12 Şubat 2010 Cuma

Yahu miadım doldu mu benim?

Mirim azizim, Turgut biraderim,

Bir vakittir yataklara düştüm. Engiştal oldum. İ'tilal içinde yatıyordum. Bu vesile ile Hayat-ı Alilimi gözden geçirecektim. Lâkin, pek üşendim.
Engiştal : Hasta ve zayıf kimse. Dermansız, bî-derman kişi.
İ'tilal: 1- (İllet. den) Hasta olma. 2- Hastalanma. 3-Bahane etme.
Hayat-ı Alil:  Hasta ömür, hastalıklı hayat.




Nihayetinde Tababet mektebine bir müdür vekili atadım. Biliyorsun uyumlu bir vekil arayordum.
Nihayetinde koltuğa uyumlu bir PEDEVAM (Posta Emniyet DEmokratik Vekili Asayiş Müdürü) tayin etmeye muvakkak, yok muvakkat, yok galiba muvaffak oldum.
Muvakkas: Dolu, memlu.
Muvakkat: Vakitli. Geçici. Fâni. Devamlı olmayan.
Muvaffak: Başarmış. Gâyesine erişmiş. Ulaşmış. Başarılı.

















Netice itibariyla, de-dektörlükle uyumlu bir vekaleti hayırlısıyla tesis etmiş bulunmaktayız, şükür!

Filhakika, faidesiz münakaşalar ve dahi mahalle baskısı benzeri teşebbüslerle, Evbaşınızın tesis etmeye gayret ettiği "huzur ve barış" ortamından çıkmamak, "gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım" anlayışı dahilinde hareket etmek Tababet mektebi muallimlerimizin asli görevidir deyu düşünüyorum.
Evbaş: 1-Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri. 2- Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.





Ammavelakin, önümüzdeki süreç kolay geçmeyebilir, hatta bazı engel ve engelciler ortaya çıkabilir. "Mektebler yangın yeri" deyu karşınıza çıkabilirler. Hatırlatmak isterim ki, Konyesiz Genal beg halen De-dektör Danişmendi olarak hüküm sürmektedir. Her daim isyankar, her daim protest Ashab-ı şimalci  Dikiş Tutmaz beg köşesinde sus pus oturmaktadır. Demek ki öözgür, ööözerk, öööööğretici, öööööölümsüüüüzz bir telakki göstererek,  şahsıma ve dahi tayin ettiğim idarecilere dair tepkisel sorunların çözüleceği ve dahi mektebimizi arşa fezaya taşıyacağımıza iman ediyorum.



Mektebdeki yangın kontrolumuz altındadır. Tüm gayretimizle, çook çalışarakdan müdahale ediyoruz.

Diğer taraftan, bir hayırseverle görüşmelerimiz devam ediyor. Kendisi yangını söndürecek.

Olmazsa yangın söndürme işini, ih-hale edeceğiz. Üstelikte malzemeli!

Bu yangından da çok para kazanacağız, çoook.






Neyse azizim,

Biz Tababet mektebini de bir hale yola koyalım derken, hendese mektebi mihraklı bir takım tertibler ortaya çıkmaya başladı.

Bir takım Spartaküs'ler yok Brütüs'tü galiba. Hani Neron'u sırtından hançerleyen. Yoksa başkasımıydı?

Hah Sezarı hançerleyen galiba.

Ama ben Neron'a daha çok benziyorum. Onu hançerleyen kimdi. Amaan, zaten bu tarih çok karışık. Bir sürü isim. Kafam iyice karıştı.

Biz ardımızı nasıl olsa hallettik deyu düşünür idik. 

İlahi ilimler ve dahi Guguk mektebinde, sıralamayı değiştirmiş idik. Amma Angora tavşanlarının memleketinden karıştırıp, oyunumuzu bozdular.
Mektebi iktisada Hınçal Kalfayı yerleştirdik. Adayımız idi uğraşdık seçilemedi amma üzülmesin deyu Ziyadesiyle Tutkulu begi İctimaî İlimler enstitüsüne müdür tayin ettik.
Mektebi Hendes'de de adayımız Köpürteç Mustaa beg yerine Tüysüz begin adayı Hercümerç Tarçın kazanınca aynı senaryo olsun dedik. Fekak, kazan kaldırmaya kalkmazlar mı? Tüysüz beg dikildi karşıma, Köpürteç Mustaa Müsbet İlimler enstitüsü müdürü olamaz, benim eski müdür vekilim şaane bir oğlan var. Kındırır Vertutar, o olsun deyu. Uyumlu mudur? dedim. Çoook dedi. Hercümerç gibi sakin sessizdir. Ensesine vur, lokmasını al! Tamam olsun dedim.

Bu sefer, Dardar Hırt itiraz etti. De-dektör vekilim Amcazade Soyak beg pek ses etmedi. Velakin Karabaar beg bu işi pek sevmedi. O öyle deyince akan sular durdur. Al takke ver külah derken, Köpürteç Mustaa hususunda mutabık kalındı.

Meğerimse biz öyle zannetmişiz. Kazanlar kaynar imiş.

Ardımız sağlam deyu, gözümüzü Tababet mektebine çevirince bir takım gurup toplantıları başlamış.

Sayıyorum sıkı dur:
Adaylığa doymaz
Tüysüz Alilim beg

Mütemmim cüz'ü 
Kındırır Avanatar

Eski vekili-yeni müdür 
Hercümerç Tarçın

İctimaî İlimler müdürü  
Ziyadesiyle Tutkulu

Bizim mektebden  
Mahdumu Savutçu Haso

Üstelikte bizim vekil  
Timuralp Lenk

"home - secret" bir toplantı yapmışlar.

Yeni bir yola çıkmışlar.

Diyelermiş ki,
De-dektörün miadı, miladı doldu.
Daha De-dektör vekilliğine dahi namzet olamaz.

İktidara ucundan olsa yapıştık
Elimizden kaçmasın.

De-dektör Alilim, Vekiller Kındırım, Savutçu, Timuralp olur.
Tutkulu, Hercümerç müdür. Bu işler böyle yürür.

Hatta rivayet olunur ki, Hercümerç Kındırım'ı pek kıskanmış. Haseti beline vurmuş. Adamcağız bir de fıtık olmuş!
Aaa, vallahi tallahi billahi. TAACCÜB ETTİM!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

5 yorum:

  1. Selime Yeşilışık Hanımefendi12 Şubat 2010 07:14

    Azizim Turgut,
    Yazdıklarınızı tüylerim ürpererek okudum. İnanmakta güçlük çekiyorum. "Bu kadar da olamaz" cümlesini her bir cümle için ortalama üç kez kurdum desem varın siz hesaplayın artık...Her bir fotograf ayrı değerlendirme ve kutlamayı hak ediyor. Keza fotograf isimleri de: "Mektepte yangın varmış",...Allah hepimize akıl, fikir, gurur versin diyorum. Hepimiz kendimize şu soruyu soralım istiyorum: Son beş(on-onbeş-???)yıldır neler yaptım? Karşıma gelen birine gururla aktaracağım üç (0-1-2-5-10-???) en önemli şey(çalışma, eser, ...) ne olabilir? Ev ödevi: Bu sorunun yanıtını en az 100 kelime ile yazınız, yazalım, yazsınlar, herkes kalemi eline alsın...Saygılarımı sunuyorum...

    YanıtlaSil
  2. Turgut Bey,

    Dardar Hırt Bey, mektebini ikiye bölmüş... fenni ilimler ile edebi ilimler mektebi kurayazmış. derdi küçük olsun benim olsun, muhaliflerimi def edeyim imiş... fırıldak ak saçlı cemal beyle iş pişirmekteymiş... devri istibdat dönemindeki gibi mektebini yönetmekte, 2547 sayılı kanunnamenin yetkilerini bana cenan paşam verdi, kullanırım demekteymiş... edebi ilimler mektebinde kalan yandaşları ağlamakta imişler. efendimiz bizi niye bırakmaktasınız deyu sızlanmaktalarmış. yağlıkcızade ile kaya bey sürekli ağlamakta, bir o yana bir bu yana savrulmakta, gözyaşları sel olmakta imiş. alsancak'taki makamın kapısında yatmaktalar imiş...

    YanıtlaSil
  3. Turgut bey,

    Merakımızı mazur görün. Koltukla uyumlu müdür vekilinin resmini yayınlamışsınız. Aynadaki aksinde de kendisini gayet uyumlu görüyor. Görüyor görmesine de, bu hanımın YÜZÜ yok mu?
    Yani, yok biliyoruz da. Aynada yüzü neden görünmüyor? Yüzsüz mü bu hanım?

    YanıtlaSil
  4. Sayın Yeşilışık,
    İnanınız efendim. Maalesef mektebinizde vuku bulan hadiseler nakledilenden çok daha vahim, hatta elim.

    Sayın Adsız,
    Dardar Hırt beg ilen, Goygoycu Kocasaç begin darbeci general maceraları hususunda daha fazla malumattan bizleri mahrum etmeyiniz.
    Ortaçağdaş Mustaa ilen Yağmacı İrimzi beg varsın ağlasınlar. Arzu eder iseniz, "Son pişmanlık neye yarar" şarkısını terennüm ederek eşlik edebilirsiniz.

    Sayın Aynadaki akis,

    Vallahi siz deyince farkettik. Yüzsüzmüş hakikaten!
    'Kadında yüz yok!'

    YanıtlaSil
  5. Sayın Benoz,Müsbet ilimler ve Belagat mektebindeki gidişat zannımca tarafınıza farklı aksettirilmiş. Bilhassa Kısm-ı Belagattaki Mamet yandaşları ki kendülerü Tümleşik Rüşdiyeden sayarlar, bunların arasında bir kör prens vardır ki namını duymayan yoktur, acayip şekilde kazan kaldırmışlar. Ortaçağdaş Mustaa'yı ve de Yağmacı irimzi'yi bertar etmişler. Ortaçağdaş Mustaa ve Yağmacı irimzi bunların şerrinden bir melce bir ilticagah bulurum umuduyla makama gidip ağlaşırlarmış. Ortaçağdaş'ın üzerine diyarı-Kayseriyye'den bir müderris getirmişler, Kör prens ve avanesi getürmüş bu müderrisi ve onu yutturmuşlar Mamet'e, şimdi müderrisin arkasında cumaları saf tutacaklarmış. Bu müderrisi Mamet, müstakbel belagat'ın baş müderrisi tayin edecekmiş. Kör prens, avanesi ve sabık baş müderris Tennur Sesiçıkmaz, Dardar Hırt'ı, Ortaçağdaş mustaa'yı mahkemeye vermişler, mektepte bize manevi eziyet ediyorlar diye. Şimdilerde cümlesi adliyeyi arşınlıyorlarmış. Ortaçağdaş Mustaa bu işe çok bozuluyormu, hem tahttan düşürülmesi, hem mahkemelerde süründürülmesi karşısında Mamet'in sessizliği, Kara-baar'ın kör prense gizli desteği onu çileden çıkartıyormuş. Ortaçağdaş'ın hin-i hacette kullandığı kuvve-i maneviyesi varmış. Bu günlerde bir Ankara seferi yapıp Mamet'in kulağını çektirmeyi hesap etmekteymiş. Bir de Belagatte, Kılperi Dert varmış ki sormayın gitsin. Mamet onu hemoroid azabından kurtarmış. O da bunun karşılığını ödemek için çırpınırmış. Ortaçağdaş'a ve Dardar Hırt'a kök söktürürmüş. Kendini şimdiden Belagat'in baş müderrisi ilan eylemiş. Mamet, Kayserili Müderrisle Kılperi'yi nasıl çatıştırmam onun hesabını yaparmış. Goygoycu Kocasaç'ın keyfi tıkırmış. Demokrasi memokrasi onun için hitam bulmuş artık o Ketam peşindeymiş ve Mamet'e şükürü niyaz etmekle meşgulmüş. Dardar Hırt, bir an evvel şu mektebin iki ayrılmasını sabırsızlakla beklermiş. Ah efendim Turgut Bey, bu mektepte o kadar şey varmış ki yazılacak, hangi birine değinsem, ama size ulaşan malumatın çoğu hatalı ve yanlıştır. Bugünlerde Ortaçağdaş, Yağmacı irimzi , Dardar Hırt bilumum hepsi Mamet'e habire hayır dua okumaktalar, bundan eminim
    selamlar

    YanıtlaSil