30 Nisan 2010 Cuma

Kutlama-Kırmızı Karanfil

Yazan, çizen, anlatan,
                         olup bitenlerden haberdar olmamızı sağlayanların,
Okuyan, soran, öğrenen, aktaranların,
                                  Çalışanların, üretenlerin,
                                                               Bilim emekçilerinin
bayramı kutlu olsun!

Kırmızı Karanfil


YERÇEKİMLİ KARANFİL

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Edip CANSEVER


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 MAYIS

1 MAYIS MARŞI


Atamanın mektebe getirdiği, Mamet ve şürekasıdır
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Doğrunun şanlı yolunda ilerleyen insanların bayramı

Yepyeni bir seçim gelir, zamanın ufuklarından
Mutlu bir hayat filizlenir, mücadele sonuçlarından
Yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Doğrunun şanlı yolunda ilerleyen insanların bayramı

Vermeyin bunlara izin, baskı ve zulüm için
Hakkını alması için, emekçiyi bilinçlendirin
SİZLERİN ELLERİNDEDİR gelecek ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Doğrunun şanlı yolunda ilerleyen insanların bayramı

Haklının gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor
Mektebte rezaletler ardı ardına patlıyor
Doğrunun şanlı dalgası ülkemizi kaplıyor

Gün gelir, gün gelir, ZORBALAR kalmaz gider
Doğrunun şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider


Müzik : Sarper ÖZSAN

Söz : Deforme edilmiş





Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

29 Nisan 2010 Perşembe

N'aaber Turk röpöltaci tefrika - ikinci bab

Hedefteki kim?                                               Tek Hedefim ki!..               
 Hedefim tek ki!..                                               Tek hedefi kim?                

İLİŞKİM OLMUŞ...


  • Tünaydın! Hakikaten sinirlenince uykunuz geliyor galiba. Epey uyudunuz. dinlenmişsinizdir.
Uyumuşum di mi? İşte böyle. Ne diyorduk?
  • Hekimbaşı olunca ilk icraatınız makam odanızdaki tuvaleti yıkıp duş yaptırmak diyorduk. Hani derler ya, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!"
Aslında bunlar cevap bile verilmemesi gereken çirkin söylentiler. Hadi beni karalıyorlar ama benimle birlikte ismi geçen kadınların ailelerini hiç mi düşünmüyorlar.
  • Hanımları demek istediniz herhalde?
Heevet! Öyle demek istedim değil mi? Aslında bu konudaki hislerimi şarkılarla anlattığım bir kaset doldurdum.
Bu kopyayı size vereyim. Benim yine uykum geldi. Ben uyurken dinlersiniz.

KARDEŞİMİN SUÇU...
  • Tecavüz suçundan dolayı hapis cezası aldıktan sonra kayıplara karışan kardeşiniz nedeniyle De-dektör Hüzün'e, sizin Tabibbaşlığını bırakmanız yönünde bir baskı oldu mu?
De-dektör Hüzün ile bir araya gelen YMK sorunlusu, aynı zamanda kardeşimin cezasını da gündeme getiriyor. Benim bu görevde kalmamın doğru olmayacağını belirtiyor.
  • Bu konuşmalar sırasında siz de aynı odada mıydınız? Yoksa ses kaydı mı yapılmış?
Yoo, aynı odada değildim tabii. İki kişi arasında geçen konuşma. Ses kaydı varsa da ben bilmiyorum.

SAHTE BELGE HAZIRLAMIŞLAR
  • Neden görevden alınmanız için bu kadar büyük çaba gösterilmiş?
Size en önemlisini anlatayım. Aynı görüşmede, YMK sorumlusu De-dektör Mamet Hüzün'e müdde-i umumi tarafından alınmış ve 10 yıl süreyle ihhalelere giremeyeceğimi yazan bir belge veriyor. Bu karar nedeniyle tabibbaşı olamayacağımı söylüyor. Bir nevi başhekimliğimi askıya alıyorlar yani.
  • Peki böyle bir yasak var mı?
De-dektör bu belgeyi bana gösterince hemmen Quarantina-2 sonrasında ihhale yolsuzluğu iddiasıyla yargılandığım kadıya müracaat ettim. Böyle bir karar var mı? dedim. Yok dediler!..
  • Ne yani, De-dektör Hüzün size sahte belge mi göstermiş?
Belgede müdde-i umumi tarafından verildiği yazıyordu. Ama böyle bir yetkileri de yokmuş.
  • Bu kadar baskıdan sonra De-dektör "istifra et" mi dedi? Midedi? Mide di? Dedi mi?


De-dektör benim çoook eski arkadaşım.

Birlikte pek çok maceralarımız olmuştur. Birbirimizi iyi biliriz. O da benim ayağımı kaydırmanın kolay olmadığını iyi bilir.

Netekim, 1 görev yerine 3 görev aldım. 
Sıhhiye Bilimleri Ensitütüsüne Müdîr oldum (Bir),
İdare heyyeti başkanı oldum (iki)
Ensi-tütünün heyyet-i muazzama heyeti başkanı oldum (üç).





  • Sizler hepi topu 181 rey alabilmiş bir adayın atanması için uğraştınız. Atamadan sonra doğabilecek tepkileri ortadan kaldırmakta çok önemli görevler aldınız. Sivil Toplumu, Sendikayı sessiz tuttunuz. Atama öncesi, hele mahkeme sonrası  Ankara'da Çankaya mahallesinden, Mülkiye Hukuk mektebine gitmediğiniz yer, çalmadığınız kapı kalmadı. 20 aydır idarede birlikte yer aldınız. Ama, Tümleşik Rüştiye'nin sol cenahı sürekli kan kaybediyor. Dikiş Tutmaz, Safi Öfkeyiz Genal derken, Mahdum-u Satırcı'da gidiyor. Kala kala Karabaar beg kalıyor. Koca Tabibbaşından nasıl Ense-tütünü müdürü olur hiç anlamıyorum.
Şöyle aslında. Bizler dışarıdan kırmızı (solcu) görünüyor olabiliriz. Ama biraz kazıyınca başka işlevlerimiz çıkıyor. Bakın resimlerle anlatayım:

BU UYGULAMAYI EVİNİZDE DENEMEYİNİZ!

  • Görevi bırakmanızla Quarantina operasyonları ve yolsuzlukların ilgisi yok diyorsunuz?
İhale komisyonunda kimler var? İhhalede kimler imza yetkili? Kimler sorumlu? Bakın size bunları anlatayım. Komisyonda İşletme Müdürü var.  Nerede? Mapushanede? Bir yıldır çıkamadı. Tutuklu yargılanmaya devam ediyor.
  • Başka kimler var?
Baskıcı Hüso var. Nerede? Görevinin başında! Gözaltına falan da alınmadı. Ben varım. Quarantina-''de beni de gözaltına aldılar. Ama biraz kulakları çekilince bıraktılar. Demek ki tutuksuz yargılama yeterli oluyormuş!
  • Bütün bu olaylardan sonra YMK'ndan veya De-dektörlükten bir beklentiniz var mı?
Beni bu kadar üstü örtülü iddialarla  istifra etmek mecburiyetinde bıraktılar. İtibarımın iadesini ve göreve geri dönmem gerektiğine inanıyorum. Zaten görevden ayrılmama dikkat ederseniz DEPOZİTOLU ayrıldım.
  •  O nasıl oluyor?
Yani geri döneceğim demek. Depozito olarak Baskıcı Hüso, Makas-el Baytar, Magnesialı Tepin felan bütün vekillerimi oldukaları gibi bıraktım. Duş-muş hepsi odamda aynen duruyor. Bir ben miyim yani sorumlu. Buradan sizin aracılığınızla YMK'na sormak istiyorum. İhhale komisyonunun atanması, ifa ettiği görevler ve dahi denetiminden sorumlu olan kim?
  • Okuyucularımızı aydınlatın lütfen. Kim?
 


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.


28 Nisan 2010 Çarşamba

Naber Tabib özel röpörtacı

Hedefteki kim?                   Tek Hedefim ki!..                Hedefim tek ki!..     Tek hedefi kim?

Meşhur mektebin Tababet mektebi Darüşşifa tabib-başı Mahdum'u Satırcı açıklıyor!
İstifrasının sebeplerini Naber Tabib (NT) Sevgili'ye anlattı:

Mamedin mektebinde Tabib-başıyken, başı ezilen istifra sebeplerini NT SEVGİLİ'ye anlattı. Mahdum-u Satırcı bazı muallimlerin kendisini mütemadiyen YMK (Yüce Mekteb Kurulu) ve De-dektörlüğe asılsız ihbarlarla şikayet ederek adeta bir nişangâh haline getirdiğini iddia eyledi. Azledilmesi çün mütemadiyen YMK'na ve  dahi de-dektör Mamet'e tazyik edildiğini iddia eden Mahdum-u Satırcı "Nihayetinde ben dahi tezelluk edemedim. Yallah tazyik! deyup gittim. Yani ayağımı kaydırdılar" dedi.
Tezelluk: Dayanmak.



  • Asılsız ihbarlarla şikayet edilmek nasıl bir şey?
Eee, işte yani öyle olmuş. Şikayet etmişler, ihbarda bulunmuşlar, bazıları asılsızmış.
  • 20 aydır yürüttüğünüz doğru mu? "İşlerim yoğun" diye istifra ettiğinizi beyan etmişsiniz. Gerçek bu mu?
Tabii ki değil. Zaten işi bileceksin, mümkünse hiç gelmeyeceksin. Sabah geç gelip, erkenden sohbet-muhabbet-buzlu arpa suyu faslına geçiyorduk. Zaten Makas-el Baytar, Baskıcı Hüso, Dikiş Tutmaz iyi anlaşan güzel insanlardık... Akşam üzerleri daha bir güzelleşirdik.
  • Peki gerçek neden neydi?
İstiframın bir değil, bin nedeni var. Göreve geldiğim günlerde hastanenin işleyişi iyi değildi.
  • Hadi canım? Ciddi misiniz?
Walla bak. Yalansa tabibbaşı olmak nasib olmasın. Yalan olsa, vekil arkadaşlaım vazifeye devam eder mi, mı, mu? O kaddar iyi bir hekim-başı idaresi oldu ki. Makas-el, Baskıcı halen vazife başındalar. Biz göreve geldiğimizde işleyiş biraz yavaş gidiyordu. bir sürü kural, yok yasalar, yönetmelikler felan. Biz bunu değiştirdik. İşleri hızlandırdık. İdareyi baştan aşağı ele aldık. Eski idarecilerden akademik olanları soruşturmalarla süründürdük. Eski idari kadroyu baykuş haline getirdik.


  • O nasıl oldu?
Kolay oldu. Hepsini gece idaresine gönderdik. Yerlerine de, itibarlarını iade ettiğimiz eski idarecileri getirdik.  Sonra sekreterlerin görev yerlerini değiştirdik. Sendikayla anlaşır gibi yaptık. Bunu sağolsun Dikiş-Tutmaz halletti. Başlangıçta tayine ses çıkartacak gibi olanlarla anlaşır gibi yaptık, ameleleri "sizi işe alacağız" diye oyaladık.  İstemediklerimizi, ses çıkaranları yavaş yavaş şutladık. Şimdi kimsenin ses çıkaracak hali kalmadı zaten. Herkes pustu.
  •  Yine de bazı muallimler size cephe mi aldı?
Eveeet. Özel hasta bakan, güzel hasta bakan, illa ki uygun malzeme kullanarak ameliyat yapacağım diye tutturan, de-dektör gibi halftime olan bazı münafıklar beni de-dektöre ve YMK'na şikayet etti.
  • Yani size karşı oluşmuş guruplar vardı?
Mektebde bir takım kamplaşmalar var. Ha-Gayrettepeli, İttikâ'-i Problem-i Tedrisat ve nesil-i akl-ı bâliğ  deyu üç gurub var.
İttikâ'-i Problem-i Tedrisat : Probleme Dayalı Öğrenme
Akl-ı Bâliğ : Yetişmiş genç.
  • Siz hangi taraftasınız?
Ha-gayrettepeden mezun değilim. Tedrisattan anlamam, artık epey olgun sayılırım. Kendi işime, cebime bakarım.

  • Geçtiğimiz sene Karantina'ya alınmış olmanızın istifranızda etkisi oldu mu?
Ben göreve geldikten sonra neler yaptık. Ohoo... İhhaleleri alan herkesler bize teşekkür etti. Hatta teşekküre gelirken elleri boş da gelmemişler sağolsunlar. Ne iyi insanlar. Tüm bunları yaparken, bir sürü ihhaleyi iptal ettik. Sonra pazarlıkla uygun bulduğumuz firmaya verdik. Bu arada işletme müdürümüz dikkat çekmiş. Öyle pavyon, mavyon gezip çok para harcayınca takibe mi alınmış. Bilmiyorum artık. Geçen Mayıs ayında gözaltına alındı. Daha da çıkmadı. Çıkacağı da yok!
  • Bu iade-i itibarda bulunduğunuz müdür mü?
Evet. Nereden bildiniz? Tanıyormusunuz?
  • Tanımam. Tahmin ettim. Siz neden gözaltına alındınız?
Müdürün amiri kim? Ben!.. Benim amiri kim? De-dektör!.. Demek ki, anca beraber, kanca...
  • Mahkeme?
Tutuksuz devam işte... Bu olaydan sonra istifra etmem hususunda tazyik hissetmeye başladım. Ama mektebden ve kamu vicdanından tazyik hissetmedim. YMK tazyik yapmış.
  • YMK sizin istifranız için De-dektöre nasıl bir baskı kurmuş olabilir ki?
De-dektöre bazı isimler vererek benim bu kişilerle birlikte olduğumu, onları keyfime göre tayin ettiğimi söylemişler. Hatun kişilere mobbing diye bir şey yapıyormuşum. Güya mevkimi kullanarak bazı hanımlarla birlikte oluyormuşum.
  • Sizin 20 ay önce göreve başladığınızda ilk icraatınız makam odanızdaki tuvaleti yıkıp duş yaptırmak değil miydi?
Evet yaptırdım. Ama sor bakalım neden yaptırdım.
  • Neden yaptırdınız? Üstelik çalışma odasında da değişiklik yaptığınız, yatak koydurduğunuz söyleniyor.
Ne var yani. De-dektör'de hem banyo tadilatı yaptırdı. Bu kademedeki yöneticilerin her an duş alması gerekebilir. Her an uykuları gelebilir. Bak uykum geldi!..



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Mektebde Hüzün, Darüşşifa'da Hazan mevsimi

Muhterem biraderim Turgut,

Tababet mektebinde gün geçmiyor ki, bir vakıa cereyan etmesin. Ya mektebde veyahutta Darüş-şifa'da muhakkak ki bir havadis teşkil edecek bir vakıa vuku buluyor. Değil ki yazmaya, peşinden koşmaya yetişemez oldum.



En son biliyorsun Mahdum-u Satırcıyı (The big brother olan) Müsta'fi addettik.Meğer ki seveni ne çokmuş azizim. Vallahi ben tahayyül dahi edemez idim. Darüş-şifa personeli ardından ağıtlar yaktı, gözyaşları döktü. Allah seni inandırsın, bahçedeki senânir ile kelb dahi (kediler, köpekler) üzüüük üzük üzülmüşler.
Müsta'fi: 1- Bir işten isteği ile çekilen, istifa eden. 2- Suçunun bağışlanıp afvedilmesini isteyen







Evveliyatta tekamül etmiş bir idareci vasfımla, halef ilen selefi ilan ederek işe başladım. Tabib başı olacak muhterem kişiyi kafa kafaya verip, hep birlikte tayin ettik. Sonunda ikinci Mekteb tarihine "Mahdum-u Satırcı biraderlerin muhtelif maceraları" babında henüz icad edilmedik harflerle yazılacak sayfaların bir yenisini açtık. Dikiş Tutmaz, Artık Safi Öfkeyiz Genal dostlarımızın yanıbaşında müstesna bir bölüme de Cilalı İbo'nun resmi çün yer açtık.



Bu arada Tüüyalama Conta hanım tutturmaz mı, "madem ki ben vekilim, tabibbaşı da vekil olsun. Olsun ki uyuntuluk içinde çalışabilelim!" deyu. Hoppalaaa...

Bilirsin ben bu konularda pek iyi bir idareciyimdir. Tamam dedim. Sizi mi kıracağız. Hekimbaşı vekillerinin müddetlerini bir ay uzatıveririz, Sazan mevsimini de vekaleten başlatırız dedim. İşler yoluna girecek artık, başladı vekil-azan mevsimi...





İndii bir tarafta üzülenler var.  Başta ben tabii...

Bunca yıllık arkadaşım...

Komşum...

De-dektörlüğümü eviminz bahçesindeki çalı dibinde bekleyen...

Beni ilk tebrik eden...

Hasta olup Quarantina'ya giden (Quarantina - 2)...

Çapkınım, hovardayım 24 ayardayım
Ashab-ı Şimaldenim, demokratım, liboşum
İhhale yasaklısıyım, trilyonlar yutmuşum
Sevgili İboşum...

Nasıl kıydılar sana... Taaccüb ettim! Ediyorum, edeceğim!..




Bir tarafta "ne oluyor yahu?" deyu merak edenler.

Bizim İboş aaa kıllı adam. Matbuata beyanat verirken "Çok Yoruldum!" demiş.

Tabibbasi Mahdum-u Satirci da istifra ettiii


Cigerim benim! Karaciğer nakillerine daha çok vakit ayıracakmış!.. Taaccüb ettim!



Eee, Yıllar sürecek ihhale yasağı getirdiler. Muhakemem başlıyor. Hakkımdaki şikayetler boyumu aştı! diyecek hali yok herhalde!..


 
Bir tarafta da "acep benim koltuk gider mi?" deyu telaşa düşenler bulunmakta.

Vallahi ben Kazan'ı vekil olarak tayin ettim.
 
Vekillerin müddetini bir kamer uzattım.
 
Kızan'dan memnun kalır isek,
 
İhhaleler istediğimiz gibi neticelenirse,
 
İmzalarını güzel güzel atar ise,
 
Bazı değişikliklere gidebilir.  Bazı vekiller, mabadlarını yerleştirdikleri makamlardan olabilir!...
 
 
ve tabii ki bir tarafta ise "amman bana bir mevki çıkar mı?" deyu bekleşenler bulunmakta.

İmdi bu arkadaşlar biraz daha bekleyecek.

Önce, Tababet mektebi tayini olacak.

Ben üç adayı gönderdim.

Sıralamayı bozmadım.

Bu tayin gerçekleşecek ki, kimi nereye yerleştireceğiz ortaya çıkacak.

Değerli Daniş-mendimiz, her duaya amin diyen Contamıza münhal bir kadro helbet ayarlanacaktır. Rahat olunuz.

Listeyi Yüce Mekteb Kuruluna gönderirken kimseyi işaret etmedim deyu yemin etsem çarpılmam ki!...

Sadece kulaklarına fısıldayıp şunları söyledim:

Mektebi arş-ı âlâya çıkarmaya niyetli birinciyi istemem. Niyeti kıyafetinden belli.
Arş-ı âlâ: Göğün en yüksek tabakası.


Üçüncü olursa beni yer. Ha-Gayrettepeliler iyice güçlenir.


En-birinci olanı (Potoşop yaptırtdık. Dublör kullandık) tayin ederseniz, ooh ne âlâ, Koala...


Wallaaa!..



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Tababet mektebi intihabatını atlattık, şükür!

Tababet mektebinde intihabatı nihayete erdirdik şükür!





İntihabat çün çoook çalıştık!

Amma başarılı olduk vesselam!










 De-dektörünüz bendeniz, Vekil müdiremiz, Tabib başınız Mahdum-u Satırcınız ve dahi çıban başı Baskıcı Hüso, Makas-el Baytar, Magnesialı Tepin ismini burada sayamadığım değerli Tümleşik Rüşdiye mensupları (Dikiş Tutmaz ile Artık Safi Öfkeyiz Genal'ı tenzih ediyorum) yola düştük, uyumluluk içinde rey taleb ettik!








Gücümüzü gösterdik. Reyleriniz sizlere yol, su, elektrik amann ne diyorum. Elektrik henüz icad olmadı!
Reyleriniz sizlere kadro, masa, sandalye, sarf malzemesi, proje desteği olarak geri dönecektir. Aksi takdirde, anne bilim dalınıza teessüf ve taaccüb edilecektir! dedik.





Sandıktan sevimli, uyumluluk içinde çalışacak, hanım hanımcık, herkese şefkat gösteren, güçlü görünce tanıyan biri çıksa ne iyi olmaz mı? dedik.
Biraz yardım aldık. Yabancı bir intihabat uzmanı önümüz mübarek Paskalya zamanı. Seçimi Peskalya evvelinde yapalım. Paskalyada memlekete gitcem. Buna uygun bir maskot belirleyelim dedi.  Bülheves olduk!
Bülheves: Heves ve isteği çok, maymun iştahlı.









Özellikle genç müntahiblerle hususi olarak ilgilendik.
Müntahib : Seçen, intihâb eden. Seçmen.










Aylarrr önce hâb-ı harguş namzet olarak ortaya attığımız half-time arkadaşımız Gözü Oynak son anda yaptığımız manevra dahilinde Tüyal ama Conta namzedimiz lehinde aradan çekiliverdi. Taaccüb ettim!
Harguş: Tavşan
Hâb-ı Harguş: 1- Tavşan uykusu. Şüpheli ve hafif uyku. 2- Yalan, hile.

Filhakika, şu koskoca mektebde hürmet ettiğim üç kişiden biri olan, lâkin "zinhar rey vermeyin, kendisini istemezuk! Karabaar arkadaşım kendisini heyyet-i idarede gördükçe tesekkün-i niza'ı depreşiyor." deyu üç ayrı toplantıda fikrimi ikrar ettiğim namzedin "istihsal eden bir mekteb" ifadesine teveccüh gösterildi.
Tesekkün-i Niza':  Şeker hastalığı.
istihsal : üretim



Neticeler şöyle zuhur etti:
Hürmet ettiğim üç kişiden biri olan namzed 180 rey alarak birinci oldu.
Bizim paskalya tavşanı Duyaen Contamız  123 rey alarak Her kesin sevgisine mazhar ve gönlümüzün birincisi oldu. 
Tüysüz beg destekli Ha-Gayrettepeliler  64 rey alırken, 5 rey da bana (boş) çıktı. Bana (Boş) rey verenler yoklamasında Dikiş tutmaz, Tepin Semer, Öfkeyiz Genal ilk üç olarak sayıldı. Bilemediklerime teşekkür ediyorum.
 
İyi ki hürmetimi reye tahvil etmemişim. Yoksa birinci aday küll-i mektebden aldığım reye eşit reye ulaşmış olacak idi. İntihabatın en sevindirici tarafı, Hürmetim büyük adayın benim reyimin bir eksiğinde kalmış olması. Filhakika, intihabat sonrasında memleketimizde paskalyanın kutlanmadığını öğrenmiş bulunuyorum. Taaccüb ettim!
 

İntihabat sonrasında matbuat mensublarına da ifade ettiğim gibi, neticelere işaret koyacak değilim. Bu sebeple, aylar süren vekalet ve toplantılar, rey talepleri neticesinde Bir - İki- Üç (123) rey aldım.
Bir ki üçler,
yaşasın dörtler
Yedi sekiz dokuz
Atıverin bi omuz  
yazıp, ekteki gençlik fotografımı da ismimin yanına ekleyelim diyen vekil müdüremize içi sızlayarak "Olmaz!" diyor, fotografının arabını iade ediyorum.  


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.