekillerim, vekil vekil müdürlerim!
Bedbin: 1-Kötü görüşlü. 2-Ümidsiz. 3-Her şeyin fena cihetini görmek isteyen. 4-Bed ve fena görüp, beğenmez, istihsan etmez olan.

Heyet-i mekteb-i idare azaları daha ilk toplantıda demişler ki:
"Bu nasıl bir aymazlıktır ki, bu tür bir vekaleti kabul edersiniz? İlla ki idareci olmak isterseniz bunun yolu bellidir. Aday olur, seçime girersiniz. Bu davranışınız ahlaka mugâyir, uygunsuzdur.
Bizler, seçimle göreve gelmiş bir idareci tarafından, yine seçilmiş bir Heyete namzet gösterildik. Nihayetinde seçilerek bu heyete geldik. Üstelik de, EN YÜKSEK OYU ALARAK seçildik!
Şimdi, bir süreliğine vekil olarak da olsa, seçime girmeden, atamayı hazmederek, % 15 oy alarak atanmış bir de-dektörün, seçime dahi girmeye cüret edememiş müdürü olmanızı kabul etmiyoruz!
Böyle bir atamayı kabul etmenizden ötürü hicab duyuyoruz!
Heyet-i mekteb-i idare azalığı görevimizden istifa ediyoruz!"

Vekil müdürüm, Tüyal ama Conta bu değerlendirmeleri serinkanlılıkla, gülümseyerek dinlemiş.

Derhal bana haber verdi. "Şimdi matbuattan ararlar SAYIN DE-DEKTÖRÜM" dedi. "Haberiniz olsun. Bize istifaları hallettik. Bu arada SAYIN DE-DEKTÖR benim oğlanın kadro meselesini tekrar hatırlatmış olayım. Malum, işiniz çoktur. Lâkin oğlan da heveslendi bekliyor. Sabırsızlanıyor yavrucak. Her sabah daha saat çalmadan oğlanın sesiyle uyanıyoruz: " Üüü Üüüüü Üüüroloji kadrosuuuuu" deyu çığlık çığlığa bağırıyor yavrum.

Off yaa... bunun oğlusu,
İsligençin karısı,
vekil-vekil müdürün kocası,
Mahdum-u Satırcı'nın manitası,
onun yengesi
öbürünün dayısı...
"Amel ve Irgat İhsas Cemiyetti" gibi olduk vallahi. En zeki, en çalışkan, en Tümleşik, En Rüşdiye'ye sadık el-amanlarımızın yedi göbek akrubalarını kadrolara dolduruyoruz. Böylelikle, Tüyü bitmez (Tüysüüzz)Alilim'den (Hercümerç Köşe) fazla rey almayı garanti ediyoruz.


Neyse efendim, matbuattan aradılar. Dedim ki, "yahu ne şikayet edip duruyorlar? Müdür vekili hanım. Vekil-vekilleri de hanım. İstedikleri bir göz, Mamet verdi  üç göz! Mektebin her köşesine hanım-eli değecek!..

Şu an başkaca bir değerlendirmem olmayacak. Ben de değerlendiriyorum, daha doğrusu şu anda olayı. Yani şimdi haber etti, Conta olayı. Nedir bu Tüüyalama Conta olayı? Neden istifa etmişler, nedir ne değildir, öğrenmeye çalışıyorum. Bakınız çok çalışıyordum. Daha doğrusu. Hasta yatıyordum. Bir hastayı yatırıyordum. Tapu senetlerine bakıyordum. Daha bugün geldim, şifahaneye. Değerlendiriyorum durumu, neden istifa etmişler öğrenmeye çalışıyorum. Biraz geç idrak ediyorum! Taaccüb ediyorum!”

Filhakika, bakınız Mekteb Yüce Kurulu istifa etmemişdir. Ne demişler, "Mekteb Yüce Kurulu azaları muallim ve muallime azaların reyleriyle seçilmiştir. 'Seçilmiş' kurul azaları oldukları için istifa yoluna gitmemişlerdir. İdare Kurulunun görevini 'Seçilmiş' kurul üstlenmiştir. Atanmışlara, emsal olmasını temenni ederiz!"
Yaa, ne güzel demişler! Demişler değil mi? Biraz ağır olmuş, değil mi? Yani, anlaşılması fevkalade müşgül! Şu bizim uyumsuz müdür de böyle ağdalı açıklamalar, hitabetler yapardı. Ne dediğini anlamayamaz, anlamış gibi yapardım. Bu açıklamayı da anlamış gibi yaptımmm, gittiii!


Bizzz, Tüüyal ama Conta hanım ilen, pek uyumlu, pek sevimli bir ikili teşkil edeceğiz, hayırlısıyla.

Mektebi işgal, aman kurtarma, yani "huzur, barış, demokrasi ve çoğulculuk" getirme planımızın nihai kısımlarına gecikerek de olsa ulaşmış olmaktan mutlu ve de mesuduz.

En halis, mulis niyetlerle mektebimizle, talebelerimizle kucaklaşmak arzusu ile yanıyoruz ve tutuşuyoruz sevgili Smyrna'lılar ve dahi parası bol hayır-severler! Sağlıcakla kalın!



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

16 Şubat 2010 Salı

Mahbub ve mahbubeler günü mubarek olsun




Değerli biraderim,

Evvel-emirde Mahbub ve dahi Mahbubeler gününü tebrik ederim. Hedayen çün şükranlarımı sunarım. Bilirsin pek şeker-güzârımdır. İnşallah, bu hedayenin altında kalmam. Filhakika, muhtelif hedayeler arasında bir tanesine ziyadesiyle şaşırdım. Adeta taaccüb ettim. Gezmiş görmüş insansın, muhtemelen bilirsin deyu bir resmini mektuba ilave ettim.
Şeker-güzâr: İyilik bilen, teşekkür eden.







Sana son haberleri iletirken, ardımdan nasıl da kuyumu kazdıklarına ilişkin pek tafsilat vermedim. Lâkin, bu hususun peşindeyim. Durmadı, biti kanlandı Alilim begin taifesi intihabat hazırlıklarına böyle erken başlayınca, Müsbet ilimler mekteb müdürü Dardar Hırt ve dahi, Goygoycu Kocasaç da pek rahatsız olmuşlar. Onlar mektebi bölerek yönetmek arzusu ile uğraşır, 'Bölünelim bizim olsun,  muhalifler uzak dursun' şarkısını terennüm ederken, elalem Tümleşik Rüşdiyeyi devirme telaşında.


Yeni teşekkül edilecek olan Belâgat mektebine nakledilecek olan Yağmacı İrimzi ilen Ortaçağdaş Mustaa beg her gün Punto'daki makam odamın kapısında bekleşiyorlar. Vır vır vır, dır dır dır şikayet edip duruyorlar.

Yahu bunca yıl bekledik, dört ayak üstüne düştük. İdareyi ele geçirdik. Tümleşik Rüşdiyenin hepiciğine yetecek makam mevki var. Tüm mevkileri toplasan, bize tevdii edilen rey sayısını aşmakda. Daha ne istersiniz? Oturun oturduğunuz yerde, değil mi?


Bak münafık ve dahi muhalif seslere durun demek çün, Tababet mektebine muhteşem vekil müdüreler atadım.

Bunca yıl beklemiş, hiç bir idari görev tevdi edilmemiş muhterem muallimler.










Her birinin derdi ayrı. Müdür vekilimiz pek anaç bir muhterem!

Bir tutturmuş, "Bizim oğlan uzakta olmasın. Anacığına yakın olsun. Ahanda şuraya alalım. Hem havasından, hem suyundan, hem dönerinden hem de köftesinden faydalanır. Yüzüne biraz renk gelir. Üstelik uzaklarda muhterem de-dektör beyimin de miadı dolmuş diyorlar. Muhtemelen, kıştan önce evine döner. Ev dediysem, bir villa inşa ettiriyoruz elbette. Hem müdürlük felan derken, belki inşaata da az biraz katkısı olur. Oğlanın diyorum yani! Oğlanı alıverelim burayaa."




Filhakika, müdürlüğe bir hatun vekil tayini pek isabetli oldu. Mahbub ve Mahbubeler günü vesilesiyle pek şık bir kostüm diktirmişler. Bir de cilt bakımı ayarlamışlar. Pek alımlı oldum. Görsen sen de taaccüb eder idin, mirim!...













Muhabbetin kıymetlendirdiği şu sefil hayatımın, makam ile devamıdır tek dileğim.



Mahbub ve mahbubeler gününüz mübarek olsun!


De-dektör

















Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

12 Şubat 2010 Cuma

Yahu miadım doldu mu benim?

Mirim azizim, Turgut biraderim,

Bir vakittir yataklara düştüm. Engiştal oldum. İ'tilal içinde yatıyordum. Bu vesile ile Hayat-ı Alilimi gözden geçirecektim. Lâkin, pek üşendim.
Engiştal : Hasta ve zayıf kimse. Dermansız, bî-derman kişi.
İ'tilal: 1- (İllet. den) Hasta olma. 2- Hastalanma. 3-Bahane etme.
Hayat-ı Alil:  Hasta ömür, hastalıklı hayat.




Nihayetinde Tababet mektebine bir müdür vekili atadım. Biliyorsun uyumlu bir vekil arayordum.
Nihayetinde koltuğa uyumlu bir PEDEVAM (Posta Emniyet DEmokratik Vekili Asayiş Müdürü) tayin etmeye muvakkak, yok muvakkat, yok galiba muvaffak oldum.
Muvakkas: Dolu, memlu.
Muvakkat: Vakitli. Geçici. Fâni. Devamlı olmayan.
Muvaffak: Başarmış. Gâyesine erişmiş. Ulaşmış. Başarılı.

















Netice itibariyla, de-dektörlükle uyumlu bir vekaleti hayırlısıyla tesis etmiş bulunmaktayız, şükür!

Filhakika, faidesiz münakaşalar ve dahi mahalle baskısı benzeri teşebbüslerle, Evbaşınızın tesis etmeye gayret ettiği "huzur ve barış" ortamından çıkmamak, "gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım" anlayışı dahilinde hareket etmek Tababet mektebi muallimlerimizin asli görevidir deyu düşünüyorum.
Evbaş: 1-Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri. 2- Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.





Ammavelakin, önümüzdeki süreç kolay geçmeyebilir, hatta bazı engel ve engelciler ortaya çıkabilir. "Mektebler yangın yeri" deyu karşınıza çıkabilirler. Hatırlatmak isterim ki, Konyesiz Genal beg halen De-dektör Danişmendi olarak hüküm sürmektedir. Her daim isyankar, her daim protest Ashab-ı şimalci  Dikiş Tutmaz beg köşesinde sus pus oturmaktadır. Demek ki öözgür, ööözerk, öööööğretici, öööööölümsüüüüzz bir telakki göstererek,  şahsıma ve dahi tayin ettiğim idarecilere dair tepkisel sorunların çözüleceği ve dahi mektebimizi arşa fezaya taşıyacağımıza iman ediyorum.



Mektebdeki yangın kontrolumuz altındadır. Tüm gayretimizle, çook çalışarakdan müdahale ediyoruz.

Diğer taraftan, bir hayırseverle görüşmelerimiz devam ediyor. Kendisi yangını söndürecek.

Olmazsa yangın söndürme işini, ih-hale edeceğiz. Üstelikte malzemeli!

Bu yangından da çok para kazanacağız, çoook.






Neyse azizim,

Biz Tababet mektebini de bir hale yola koyalım derken, hendese mektebi mihraklı bir takım tertibler ortaya çıkmaya başladı.

Bir takım Spartaküs'ler yok Brütüs'tü galiba. Hani Neron'u sırtından hançerleyen. Yoksa başkasımıydı?

Hah Sezarı hançerleyen galiba.

Ama ben Neron'a daha çok benziyorum. Onu hançerleyen kimdi. Amaan, zaten bu tarih çok karışık. Bir sürü isim. Kafam iyice karıştı.

Biz ardımızı nasıl olsa hallettik deyu düşünür idik. 

İlahi ilimler ve dahi Guguk mektebinde, sıralamayı değiştirmiş idik. Amma Angora tavşanlarının memleketinden karıştırıp, oyunumuzu bozdular.
Mektebi iktisada Hınçal Kalfayı yerleştirdik. Adayımız idi uğraşdık seçilemedi amma üzülmesin deyu Ziyadesiyle Tutkulu begi İctimaî İlimler enstitüsüne müdür tayin ettik.
Mektebi Hendes'de de adayımız Köpürteç Mustaa beg yerine Tüysüz begin adayı Hercümerç Tarçın kazanınca aynı senaryo olsun dedik. Fekak, kazan kaldırmaya kalkmazlar mı? Tüysüz beg dikildi karşıma, Köpürteç Mustaa Müsbet İlimler enstitüsü müdürü olamaz, benim eski müdür vekilim şaane bir oğlan var. Kındırır Vertutar, o olsun deyu. Uyumlu mudur? dedim. Çoook dedi. Hercümerç gibi sakin sessizdir. Ensesine vur, lokmasını al! Tamam olsun dedim.

Bu sefer, Dardar Hırt itiraz etti. De-dektör vekilim Amcazade Soyak beg pek ses etmedi. Velakin Karabaar beg bu işi pek sevmedi. O öyle deyince akan sular durdur. Al takke ver külah derken, Köpürteç Mustaa hususunda mutabık kalındı.

Meğerimse biz öyle zannetmişiz. Kazanlar kaynar imiş.

Ardımız sağlam deyu, gözümüzü Tababet mektebine çevirince bir takım gurup toplantıları başlamış.

Sayıyorum sıkı dur:
Adaylığa doymaz
Tüysüz Alilim beg

Mütemmim cüz'ü 
Kındırır Avanatar

Eski vekili-yeni müdür 
Hercümerç Tarçın

İctimaî İlimler müdürü  
Ziyadesiyle Tutkulu

Bizim mektebden  
Mahdumu Savutçu Haso

Üstelikte bizim vekil  
Timuralp Lenk

"home - secret" bir toplantı yapmışlar.

Yeni bir yola çıkmışlar.

Diyelermiş ki,
De-dektörün miadı, miladı doldu.
Daha De-dektör vekilliğine dahi namzet olamaz.

İktidara ucundan olsa yapıştık
Elimizden kaçmasın.

De-dektör Alilim, Vekiller Kındırım, Savutçu, Timuralp olur.
Tutkulu, Hercümerç müdür. Bu işler böyle yürür.

Hatta rivayet olunur ki, Hercümerç Kındırım'ı pek kıskanmış. Haseti beline vurmuş. Adamcağız bir de fıtık olmuş!
Aaa, vallahi tallahi billahi. TAACCÜB ETTİM!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Tababet mektebine vekil-müdür televvüm edilmekte

Televvüm: 1- Muntazır olmak, beklemek, gözlemek. 2- Kabul etmemek.
Muntazır: Bekleyen. Gözleyen. Birisinin gelmesini bekleyen.




Hevesle bekleyeni çoktur. Biliyoruz.






   





                      Meraklısı...











Demokratik bir vekil müdür! PEDEVAM (Posta Emniyet DEmokratik Vekili Asayiş Müdürü)



Şöyle karakterli, kişilikli, sözünü dinletebilen,

 Olmayacak Duaya Amin diyen (Duayen)










Bir müdür bekliyoruz...
























Nasıl bir müdür gelecek, pek merak ediyoruz!















Darüşşifa kalkındı.
                           Sıra mektebe geldi.
Talebeler derece yaptı.

Müdahale gerekli!

Müdahale edecek, müdürü bekliyoruz!










Rüşvet, irtikab, fesat

Tecavüz, Tam gün derken

Küçük kıyamet bitti,

Büyüğü bekliyoruz.








Ulusal basın yetmez, önce milletler arası, nihayetinde de uzaydan görülmeyi özlüyoruz.


Hayırseverlerden faydalanıp, beşmuallimlik binası yaptıracak

Ticarethane kurup, milyonlar kazanacak

Bilim satacak

Sağlık satacak

Eğitimi satacak 

Fırsatını bulsa üç kuruşa...

Mezar taşında, vekil-müdür olmuştu yazacak
Vekil -müdürümüzü hasretle bekliyoruz



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.