26 Mayıs 2010 Çarşamba

Efnan ve Belagat mektebi

Müsbet-Menfi illâ ki Fenni İlimler ve dahi Belagat mektebi hakkında pek kıymetli izahat

Değerli okurlarımız,

 Binyıllar öncesinden kalan işaretleri okuyarak Mamet Hüzün'ün hatıratından yayınladığımız   12 Şubat 2010 tarihli kayıtta mektebin değişik kısımlarından bilgiler bulunmakta idi. De-dektör Mamedin
Yahu miadım doldu mu benim?
sorusunu başlıkta kullandığımız kayda üstteki link aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Bu kaydımızda mektebin muhtelif yerlerinden yayın kuruluna ulaşan bilgiler yer almakda idi.


Bu bilgilere ek olarak kayıtların sonunda okur yorumları da yer almaktadır. Herhangi bir kayda yapılan yorum sayısı ilgili bölümün sonunda görülmektedir.


Bu bölümdeki   YORUM yazısına "tık"layarak ilgili yorumlara ulaşmak, istenirse yeni yorum yapmak mümkündür.


12 Şubat tarihli bu kaydımızın yorumlarında pek kıymetli izahat bulunmaktadır. Özellikle Efnan ve Belagat mektebi hakkında.

Bu bölümün 5 YORUM sayısına ulaştığını görebilirsiniz.  Fekak, son yorum 26 Mayıs tarihli. Üstelik de, Müsbet-Menfi illâ ki Fenni İlimler ve dahi Belagat mektebi hakkında yepis yeni ve taptaze bilgiler vermekte.




Müsaadenizle, o tarihteki bilgileri hatırlatıp, tazelerini de soğumadan dikkatinize sunalım. Malum burası Mamedin mektebi... Rüzğâr her an yön değiştirebilir, taze sandığımız bilgiler hızla eskiyebilir...

Pazarlıklar yapılır, arkadaşlar satılır,
                         Rüzgâr nereden esiyor, ona bakılır.
Sağcıyla sağcı, solcuyla solcu
                       Çevir gazı yanmasın, çevir de çevir
                                           Çevir gazı yanmasın, devir bu devir!

Mektebi ne hale getirdiniz Recep bey?


YORUMLAR:
12 Şubat 2010 07:14
Adsız dedi ki...

Turgut Bey,
Dardar Hırt Bey, mektebini ikiye bölmüş... fenni ilimler ile edebi ilimler mektebi kurayazmış.

derdi küçük olsun benim olsun, muhaliflerimi def edeyim imiş...

fırıldak ak saçlı cemal beyle iş pişirmekteymiş...

devri istibdat dönemindeki gibi mektebini yönetmekte, 2547 sayılı kanunnamenin yetkilerini bana cenan paşam verdi, kullanırım demekteymiş...



edebi ilimler mektebinde kalan yandaşları ağlamakta imişler. efendimiz bizi niye bırakmaktasınız deyu sızlanmaktalarmış.

yağlıkcızade ile kaya bey sürekli ağlamakta, bir o yana bir bu yana savrulmakta, gözyaşları sel olmakta imiş.

alsancak'taki makamın kapısında yatmaktalar imiş...








16 Şubat 2010 06:27 Turgut Benoz dedi ki...


Sayın Adsız,


Dardar Hırt beg ilen, Goygoycu Kocasaç begin darbeci general maceraları hususunda daha fazla malumattan bizleri mahrum etmeyiniz.


Ortaçağdaş Mustaa ilen Yağmacı İrimzi beg varsın ağlasınlar. Arzu eder iseniz, "Son pişmanlık neye yarar" şarkısını terennüm ederek eşlik edebilirsiniz.
 
 
23 Mayıs 2010 09:51
 Adsız dedi ki...



Sayın Benoz,Müsbet ilimler ve Belagat mektebindeki gidişat zannımca tarafınıza farklı aksettirilmiş.

Bilhassa Kısm-ı Belagattaki Mamet yandaşları ki kendülerü Tümleşik Rüşdiyeden sayarlar, bunların arasında bir kör prens vardır ki namını duymayan yoktur, acayip şekilde kazan kaldırmışlar. Ortaçağdaş Mustaa'yı ve de Yağmacı irimzi'yi bertar etmişler.

Ortaçağdaş Mustaa ve Yağmacı irimzi bunların şerrinden bir melce bir ilticagah bulurum umuduyla makama gidip ağlaşırlarmış.

Ortaçağdaş'ın üzerine diyarı-Kayseriyye'den bir müderris getirmişler, Kör prens ve avanesi getürmüş bu müderrisi ve onu yutturmuşlar Mamet'e, şimdi müderrisin arkasında cumaları saf tutacaklarmış. Bu müderrisi Mamet, müstakbel belagat'ın baş müderrisi tayin edecekmiş.

Kör prens, avanesi ve sabık baş müderris Tennur Sesiçıkmaz, Dardar Hırt'ı, Ortaçağdaş mustaa'yı mahkemeye vermişler, mektepte bize manevi eziyet ediyorlar diye.

 Şimdilerde cümlesi adliyeyi arşınlıyorlarmış. Ortaçağdaş Mustaa bu işe çok bozuluyormu, hem tahttan düşürülmesi, hem mahkemelerde süründürülmesi karşısında Mamet'in sessizliği, Kara-baar'ın kör prense gizli desteği onu çileden çıkartıyormuş.







Ortaçağdaş'ın hin-i hacette kullandığı kuvve-i maneviyesi varmış. Bu günlerde bir Ankara seferi yapıp Mamet'in kulağını çektirmeyi hesap etmekteymiş.








Bir de Belagatte, Kılperi Dert varmış ki sormayın gitsin. Mamet onu hemoroid azabından kurtarmış. O da bunun karşılığını ödemek için çırpınırmış. Ortaçağdaş'a ve Dardar Hırt'a kök söktürürmüş. Kendini şimdiden Belagat'in baş müderrisi ilan eylemiş.

Mamet, Kayserili Müderrisle Kılperi'yi nasıl çatıştırmam onun hesabını yaparmış.





Goygoycu Kocasaç'ın keyfi tıkırmış.

Demokrasi memokrasi onun için hitam bulmuş artık o Ketam peşindeymiş ve Mamet'e şükürü niyaz etmekle meşgulmüş.

Dardar Hırt, bir an evvel şu mektebin iki ayrılmasını sabırsızlakla beklermiş. Ah efendim Turgut Bey, bu mektepte o kadar şey varmış ki yazılacak, hangi birine değinsem, ama size ulaşan malumatın çoğu hatalı ve yanlıştır.

Bugünlerde Ortaçağdaş, Yağmacı irimzi , Dardar Hırt bilumum hepsi Mamet'e habire hayır dua okumaktalar, bundan eminim


selamlar

 
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

18 Mayıs 2010 Salı

Muvakfakiyetlerimiz ismar etmekde!

İsmar: (Semere. den) Meyve ve semere vermek, fayda vermek.

Muhterem biraderim,

Fevkalede mes'ud ve bahtiyarım bu gün!

Mor sümbül gurubunun muhalefetine nisbet olsun, inad olsun...

Kırmızı lalelerin bütün muhalefetine, atıp tutmalarına rağmen yeni bir ödül almış Darüş-şifamız!..

Vallahi taaccüb ettim!.. Ettim!..









Sorup sorup durudunuz: Bu Danişmendler ne iş yapar? Bunlara kim danışır? Ne danışır? eyu...  Ahanda!..

Çalışıyorlar demek! Wallaha ben de bilmiyordum. Şindi sizden duydum! Hep beraber, çalış - çalış, Düşün Düşün bu mühim başarıya imza atmış bulunmaktayız. Aziz ve muhterem biraderlerim!...

Ne demişler? Çalışanın elması kızarır imiş!




Bir dahaki sefere reylerinizi verken lütfen hatırlayınız değerli tebaam! Muallim ve dahi muallimelerim!... İskeletor benim!






Bu başarıya nasıl imza attık, mühür bastık? İfşaa ediyorum!..

Biz icab eden idari gövdemizi temin ederken, kırmızı muhalifler vır vır etmekte idiler.

Yapılanlara mâni olmak istediler. Lâkin boyun eğmedik.

Soruşturma açtık, emekliliğinizi yakarız, sizi mektebden atarız dedik. Yılmadılar. Susmadılar...


Danişmend dedik, Vekil dedik, allem ettik kallem ettik nihayetinde har-menişi içinde güler yüzlü  bir idare kurulu temin ettik!







Çok ölçülü kararlar aldık!..


Valla!..

Bomba gibi kararlar da aldık!

Valla!..

Biz de şaşırdık. Amma sağlam sistem kurmuşlar, bu kararlara rağmen hâlâ dayanıyor dedik!..







Darüş-şifanın kompüter sistemi eski, heryanı kablo basmış dedik!..

Değiştirdik!

Kablosuuuuzz!

Vayırleees!

Şaane oldu!

Valla!..

Oldu de mi?







Mekteble kucaklaştık!

Valla!...


Kadro isterseniz kablo...

Oda isterseniz kova...

Eleman isterseniz selam...

Vereceğiz dedik...

Valla!..

Yapacağız, edeceğiz... Elimizden geleni... Gelmezse ölelim mi?... Vallahi taaccüb ettim!



Böyle olmaz dediler! Bu gidiş doğru değil dediler! Batırdınız Darüşşifayı dediler! Mekteb elden gitt dediler! Matbuata rezilliklerle kepaze ettiniz mektebi dediler! Taaccüb ettim!






Bakın da utanın dediklerinizden! Gerçi yine EN BİRİNCİ olamamışım amma... Bu da benim kaderim mi yahu?


Kullanma talimatı : Üstteki linke tıkladığınızda başarı sıralamasına ulaşabilirsiniz. Çıkan metnin sonunda ...



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

14 Mayıs 2010 Cuma

İstida vermiş. Bekliyormuş!

Merhaba muhterem kardeşim,

Şu mektebin idaresi ne zor bilsen!..

Geçtiğimiz günlerde muhabbetli muhabirler taaccüb etmeme sebep oldular!

Meğerimse kadim dostum (senden kadim olmasın), neşter kardeşim Mahdum-u Satırcı, işlerinin pek yoğun olduğu hasebiyle istirham etmiş!.. Yok istifra etmiş!.. Aaaaa, taaccüb ettim!
Dedim ki: Sayın Mahdum-u Satırcı istifra mı etmiş? Vallahi sizden duyuyorum.
Müteessir oldum vallahi!..

Sonra yine yeni yeniden öğrendim ki,
zaten Tabibbaşı olarak başka bir arkadaşımızı atadık mışız!.. Mühürdar En General Sekreter Rose-ten hanım öyle dedi.

Yahu biliyorsun, Mahdum-u Satırcı biraderim sayılır. Onunla yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi !..
Birlikte ne icraatlarda bulunduk!..
Ne ih-hale komisyonlarında, ne imzalar attık!..
Makam araçlarına doluşup, nerelerde gezdik!..
Ne tahkikatlar açtık, ne zulümler yaptık!..
Ne sürgünler-tayinler eyledik, ne cezalar verdik!..

Quarantina-1'de ne korkular çektik! Quarantina-2'den "teğet geçtik, hamdolsun!.."


Bilirsin zaten seri-üt teessür bir karakterim var! Vallahi istifrasına pek müteessir oldum. Hatta, taaccüb ettim! 
Seri-üt Teessür:  Çabuk müteessir olan.






Bir de dediler ki, istifrasını geri almak için dilekçe verecekmiş. Dedim ki: "İstifrasını geri almak çün müracaat ederse, atamasını yapmam. yüzüne de bakmam!.." 
O ne yapmış?
İstida vermiş, istiframı geri almak isterim demiş!
Bak yine taaccüb edeceğim geldi!.. Vallahi...












Önce inanamadım istida verdiğine.
Sonra kayıt-kuyut işlerine sorduk.
Vallahi istida vermiş!










Şimdi beklemedeymiş, Mahdum-u Satırcı! Yeni tayin ettiğimiz ense-tütününü de boşlamış. Makas-el Baytar ilen Baskıcı Hüso'nun Tabibbaşı vekilliğinden ayrılmalarına çok üzgünmüş. Hepimiz bir köşede yapayanlız kaldık diyormuş!







Mektebin çok bilgili-görgülü Guguk dairesine sordum. "Ne yapacağız?  İstifraen ayrılmanın, istidaen dönüşü olur mu?" Dediler ki, efem mümkündür. Sizin zehmet edip ne yapsak deyu düşünmenize hacet yok! Tababet mektebinden Kelebeg beg, rahat anlaşılsın deyu Müedda-ı Rahname tertib eylemiş. Buyrunuz, buradan bakınız!
Müedda : Mânâ, anlam, mefhum, kavram.
Rahname : Yol ve yön gösteren kâğıt. Harita.



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

7 Mayıs 2010 Cuma

İstifra istid'amın iadesini istirham ederim !!!

İstid'a : 1- Rica ile istemek. Davet etmek. 2- Bir işi için resmî bir daireye verilen ve istek bildiren kâğıt. Dilekçe.

 




Mektebin hastanesinin baştabibliği esnasında, Tababet mektebi Darüşşifa kurumunu, Darüşşifa Tababet Mektebi (Hastane Tıp Fakültesi) haline getirmeye gayret eden ekip istifraen ayrıldı.


İstifrasının sebeblerini Naber Turk Sevgili'ye (NT-Sevgili) ifşa eden Mahdum-u Satırcı beyanlarıyla gündeme lökkedenek oturdu.

Mahdum-u Satırcı oturduğu yerden kalkmadan, De-dektörlük makamına istida ile müracaat ederek istifrasını geri alacağını ifade etti.



NT Sevgili'de neşredilen eski Tabibbaşı Mahdum-u Satırcının "Ayağımı kaydırdılar" ifşaatı büyük akis oluşturdu.
Haber için bakınız:   Ayağımı kaydırdılar  ve bir de   Kaydırı kubbak Cemilem

Konuyla ilişkili olarak De-dektör Mamet Hüzün : "Ayağını kaydıran yok!.. Bakınız ayakları burada" dedi.




Konuşmasına "Sayın Mahdum-u Satırcı istifra mı etmiş? Vallahi sizden duyuyorum." diye devam eden Hüzün         "Az önce En Genel Sekreterim Rose-ten hanım söyledi. Zaten Tabibbaşı olarak başka bir arkadaşımızı atadık mış!.. İstifrasını geri almak çün müracaat ederse, atamasını yapmam. yüzüne de bakmam" buyurdular. 











İdari görevinden, yapılan baskılar neticesinde cebren ve hile ile istifra etmek mecburiyetinde kaldığını belirten Baştabib eskisi Mahdum-u Satırcı ise şöyle dedi:

İstidamı vereceğim.
Makamımı geri isteyeeğim.
Atanmam olmaz ise
Hüngür şakırt ağlayacağım vay, vay...

Mektebde ve dahi cemiyette hepi topu 181 rey alabilmiş bir adayın atanması için uğraşıp didinen, 
Sivil Toplumu, Sendikayı sessiz tutma görevini layıkıyla yerine getiren
Ankara'da Çankaya mahallesinden, Mülkiye Hukuk mektebine gitmedik yer, çalmadık kapı bırakmayan Tümleşik Rüştiye'nin sol görünümlü cenahı sürekli kan kaybediyor olması ibretle izleniyor.
Dikiş Tutmaz, Safi Öfkeyiz Genal derken, Mahdum-u Satırcı'nın da gidiyor olması NEDEN? sorusunu akla getiriyor. Mektebdeki muallimler, bu sorunun "Kim Bir Milyon Akçe İster?" müsabakasında sorulmaya değer olduğu düşüncesindeler.



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.