Bilirsin, Tababet mektebinde takaddüm-ü müstakdim kıdemen mümkündür.
Filhakika, bir kaç hocamızla sigara odasındaki sohbetlerimizi sırasında bu hususta rahatsızlıkları yerinde müşahade ettim.
Koca koca hocalarımız, tütünün dumanını savura savura, gözlerini devire devire "Kıdemin hakkını yeme! Mektebi çoluk çocuğa teslim etme! Önce doğan, önde gelir!" deyu serzenişte bulundular. Eee, haklılar!..
Takaddüm: 1- Önde bulunma. İleri geçme. 2- Zaman veya mevki bakımından ileride olma.
Müstakdim: 1- İleride ve önde bulunan. İstikdam eden. 2- Çok ayaklı olan.Netice itibarıyla, Mekteb çün Duayen, kıdemi bol bir vekil müdür tayin etmek çün bir yoklama yaptım. Lâkin, öyle herkeste hevesli çıkmadaı vekil müdür olmaya. Neyse derler ya hani "Her kör satıcının, bir kör alıcısı bulunur!" biz de bulduk, Tüyal ama Conta hanımı. Oğlusunu işe alırız, hem hanımdır mektebimizin muallim ve muallimeleri pek kibardır. Hanım deyu, kıdemli deyu daha az ses ederler, duayen deyu tarif ettiğim bu muhterem, Sener ve Karheb* olduğundan mektebin sesi çıkmaz deyu hesab ettik.
Sener: 1-Ulu kişi. 2- Kedi. 3- Boğaz kemiği. 4-Kuyruk sokumu.
Karheb: 1- Yaşlı, ihtiyar. 2- Çok kıllı keçi. 3- Ulu ve şerefli kişi.
Malum Tababet mektebinde intihabat yapmadan evvel, yapılması icab eden muhtelif ameller çün bir vekil müdür tayin etmiş idim. Garazımız bizden olmayanla, karşı çıkanla ortak bir dil geliştirmek deyu düştük yola.
Garaz : Maksat, niyet, gaye, kasıt. Kötü niyet. Kin.
Sigara odasında bir de Tababet mektebinde başlayıp, mektebin her yerine sirâyet eden İttikâ'-i Problem-i Tedrisat ve yahut da Fiilen Tedrisat hususunda bir tartışma başlatma zaruretinden bahsediyordu. Hiç unutmam, bu konuyu konuşurken epeyce kalabalıktık. Tababet mektebi mensubu, beni de dahil eder isek neredeyse beş Tümleşik Rüşdüye mensubu "Evet, evet, tartışalım" demişlerdi. Biz de böylece vekil-i müdür-ü Tüüyalama Conta hanımefendiyle birlikte daldan dala atlayarak,
bazı dallara ziyarete giderekden,
bazı dalları müdüriyete davet ederekden
kadro vaad ederekden,
yükseltmeyiz haa deyu tehdit ederekden
dileyin benden ne dilerseniz diyerekden,
kızarsak zırnık koklatmayızı hisettirerekden
fikirlerine ehemmiyet veriyormuş gibi yaparakdan,
de-dektör ne derse o olur diyerekden
tek tek basarakdan,
bade süzerekden,gücümüzü, kudretimizi isbat ederekden
turumuzu tamamladık sayılır. Mektebim nasıl hoş, sevimli, uysal, sevecen bir de-dektör olduğumu bizzat gördü. De-dektörlük intihabatı sırasında tertib edlen toplantılara gelenlerin sayısı iki elin, hadi olsun olsun iki el bir de ayak parmaklarını geçmediğinden hakkımda yanlış düşündüklerini de görmüş oldular!..




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder