18 Haziran 2010 Cuma

Bir Temel daha atıldı, bir atama daha yapıldı!..

Sevgili biraderim,



Maceralarımı matbuattan takip ediyorsundur. Bu aralar yine ziyadesiyle meşgulüm. Bir yandan matbuatta ismi "en fazla zikredilen de-dektör" dalında BİRİNÇ ilan edildim. Sunucu hanımın "And the Oscar goes to ..." dediği anda nefesimi tutmuş dekoltesine dalıp gitmiş idim ki, "Mamet Hüzün" demesiyle birlikte spotlar ve dahi bütün gözler bana döndü. Kardeşim ben de dalmışım, bir kahkaha koptu ki sorma gitsin!..

Gerçek Birinci olmak pek acayip bir şey imiş. Ödülümü almaya giderken çok hislendim!..











Evvel emirde, merak ettiğini söylediğin hususları açıklığa kavuşturayım:
Bizim Mahdum-u Satırcının bir istida verdiğini matbuattan duymuşsundur. Hani MAKAMIMI GERİ VERİN!
deyu ünlediği. Ayağımı kaydırdılar deyu iddia ettiği.






Bu istida verildiğinden beri gizli numaralardan aranıyorum.

Boğuk bir ses "Satırcıyı geriiii aaal!" deyu inliyor.

Yahu ihtiyacımız mı var? Hüzünlü, Hazanlı geçinip gidiyoruz!..



Milletin ödü kopuyor, "geri gelir mi?" diyerekten.



Mahdum-u Satırcı'da ulu orta konuşup duruyormuş: "Darülşifanın enformasyonunu hallettim. İş akışlarını haltettim. Kabloları kaldırdım. Tabib başı olmak benim hakkım!" diyerek.

Neyse uzatmayalım. İstidayı reddettik. İhtiyaç görülmemiştir! diyerekten.
Bu sefer de dedikodu çıkarmışlar "Bir Temel daha atıldı" deyu!..

Efendim Güya birinci TEMEL Dikiş Tutmaz imiş. Vekil-i General Sekreteriat olarak onca hizmet vermiş. Tayin sonrası Tabibler Hücresini teskin etmiş. Ashab-ı Şimalciler idareyi ele geçirdi deyu şişinmiş, Talebeler galebe çalmasın deyu emek vermiş.   Adamcağız, Mahkeme-i İdare "Yürütmeyi durdurma" kararı verince dosyaları yüklenip "Mahkeme gayet haklıdır" beyanında bulunan Hukukçu - Matbuatçı Fitnat Pancar hocanın kapısına varmış. "Efendim, bendeniz hayranınızım. Tüm yazdıklarınızı okudum, hatmettim. Biz aynı TARAFtayız. Yapmayın, etmeyin. Mahkeme için bir el verin" deyu adamın ağzından girip, burnundan çıkmış. Üst mahkemeye müracaatta büyük yararlıklar göstermiş. De-dektörlüğümün hitama ermesini engellemede büyük pay sahibisiymiş. Lâkin  atılan ilk TEMEL olmuş!


Eskiden Konseyiz, artık safi Öfkeyiz Genal ise atılan ikinci TEMEL imiş!

Esip, savuran
Konseyleri susturan
Tayine arka çıkan
Hizmette kusur etmeyen
Lâkin sözü geçmeyen TEMEL kendiliğinden atılmış!..



Bittabii ki, üçüncü TEMEL Mahdum-u Satırcı olacaktı.
Filhakika, dönen katakulliler
Makam otolarıyla gidilen yerler,
Yenilen herzeler
Mobbing-taciz suçları
İhhaleler, dosyalar
Karantina 1-2
öyle çok şey biliyor ki
üstüne bina çıkmak henüz mümkün olmadı.


 



İbocuğumu  Ense Tütünü Müdürlüğüne kaydırıkkuppak edince, Baskıcı Hüso ayazda kaldı.
 
Hüsonun dilinden anca İbo anlar!..
 
O olmayınca İbo-Hüso kafiyesi bozuldu. Dördüncü TEMEL olarak Baskıcı Hüso atıldı diyorlar!..
 
Yahu hiç olur mu? Kendisini o kadar seven var!.. En başta ben! TEMEL'in dördüncüsü SKAK olur dediler. Biz de Baskıcı Hüso zaten SKAK olur dedik.
 
SKAK: Sağlıklı Kişileri Anında Kusturur veya Sağlık Kampus Accredition Koordinatı gibi  bişey olacaktı. Tam neydi? Unutmuşum!..
 
 
 
 
Cins-i Latif personelimizin ve dahi muallimelerimizin " Hocam vallahi namusumuzun derdine düştük! " şikayetlerini iyice azaltmak çün, üçüncü ve dördüncü TEMEL'lerin ardından Makas-el Baytar kardeşimizin de Tabib-başı vekaleti görevinin hitama ermesini uygun görünce dedikoducular "Ahanda! İşte beşinci TEMEL! deyu ayağa kalkmasın mı?"
 
Yahu ne ilgisi var? Üstelik de yavrucak geldi ağladı, sızladı. Dayanamadık, Danişmend-i De-Dektör payesi verdik kendisine. TEMEL böyle mi atılır? Taaccüb ettim!
 


Bu arada hani hatırlarsın "Efendim ben yarın akşam da buradayım. Beklerim!" bey, YILDIZ (Star) matbuatındaki köşesinde  benden bahsetmiş. Sıcak ayların başlangıcının 9. gününde görülen celseden önce üstelik de. Eksik kalmasın deyu yazısını buraya yapıştırmayı arzu ettim! Mahrum kalmayasınız çün!..
 
 
Geçen gün eve giremedim (TIKLAA TIKLAAAA) kapı da açılmadı . Bahçede oturdum. Sonradan hatırladım. Yahu ben evin kilidini değiştirmedim mi? İşler yoğun tabii, yorgunluktan unutmuşum! Ziyarete gelirsen aklında bulunsun! Hanım evde yok! Nihai zevcem hanımannesine ziyarete gitti!
 
 
 
 
 
Bizim dava devam ediyor.
Bir de geçen gün matbuatta şu resmi gördüm. Sen bu hususları bilirsin aslı var mı? Deyiver hele!.. Belki hem sorunu çözer, hemi de hatunu talâk edebiliriz!..


Bu arada Tababet mektebine Dekan tayini süreci nihayete erdi!
Seçilmiş rektör yerine de-dektör tayin edilen mektebe,
bu kerre de seçilmiş Dekan yerine MÜDÜR tayin edildi.
Pek güzel oldu. Gün sayarak bekleyen rey sahibleri çok gıcık oldu!


Filhakika, bu husustaki gelişmeleri daha sonra ferah ferah nakletmek isterim. Nihayetinde YMK (Yüce Mekteb Kararı) dır. Dir!..

Herkes biraz fedakarlık yapmalı değil mi ama!..



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

4 Haziran 2010 Cuma

Orada neler oluyor?

Mektebe tayini münakaşalara sebep teşkil eden,

intihabatta muallim ve dahi muallimelerin takriben % 15'inin reyine mazhar olup tayinen de-dektörlüğü kabul eden,

intihabatta rey verenlerin nısfının (%48) reyini almasına mukabilen tayin edilmeyen Çeşm-i İstikbal-i Bin'i hatun tarafından "half-time professor" olduğundan tayini caiz değildir deyu kadıya şikayet edilen,




merhum psikiyatri hastası yakınına ‘fevk aladenin fevkinde sağlıklıdır’ deyu rapor alıp, "başkaca yaşayan akrabası yoktur deyu" beyanda bulunan,

hem-çünan vasiyette kendisini tek mirasçı olarak göstermesini sağladığı gerekçesiyle akrabalarınca suçlanıp kadıya şikayet edilen  Kesici Uzman Tabib Mamet Hüzün, bu kerre de zevcine tevdii ettiği boş ol- boş ol- boş ol  davasıyla gündeme geldi.

Dava istidasını görenler henüz kendine gelemedi.


Mülahaka hatun talâk edilir mi? (tıklayıveriniz)

Mülakaha:  Hâmile olmak.
Talâk: 1- Boşamak. Boşanmak. 2- Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. 3-Nikâhlı karısını bırakmak.

Mektebinin adını daha önce de, "İade-i itibarda bulunduk" deyu göreve getirdiği mali işler amirinin Quarantina-1 operasyonu ile tevkif edilip Şühur-u Selâse devrisinden bir yıl daha geçse de serbest bırakılamaması ile kirleten,
Şühur-u Selâse: Arabî üç aylar. Receb, Şaban ve Ramazan ayları.
 Mahdum-u Satırcı kardeşlerin küçüğünün hüküm giymesi kesinleşince, apar topar kadro yükseltilmesi yapılan,
izinli, şehir dışında, orda burda, mavi boncuk kimde? oyalamalarıyla sırra kadem basmasına fırsat sağlanan,
olay matbuata yansıyınca önce salağa yatan, işler büyüyünce "mecburiyetten" Kardeş Mahdum-u Satırcı'yı kapı önüne koyan,


Darüşşifayı yüz milyonlarca akçe borçlu hale getiren, ihhale komisyonlarından arkadaşı, bıçakdaşı, neşterdaşı, Ağabey Mahdum-u Satırcı Quarantina-2 operasyonu ile okka altına alınınca, "Sıra bana mı geliyor?" diye ödü kopan,

Quarantina-3 gelmeden önce "Havada ikmal" operasyonu ile Mahdum-u Satırcı'yı santrafor mevkiinden alıp, "stopper" mevkiine kaydırıkuppak Cemilem yapan,

Manşetlerin adamı,
Televole De-dektörü,
Magazin haberlerinin GERÇEK BİRİNCİSİ
Mamet Hüzün için neler yazdılar?

Televole mübarek (tıklayınız)





İstida değil dizi filim senaryosu mübarek! 



İstida adeta filim gibi hikaye anlatmakta:  Mamet ile muhterem davalı eşi, İsperlosta dünya evine girmişlerdir. Lâkin izdivaçtan evlatları doğmamıştır. 
İsperlos: Saray, Konak, kâşâne

Mamet Hüzün, fevkalade iyi bir ailede ortamında büyümüş, en şaane okullarda en iyi eğitimleri görmüş, görmüş geçirmiş, mesleğinde eeen üst düzeylere gelmiş bir süper adamdır. O kaddar yüce gönüllü, öylesine muhterem, nasııl mübarek bir insan evladıdır ki uzman tabib olan zevcesinin mecburiyetten hizmet çün uzak diyarlara gitmesine gönlü razı gelmediğinden, Smyrna'da  görev yapmasını sağlamak amacıyla anlaşarak evlenmeye dahi razı olmuştur.



Davalı da  tabibdir. Hatta ihtisasını Mamet Hüzün beyin yakınında ikmal etmiştir. Lâkin  bu süreçte, duygusal anlamda aralarında herhangi bir yakınlaşma ZİNHAR vuku bulmamıştır.
İzdivaç, ihtisasın ikmalinden bir yıl sonra, Mamet beyin yumuşak huylu, yumuşak kalpli, yüce gönüllü bir insan olması hasebiyle gerçekleşmiştir.
Çift arasında çok bariz şekilde fikri, sosyal, sanatsal, örf-adet ve geleneksel tavır farklılığı ilk günden itibaren izdivaca lümme vurmuştur. Hatta, damgadan önce fark edilen bu durum nedeniyle taraflar, izdivaç pek de uzun sürmeyebilir ihtimalini dikkate alaraktan, tek tek basarakdan izdivaç öncesi aralarında mal ayrımı rejimini benimsemişlerdir. İnanmazsanız deyu, Smyrna Kâtib-i Adlini şahit tayin etmişlerdir.
Lümme: 1- Nişan. Alâmet. Damga. Nokta. 2- Vesvese, kuruntu.
Kâtib-i Adl:  Noter.
 

Hikayenin pardon istidanın devamında, Bu davranış farklılığına rağmen Hüzün, zevcinin bazı üzücü, başına buyruk davranış ve eylemlerine katlanarak izdivacı sürdürmüştür. Yuvasının bozulmaması için saçını süpürge etmiş, zaman zaman çok kötü giden bu beraberliğe hoşgörü ve fedakarlıkla katlanmış, "kan kusup, kızılcık şerbeti içtim" demiştir. (Canım yaa! Ne mübarek insan! Kadrini, kıymetini bilelim!)
 

Mamet Hüzün, süreç içinde evlilik öncesi günlerini arar duruma gelmiştir.
 
Aralarındaki yaş farkına rağmen kendi yaşantısına uymayan eşinin davranışlarını ona hissettirmeden fedakarlık göstererek hoşgörü ile karşılamıştır!!!
(Muhteşem insan, Süpermen!..)
 
Hatta, aldığı evin yüzde 10’unu dahi karşılamamış olmasına rağmen Mamet Hüzün üzün, bu evin yüzde 50’sinin tapusunu eşine güvence olarak vermiştir.
 
İzdivacın reside-i hitâmı muhakkak olan çift, anlaşıp çocuk dahi yapmamışlardır.

Reside-i Hitâm: Sona ermiş, hitâm bulmuş, bitmiş.





Asabi bencil - Sakin Sencil



Bu duruma rağmen, Mamet Hüzün’den gizli, anlam dahi veremediğimiz bir şekilde gizlice hamile kalmış ve anlaşmayı bozmuş, taraflar arasında büyük sorunların çıkmasına neden olmuştur.
Davalının bu tutumu, başına buyruk tarzının bir tanesidir. Hanımın evliliğe bakışı dahi farklıdır.
Kendisi asabi, bencil, dik başlı, inatçı mizaclıdır. Oysa Mamet Hüzün, sakiiin, sencil, uysal, ensesine vur, ekmeğini al bir insandır. Dünya tatlısıdır. Öyle ki hanımının bu tavırlarına rağmen düzelir inancıyla, yapıcı davranmıştır. 
Fekak, hanımı davranışlarından hiç vazgeçmemiş, birliğin gerektirdiği paylaşım ve hoşgörü gibi duygulardan bihaber, dediğim dedik, sert ve başına buyruk tutumunu evlilik süresince günden güne arttırarak devam etmiştir. De-dektörlük devrisi zırt pırt eve gelen, nihayetinde de "Saadetime engel teşkil ediliyorsunuz. Gelmeyiniz evime. Def olunuz lütfen" cümleleriyle kapı önüne konan Karabaar, Seyyare hanım, İbo'da bu davranışlarına tanıktır. Bu da mevcut geçimsizliği, şiddetli geçimsizliğe dönüştürmüştür.
 
 
Mamet Hüzün, evlilik birliğinde, bir koca olarak üzerine düşenlerini yerine getirmiştir. Oyuncak koleksiyonunu hanımıyla paylaşmış, yalnız kalmasın deyu eve misafirleriyle gelmiş, misafirlere hizmet etmesine fırsat sağlamıştır. Heyhat, hanımı sorumsuz, ikaz ve uyarılarına ilgisiz ve zaman zaman da hakaretvari tarzda laflar sergileyerek şiddetli geçimsizliği yaratmıştır. İnanmazsanız şahitlerime sorarsınız. De mi, Karabaar?
 
İzdivacın taraflar için bir anlamı kalmamıştır. Davalıdan ayrılarak talâk zorunlu hale gelmiştir. Zaten davalı bunu fark etmiş olacak ki, evini terkederek annesinin yanına göç etmiştir. Adeta bir göçmen kuş gibisine!..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
  
Hanımın göç ettiği kayınvalide ne dedi? (Tıklayınız)
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.