30 Eylül 2010 Perşembe

Asr-ı Cedid Rapörtacı

Muhterem biladerim,

Uzun zamandır hasret kaldım sözüne... Filhakika, yazmamakta haklısın!.. Taaccüb dahi edemedim. Netekim, mektebden haberler vermeyi epeydir ihmal ettim.

Bayram tebriki için gönderdiğin güvercini aldık.  Ayağındaki notta, "matbuata rapörtac verecek vakit bol, lakin iki satır yazmıyorsun" deyu sitem etmişsin. Pek mahcub oldum. Böylesi bir notun, lezzetli bir güvercin ile gönderilmiş olması mahcubiyetimi ziyadesiyle arttırdı. Taacüb ettim!.. Halen mahcub olabiliyormuşum demek!..


Bu sitem ettiğiniz Asr-ı Cedid löportacına gelince, azizim ikinci seney-y devriye çün reklam mahiyetinde bir neşriyat ayarlamış Sadr-azamlarım Karabaş ile Alçak Timur begler... Ben de bir rapörtac verdim. Lakin, pek begenmişler. İki kısım yayınlamışlar. Yoksa, nerede bende o bol zaman azizim. Bir yandan GMHT davası (Gizli Mülahaka Hasebiyle Talâk), bir yanda gizli ilişkiler ... vakit mi kalıyor azizim?
Mülakaha: Hâmile olmak.


Talâk: 1- Boşamak. Boşanmak. 2- Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. 3-Nikâhlı karısını bırakmak.


Bizim neşriyat yasağı koyduğumuz celse nihayete erdi. Yasak nihayete erdi mi bilmiyorum. O nedenle neticeyi söyleyemiyorum. Lakin, rüzgarın benden yana olduğu bu zamanda mahkemeye gidip de kaybettiğimi gören var mı? deyu sormakla iktifa ediyorum.


Yasak sayesinde şahsi hayatımın manşet olmasından kurtulduk. Bu husuda pek mesudum. Amma, yeni bir derdim var ki, Angora yollarında şahsi olarak Aaasiistan kadrosu peşinde koşmama sebeb oluyor.
Bir güzele gönül verdim, sararıp soldum.
Gâhi uslu Gâhi deli. Dolanıp durdum, amaaan!...
Meğer bu güzel, Alçak Timurun mektebinden mezun imiş. Mektebe girmeyi çok arzu eder imiş. Tüm emeli, tek arzusu muaalime olmak imiş. Bu kadrolar benim elimde olunca tanışmak lâzım geldi. Tanışınca bana geldi. Güzel de pek genç imiş. Daha taze mezun imiş. Kendimi sürekli gençleşir buluyorum. Postadan çıkan bu resmi de gençleşmeme yoruyorum.




Matbuat lokal olduğu çün, rapörtacı okuyamamışsındır. Mühim olan cevapları özet olarak veriyorum.

-De-dektörlüğe gelişinizle başlayalım. Demokrasiye uygun muydu, 2'nci sıradan atanmanız?
- Demokrasi eşittir seçim değildir. Demokrasi bireyin hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde kullanmasına dayanır. Meclis gibi yasama yetkisi olan kurumlarda elbette demokrasinin temeli seçimdir. Ama diğer kurumların yönetimi farklıdır. Biz polisleri toplayıp emniyet genel müdürünü seçtiriyor muyuz, hayır. Postacılar müdürlerini seçiyor mu, hayır.
-Peki böyle düşünmenize rağmen neden seçime katıldınız? Üstelik, Tümleşik Rüşdiye grubunun adayı olarak çıktınız. Seçim, katılım, özgürlükler gibi söylemlerle aday oldunuz. Seçim sonrası birinci olan aday % 48 oy alınca karalama kampanyası başlattınız. Seçimde üçüncü oy alan Tüysüz beg ile yanyana fotograf çektirip, seçim sonrası reylerinizi birleştirdiğinizi açıkladınız. Birinci adayın atanmaması için YMK (Yüce Mekteb Kurumu) nezdinde, Çukurcuma'da, Yüksek Rakımlı Tepe'de kulis yaptınız. Sağdan-soldan yandaşlarınızı, miras sözkonusu iken unutmuş olduğunuz karındaşlarınızı gönderip "onu atama, beni ata!" diye kulislere koşturdunuz.


BU SORUYU SORMADI ŞÜKÜR!


- Aldığınız tepkiler, meslektaşlarınızla ilişkilerinizi nasıl etkiledi?
- De-dektör olana kadar öğrencileri tarafından çok sevilen bir hocayım... Nazik davranan, meslektaş haklarına önem veren bir insanım. Ama de-dektörlüğe atanınca, 'Allah Allah' dedim, bu kadar iyi bilinen, beğenilen bir insanken, birdenbire tepki yağmuruna tutulunca afalladım.


2003 yılında bir gazetede "Kral Yetkili Rektörlere Son" başlıklı bir yazınız yayınlanmış. Bu yazıda diyorsunuz ki " ... seçim, gerçekten seçim gibi olmalıdır. Yani üniversitede rektör seçimi yapılıyorsa, üniversitenin iradesi buraya yansımalıdır. Yılların seçim aldatmacasından artık vazgeçilmelidir. En yüksek oy alan veya ikinci turda seçimi önde bitiren kişi Cumhurbaşkanı'nca rektör olarak atanmalıdır. Aynı şekilde dekanlar da fakültelerdeki seçim sonuçlarına göre belirlenmelidir." Beş yılda görüşleriniz epey değişmiş olmalı. Dekan atamalarında da seçim sonuçlarına uymadığınız biliniyor. Tepkilerin nedeni bu değişim olabilir mi?

NEYSE Kİ BU SORUYU DA SORMADILAR!

- Hep davalarla gündeme getirildiniz? Ceza aldınız mı hiç?

-35 yıllık memuriyet hayatımda hiçbir suçtan yargılanmadım ve ceza almadım. Yine bu süre boyunca hiçbir kişisel soruşturma geçirmedim, geçirmiyorum.

- İhale yolsuzluklarıyla ilgili bir soruşturma geçirdiniz mi?

-Benimle ilgili hiçbir soruşturma yok. Karantina operasyonu yapılmıştı geçmişte. Döner sermaye müdürü tutuklu, bir başhekim ise tutuksuz yargılanıyor ihale yolsuzluğuyla ilgili. Bu olay benim tamamen dışımda. Ayrıca süren bir davada kimseyi suçlu ilan etmek de doğru değil.

- Bu davalar ve eleştiriler sizi insani yönden nasıl etkiliyor?

Elbette strese sokuyor, kırıyor... Yapacağınız projeleri düşünmek yerine davalarla, temelsiz suçlamalarla geçen zamanı telafi etmek için daha çok mesai harcıyorsunuz, yorgun düşüyorsunuz... Ama yine de bir dayanma gücü kalıyor.


-Başhekim doğrudan size bağlı olduğuna göre, kendinizi bu kadar kolayca nasıl dışarıya alabiliyorsunuz? 

Çünkü asıl huzur kaçıran şey vicdani sorumluluktur ve benim vicdanım yok.




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Simonlar - Haliç, vs.

Muhterem dostum,


Mahallemizde yeni bir parşömen dağıtılmakta imiş. Esas itibariyle avcılık atıcılık kitabesi zahar. Zaten yazarı da AVCI imiş.

Bilirsin benim okçulukta, atıcılıkta pek gözüm yoktur. Lakin yaman avcıyımdır da hani... İstediğim avları tam gözünden vururum! Düşmanlarım çatlasın...



Bu avcılık kitabından mor sümbül gurubunda da bahsedilmekte imiş. Tebaanız sizi de bilgili sansın. İsterseniz bir göz atın deyu getirdiler.

Aman o da nesi! Tuğla desem değil, adeta mermer lahit mübarek!
Özetini getirin yahu dedim! Özetini çıkarın, Karabaar okusun, sonra bana anlatsın!

Karabaar yine izinliymiş! Ne bitmedi tükenmedi izni! Ben de izinliyim, yani izinde mi okuyacağım bu koca levhayı!

Okuyan birilerine sordum:
Meğer kitap kötü kokulara alışanlar, bir de simonlaşanlar gibi şeylerden bahsediyormuş! Taaccüb ettim!

Yahu bu koku meselesinden ben daha bir kaç hafta evvel bahsettim! (TIKLA BAK!)



Filhakika, sana bu asr-ı cedid rapörtajını bilahare tafsilatlı olarak aktarırım. Muhteşem bir löportacc olduğundan iki kısımda tekmili birden neşredildi!

Orada da demiş idim: 2'nci sıradan de-dektörlüğe atanmamı hazmedemediler!

Kırmızı menekşede diyorlarmış ki, kimilerinin burnu hassastır. Kötü kokulara tahammül edemezler. Yahu biz de bliyoruz koku algısı kişiye göre değişir!




Durmadan konuşup, yazıp çizip duruyorlar!

HABIS'e noolmuş?

Bankanın verdiği kimlikli kartlar neden değişiyormuş?

İhale şeffaflığı ne olmuş?

Kooperatife ne olmuş?
...

Yahu kardeşim!

Eski yönetim her akçalı işi bilgisayara, oradan da bankalara bağlamış. Bir tuşa basıyorsun bütün hesaplar ... CIIIRT ortada...

Bir tuşa basıyorsun... CIIIRT ihale sonuçları, teklifler ortada...

Bir tuşa basıyorsun... CIIIRT ne alınmış? kaça alınmış? kime alınmış? ne zaman alınmış? nereye gitmiş? kime zimmetli? ORTADA...

Deli gömleği gibi yahu... Koopere çalışmayı engelliyor bu kadar otomasyon! NE YANİ her şey CIIIRT olursa, idareciler ne yapacak?

Bu kadar CIIRT fazla dedik!  Artık TIRT sistemini başlattık!

HABİS ne mi oldu? Cevap : TIRT!

Kimlik Kartları: TIRT!

Döner Sermaye: TIRT! TIRT!

İhaleler: TIRT! TIRT! TIRT!

TIRT: Total Income R..... Transfer System

Ne bu kardeşim, nerede yaşıyoruz?



De-dektör olarak söylüyorum işte! KOKU - MOKU YOK!


Bir de bu kitapta Simonlar varmış! Simon tarifi için kitabı okumak lazımmış. Daha kolayı yok mu deyu sorunca, bir başka SIMON oykusunden bahsettiler. Baka baka okunuyor. Hızlıca biter dediler.

Aslında o da tuğla galınlığında bir kitab imiş. Ama şimdi izindeyken de kitab okunmaz ki!
Hikayeyi hızlıca anlattırdım. Olay aydınlandı. Bu lacivert karanfil gurubunun anlamadığı şey dönüşüm!
İndi, bu gurupta her şeyin esası DEĞİŞİMDİR diyenler yok mu? Var!
"Hayat DEĞİŞİMden ibarettir" diyenler. "Tababet görevi, insanın da hayatın da özünün DEĞİŞİM olduğunu bize çok iyi gösteriyor" diyen meslekdaş hekimler yok mu? Çok!

Eee, DEĞİŞİMİ anlıyorsunuz da, DÖNÜŞÜMÜ neden anlamıyorsunuz?

Tamam, dönüşüm sancılı bir süreç olabilir...

Filhakika, dönüştükten sonra dünyayı çoook farklı görmeye başlarsınız! Aaa, taaccüb ettim!




Dönüşümünü tamamlamış eski-yeni arkadaşlarınıza kızmayınız. Onlar, kokuyu algılamıyorlar. Onlar yeni Simonlar...! Reca ederim!

Onlar her daim hayatta kalanlar!
Güce tapanlar!
Yaşamak için sizin ürettiklerinize muhtaç olanlar!
Alıp, satanlar!
Havadan değer katanlar!
Cebe atanlar!
Yan gelip yatanlar!
Çene çalanlar!
Her daim muhalefet yapanlar!
Onlar...hep vardılar, hep de olacaklar...




Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.