11 Kasım 2010 Perşembe

SIRNAŞIK Röportac- vallahi son!

Muhterem azizim,

Röportac yayını yeter demişsin. Filhakika, hakkımdaki en değerli bilgileri muhterem izleyicilerden saklamak haksızlık olur deyu, son bölümü de katibeme yazdırdım. Sonrasını sana bırakıyorum.


- En son Kültür-Sanat procelerinizden bahsetmiştik. En büyük hayalinizin "Mamedin Mektebi Kültür Sanat ve Alışveriş Merkezi" olduğunu söylemiştiniz. Peki sizin sanata karşı ilginiz nasıl? Yeterli zaman ayırabiliyor musunuz?


En çok müziğe karşı ilgim var. Türk sanat müziğine bayılıyorum. Elbette Batı klasiklerini de dinliyorum ama sanat müziğimizin yeri ayrı. Hatta bu hususuda da bir proce geliştirmiş idik. Konservatuvarımızda bir Türk Sanat musikisi departumanı açalım istedik. Filhakika, Batı sazları meraklısı, Batı hayranı münafık muallimeler bizim ileri görüşlülüğümüzü anlayamadılar. Halbuysa, DESO (Doğrusu Enerjik Senfoni Orkestrası) hep klasik Batı musikisi mi çalacak a canım? Arada sırada Türk Sanat musikisi çalsa fena mı olur? Zeki Müren mesela... Solist olabilecek değerli arkadaşlarımızda var. Bir Karabaar veyahut Makas El-Baytar çıkıp söylese, valla yıkılırsınız...



- En çok kimleri tercih ediyorsunuz?


Gençleri tabii. Ah pardon siz musikiden bahsediyorsunuz. Taaccüb ettim!..
Eskileri. Zeki Müren ve Müzeyyen Senar tutkunuyum. Pop müzikte ise favorim hep Barış Manço'ydu.

- Etkinliklere katılma fırsatı bulabiliyor musunuz?


Vallahi ben Sanat hayranı bir insanım!!! Film izlemeyi, tiyatroyu çok seviyorum. Sanatın bizim mesleğimizdeki önemi çok başka.  Yıllardır insanları kesiyorsunuz, paralarını alıyorsunuz, sayıyorsunuz. Diğer yandan, matbuattan takip ediyorsunuzdur çeşit çeşit sorunlar yaşıyorsunuz.

Koskoca mektebde zor bela % 15 oy alabilmişken atanmak için hiç utanmadan kulis yapıp, uğraşıyorsunuz. siyasetçi partili akrabalarınızı, kardeşlerinizi seferber ediyorsunuz.

Sizin kadar oy bile alamamış Tüysüz beglen yanyana fotograf çektirip, "reylerini bana devretti" deyu poz veriyorsunuz.

İhhalelere fesat karıştıran bir mali işler müdürü tayin edip, "arkadaşımıza iade-i itibarda bulunduk" deyu demeçler veriyorsunuz. İade-i itibarda bulunduğunuz adam Quarantina -1 operasyonunda tutuklanıyor. Nerdeyse iki senedir mapus!..

Hekimbaşınız Mahdum-u Satırcı Quarantina-2'de gözaltına alınıyor. Tutuksuz yargılansın deyu, hadi bir daha kulis, höküme kapısında uğraşıyorsunuz.

Tecavüzden hüküm giydiğini bile bile, küççük Mahdum-u Satırcı alelacele kılıfına uydurup terfi ettiriyorsunuz.

Benim halam mı, babamın halasının kızı mı? bir türlü bilemediğim yakınımın mirası hususunda pişmiş aşa su katılıyor.

Bu arada bir de zevceniz gizlice hamile kalıyor!...

Bir de Darü-şifanın her yanı KABLO! Bakın!

-Valhahi işiniz çok zormuş!

Zor çok zor!!! Kimseler anlamıyor.
Oysa ki ruhsal olarak rahatlamak, güç kazanmak için sarılmak gerekiyor. Her ne kadar şimdiki yoğun tempoda sarılmaya zaman ayırmak güç olsa da zaman yaratmaya çalışıyorum. Beğendiğime, fırsat bulduğumda sarılıyorum.


- İşiniz sanki katı, acımasız insanların işi gibi görünüyor.


Değil. O sıradaki amacınız başka. Ben normal hayatımda son derece sakin, duygusal bir insanım. Çok içli ve romantiğimdir. Yaşadığım olaylardan çok çabuk etkileniyorum.


- En zevk aldığınız hobiniz nedir?

Futbol maçlarını izlemek.

- Unutamadığınız filmler?

Baba I, Baba II, Kadın Kokusu ve Postacı.

- En sevdiğiniz sinema sanatçısı?



Al Pacino (Kadın Kokusuuuu)

-En sevdiğiniz yer?
Klezomenai!!!  (Urla- Halamın evi de orda)

- En büyük aşkınız?

Nabza göre şerbet vermek. Bu hususta rakip tanımam. Kime en büyük aşkım olduğunu söylesem, hemen inanır.
 
 
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder