27 Ekim 2009 Salı

Taaccüb ve İgtiyaz ettim!

Aziz ve Muhterem kardeşim Turgut,

Ahîr mektubunda eskisi kadder yazmıyorum deyu sitemkar olmuşsun. Haklısın biraderim. Yazmayı hayli ihmal ettik. Lakin, Başbaşın emri üzere tütün mamullerinden caymak pek müşgül oluyor. Tütün çektim deyu önce sakalı kaptırdık. Olmadı!
Sonra bıyıklar da gitti! O da olmadı! Daha neler gitti tahayyül et! Taaccüb edersin!
Amma yine olmuyor azizim!
İnanırmısın yahu, tütün gözümde tütüyor!..
Ahîr: En son, sonraki.



Zâten son vakitlerde ziyadesiyle arâm-rüba gördük. Duymayan kalmadı, sen dahi duymuşsundur. Bizim iade-i itibar ederek göreve tekrar getirdiğimiz dönerci Zenbilli Ali Efendiyi Quarantina-1 namlı operation dahilinde aldılar. Pek sevdiler ki bunca zamandır bırakmadılar. Yahu tam altı ay oldu neredeyse. Tevkif edildiği zamanlar Dikiş Tutmaz gitdikten bir ay kadar sonraydı. Gitti Zembilli, geri gelmedi.
Arâm-rüba: Sıkıntı veren, istirahatı bozan, rahatı kaçıran.
Zenbilli Ali Efendi : Asıl adı Alâaddin Ali Cemâl Çelebi

Hadi bunu anladım. Daha bitmedi ki! Çok mesud olduğum bir günün devrisinde, henüz Başbaşım'la başbaşa geçirdiğimiz o mutlu vakitlerin hülyası içindeyken, kendisine takdim ettiğimiz bir dosya vasıtasıyla Klozemanai ve bundan maada Quarantina ceziresini taleb etmiş, tapusunun üzerime geçmesi hülyalarına dalmışken olana bitene kim inanır? Vallaha ancak, YABAN İnanır!..
Cezire: Ada. Dört tarafı su ile çevrilmiş toprak parçası.




Nazire yapar gibi bir Quarantina-2 namlı operation dahilinde Hekimbaşımızı Cuma namazını dahi ifa edemeden Zembilli Ali efendi hususunda tevkif etmeye kalkmasınlar mı?
Çağırttım sordum:
Yahu Karabaar beg, ne olacak bu işin sonu?
Bize doğru mu geliyor, bu operation'ın yolu?
Bilemedi, bilemedik...




Yahu dedim. Bu hekimbaşımız Paramanyak mı olmuş? Tepemize çıktı!.. Tutturmuş İh-ha-le, ih-ha-le...

Adam başka laf etmiyor yahu. Bir de kooperatifçilik mevzuu var tabii. Hepisi topusu o.

Endişe-i İstikbal içindeyim. Bu adam Darüşşifayı batırdığı gibi, bizleri de batıracak deyu korkuyorum. Dikiş Tutmaz ilen Mahdumu Satırcı ve dahi şürekası arasındaki ihtilâfta ters köşede mi kaldık acaba? Dikiş Tutmaz'ın buyurduğu şirket daha mı iyi olurdu? Diyeceğim amma, Mahdumu Satırcı'nın dediği gibi, bu adamların iktidarla arası iyi. Onları seçmeyip de kimi seçeceksin?

Diyeceksin ki, yahu sana ne temizlikten? Ben uğraşıyormuyum böyle temizlik işleriyle. Bu işleri hanımına bırakacaksın. Değil mi, Karabaar?
Baksana şu özel kesim, temsil-i kurum urbamın etiketine!..


Oysa her şey ne güzel gidiyordu. Tebaam benim de-dektör olmama dahi alışıyordu. Zaten insanoğlu her şeye alışır. Buna da alışırlar dememiş miydi yüce Başbaş'larımız? Ne güzel buyurmuşlar. Bu tütün mes'elesiyle her yana resimlerimi astırarak, beni gördüklerinde sırtını dönüp gidenlerin sayısını mühim miktarda azalttım.
Gerçi, işçiler resimlerin üzerindeki lüab-âludu nasıl temizleyeceğiz. Islak bezle silsek, resim bozuluyor. Kuru bez kullansak, her yana dağılıyor dediler.Amma zaten basımda adedi fazla tutmuş idik. Demadem değiştiriyoruz.
Lüab-âlud: Salya, tükrük karışık.
Demadem: Zaman zaman. An be an. Sık sık. Her vakit.

Bid'at-üz tasavvurumuz mektebin her yerine şu levhaları dikmek. Böylece, ecnebi dil bilgisi olan tebaamın sevgili muallimleri benimle karşılaştıkalrında nasıl bie eda takınacaklarını, başmuallimliğim devam ederse ne yapacaklarını biliyor olacaklar. Durmak yok, uçmaya devam!
Bid'at-üz tasavvur: Son arzu


Mektubum nihayete erer iken senden bir de istirhamım olacak.

Geçtiğimiz günlerde Mekteb-i Hendesenin başmuallimi, Hullan-ı Tüysüz beg bir davet göndermiş. Mektebin İhtibak departumanının bir güşad töreni tertib edilmekteymiş. Acaba ben de gönül indirip gelirmiymişim?
Tabii gelirim dedim. Gelmez miyim? Koskoca mektebi ben temsil etmez miyim?
Hullan: (Halil. C.) Sâdık dostlar, arkadaşlar.
İhtibak: Kumaş ve bez dokuma.
Güşad: Açılış

Gittim de azizim. Ama ne göreyim, Hullan beg ve zevcesi, muhterem eski de-dektörümüz Feth-i İdmanyurdu beg ve zevcesi çok azize ve muhterem, ex-executive de-dektör En-gemen hanımefendi ile birlikteler.
Yahu ben kaldım mı hem sap, hemi de saman? Zevcesi ex-executive de-dektör hanımefendi olunca kimseler bana yüz vermiyor! Aman da Hullan'ım deyu varub gittiğimiz zat-ı muhterem de İdmanyurdu'nu çevrelemiş mi? Feth-i İdmanyurdu beg sanki saltanat onun elinde imişçesine rahat!.. Taaccüb ettim!

Bir de bir şey güşad edildi. Şey, İhtibak departumanı laboratorisi. Ne olduğu pek mühim değil. Mühim olanı şu: Kurdelayı da bana değil de, Mersin İdmanyurdu'na kestirmesinler mi? İgtiyaz ettim!.. Çok!.. Küçükken de böyle igtiyaz ettiğim olur imiş. Rahmetli validem bahsederdi.
İgtiyaz: Gazaba gelme, kızma, öfkelenme.

Senden istirhamım, söyle o Tüğsüz ve de İdmanyurdu ekibine, çok igtiyaz ettim! Ettim!



Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

23 Ekim 2009 Cuma

İyi tatiller






























Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

13 Ekim 2009 Salı

Kim kimdir?

Geçtiğimiz günlerde aşağıdaki fotograflar yayın kurulumuza ulaşmıştır. Çeşitli mekanlarda çekilen, farklı kişilere ait fotograflar matbuat ustamız tarafından dizgiye hazırlanırken karışmıştır.

Yayın kurulu olarak, büyük bir yanlışlığa mahal vermemek amacıyla fotograflarıdaki isimleri çıkarmaya karar verdik.

Bilin bakalım kim kimdir?

Yanıtlarınızı e-mektub aracılığıyla gönderebilirsiniz. Posta güverciniyle yapılan gönderilerde güvercinler iade edilmeyecek, yayın kurulu tarafından afiyetle yenecektir (Hekim raporu ile ihtiyaç kanıtlanırsa, telek tüyleri iade edilebilir).

Güvercinlerine kıyamayanlar ise, aşağıda bulunan YORUM bölümüne tıklayıp, cavaplarını bildirebilirler. Yorum yazmak için hüviyet cüzdanı istenmemektedir. Yorumunuzun sadece yayın kurulu tarafından değerlendirilmesini, amma velakin yayımlanmamasını arzu buyurursanız, yazdığınız cümlelerin sonuna litfen şu rumuzu ilave ediniz: UYUYORUM !

Doğru cevap verenler arasında yapılacak çekiliş sonucu şanslı üç talihliye, güvercin budu ikram edilecektir. Güvercin bizzat Ümmühan barik-bin tarafından kızartılacak, yine Ümmühan barik-bin tarafından yapılmış tane tane safranlı pilav üzerinde sunulucaktır. İlk üçe girip, "Yok vallahi rejimdeyim.", "Et yemiyorum, but yemiyorum" gibi gerekçe gösteren Bayan okurlarımıza kuaförde Ümmühan barik-bin modeli saç yaptırılacaktır. Yanıtlarınızı gecikmeden veriniz!


Ümmühan barik-bin  saç modeli (2009)
Dikkat: - Saç görünümü kullanılan enstrümana bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
              - Enstrüman kuaföre gelirken getirilmelidir.
              - Trafige kapalı alanda gerçekleştirilmiştir. Evde denemeyiniz.

İŞTE FOTOGRAFLAR




de-dektor tanımam. Kral benim!


hekimbaşını destekliyoruz












üst idare olarak biz de destekliyoz!












kalsaydım kuyruğu kaptırmış olacaktım!















hiç haberim yok!
















herkesin gözü benim üzerimde!












Bıyıkları da kestik. Saçımı da boyatsam mı?

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

9 Ekim 2009 Cuma

Dünya Yumurta günü


10 Ekim 2009 Dünya Yumurta Günü

Türkiye'de ilk kez kutlanıyor.

Türkiye'de bu yıl ilk kez, 10 Ekim Cuma günü tüm dünya ile aynı anda ‘Yumurta Günü’ kutlanacak. Amaç, insanların dikkatlerini yumurtaya çekmek!
Sizler de etrafınızdaki yumurtalara dikkat ediniz!




YUMURTA GÜNÜ İÇİN KİM SÖYLEDİ? NE SÖYLEDİ?


İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer.
Dört yanlış şunlardır:
1- Nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık);
2- öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık),
3- yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet),
4- özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (taraflı olmak).

Beş doğru ise şunlardır:
1- müsrif olmadan eliaçık olmak;
2- gocunmadan çalışmak;
3- haris olmadan istek duymak;
4- mağrur olmadan rahat davranmak;
5- ürkütücü olmadan saygın olmak.


                                                                                                     Konfüçyüs - 孔夫子
 
 
 




The fig tree are useless for making a roller.
May be use only to cover the bare-legged by the fig leaves. These are even no leaves!

                                                                                               Kızılderili Ata sözü
Yani neymiş : İncir ağacından oklava ... olmaz imiş!
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
Ben söylemiştim diyorum anlamıyorsunuz. Ama, hakketten söylemiştim.
 
Hakketten Çeşm-i İstikbal-Bini  Hatun
 
 
 
 
 
 
 
 
Eski çamlar bardak oldu.
 
Karabaar'ın Akkı (New Village Institutes)
Kocakafa K. (New Village Institutes)
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
İftiraya uğradım.
 
Mahdum-u Satırcı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Muhalefetin görevi, muhalefet etmektir.
Dikiş tutmaz
 
Yayın Kurulu notu: Bu söz Churchill'e aittir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Başbaşım beni nasıl seviyor. Quaratina'yı istiyoruz yüce ve muhterem efendim deyu dosya takdim ettim kendilerine, devrisi gün iki tane birden gönderdiler : Quarantina -2.
Teveccühünüz efendim. Bütün açılışlarımıza bekleriz.
Hüzünlü Mamediniz
 

 
Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

8 Ekim 2009 Perşembe

Çizgi yazıdan güçlü!


Bilmeyenler için not:
Söz konusu açıklama İzmir-Türkiye-Dünya'da (Mars'ı geç sağda veya solda görürsün, dönüp duruyor, fırıl fırıl bir gezegen) bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi'nin 2009-2010 akademik yılının açılışında yapılmıştır.

Böylece, bir mizah dergisine ikinci kez kapak olmayı başarmış olan idarecileri gönülden kutlar, başarılarının devamını dileriz.

Siz şimdi önceki kapak neydi diye merak edersiniz:
 

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

5 Ekim 2009 Pazartesi

What did they say? - Ne buyurdular?

First of we asked the people how did find the QUARATINE movie.




Taaccüb ettim! Taaccüb ettim!

İh- Ha - Le neticeleriyle Mahdum-u Satırcı'nın ne alakası var efendim? Na-behencar edalar, ibn-i dehaliz ve dahi amârit insanlar ile nasıl olur da ismi bir arada anılabilir? Sorduk soruşturduk. Aynen Mayıs ayındaki vakada olduğu gibi, bilgisine başvurmak çün davet etmişler. Yolda yorulmasın deyu, atlı araba ve dahi arabacı, canı sıkılmasın deyu yanına tebdil-i kıyafetli zabitan, bir an önce gidebilsin yollarda oyalanmasınlar deyu da üniformalı zabitan vermişler. Hazır gitmişken biraz dinlensin deyu, bir kaç gece misafir etmişler.
Na-behencar: Usulsüz, kuralsız, yolsuz, kaidesiz.

İbn-i Dehaliz: Hırsız.
Amârit: Hırsız.

Daha önceleri de defaatle ifade ettiğim üzre, "Birleşik Devletlerde benim ve benim gibilerin atanmasıyla tamamlanan bütün seçim ve atama süreçlerinin; hukuka ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini bütün gerçek Amerikalılar çok iyi bilmektedir!"
http://mametgunluk.blogspot.com/2008/12/nemli-bir-haber-iin-gnlk-yaynna-ksa-bir.html


Bu bir ara karardır, değerli New Jerseyliler. Netekim, ara karar nedir sevgili Amerikalılar, yasal süreçte sadece bir aşamadır. Aşamadır sevgili Kuzey ve Güney Dakotalı hemşehrilerilerim! Hukukun olumlu ya da olumsuz vereceği karar bizi çok ırgalamayacağını dünkü açıklamamda da belirtmiştim sayın New Hampshirelılar. Devam edecek olan kavgamız hakkında açıklamalar yapmam doğru olmayacaktır, sayın Connecticutlular. Ancak, canımdan çok sevdiğim aziz Birleşik Devletler vatandaşlarına tekrar hitap etmem gereği doğmuştur, sevgili Georgialılar!
http://mametgunluk.blogspot.com/2008/12/aklamalar-ardarda-gelmeye-devam-ediyor.html

Son kertede ayyar insanlardan oluşan idari kadromuzun bu tür takiplerde yakayı ele vermelerinin pek mümkün olmadığını belirterek sözlerime son veriyorum değerli dünyalılar!
Ayyar : 1- Zeki, kurnaz. 2- Hırsız. Hileci, dolandırıcı, hilebaz, dessas.

President Bush (Now and forever)
Mamet Hüzün (Başmuaallim, de-dektör, kesici tabib, Zırt-time mütehassisi, Taaccüb eksperi,...)








Ayrıldığımda çok şaşıran ve şaşırmayanlara,
Kazanılmış bir mevzii terkediliyor diyerek üzüntü duyanlara,
Ünlü düşünür, filozof Michel Foucoult sarkacını örnek olarak vermiştim.
Anlaşılır olsun diye de soranlara kısa açıklamalarda bulunmuş, sorana uygun gerekçeler belirtmiştim.
Blogda gerekçelerden oluşan bir derleme de yayınlandı.
http://mametgunluk.blogspot.com/2009/04/manga-dunyann-sonuna-dogmusum-gunlukte.html


Bu konuda Kargatulumba Bilimsel Eserler Sempozyum Kongresinde ayrıntılılı bir sunum da yaptım.
Sözün özü: yine yırttım!
Dikiş Tutmaz (Efsanevi General Secretariat, Kesici Tabib, Ashab-ı şimalci görünüm uzmanı, Nifak tohumları ekme eksperi,...)






Yayın Kurulu notu: Yayın etiği gereğince ifade aynen yayınlanmıştır. Ancak, okuyucular için yanlış algılama olmasın düşüncesiyle aşağıdaki kısa açıklamalar gerekli görülmüştür.
Fransız düşünür Michel Foucoult Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden etkilenmiş, modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni güç ilişkileri üstüne çalışmış önemli bir toplum bilimcidir. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalışmalarıyla bilinir. Ancak, sarkacı yoktur!
Foucault Sarkacı, adını bir başka Fransız olan fizikçi Léon Foucault'dan almaktadır. İlk defa deneysel olarak Dünya'nın kendi ekseni çevresinde döndüğünü kanıtlayan sarkaç düzeneğidir.


İh-ha-le mi? O da ne?
Ben de mi sorumluyum?
De-dektör de sorumlu mu?
Olayları takip ediyoruz biz.
Değil mi Rose-ten hanım?

MaralCan




Son söz yerine video. Bu tür rahatsızlıklar bulaşıcı olabilir. Dar-üş şifa hekimlerimiz  sizler için aşağıdaki videoyu hazırlamışlar. Amaç, virüs veya bakteri gibi gözle görülmeyen, aynı havayı paylaşmak veya temas sonucu bulaşabilecek rahatsızlıklardan korunmaktır.  İyi seyirler.


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

2 Ekim 2009 Cuma

Breaking News

Local reported noticed that the surgeon general of Mamet's highschool in Smyrna of pre-Ottoman Empire had been taken into custody. The reason of the detention has not declared yet by the local investors.

Mamet is the well - known names wherfore the relatives of the Bush family. The secret relationship between Mamet and the Bush family had been revealed by local investors in Smyrna about sixth months ago.

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/03/mametin-amerikada-bulunan-akrabalar.html

In May 2009 the local reporter of Smyrna has declared the another detention. The accountant:

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/05/pamfilya-yorgunuyum-ben-neyin-kurbanym.html

And also gives us a hint as the article of

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/05/organize-isler-acep-kimi-sisler.html

Watch the blog!


Meali:
Mamet'in mektebinin Hekimbaşı gözaltına alınmış. Gözaltı nedeni henüz açıklanmamamıştır.

Mamet ismi, Bush ismiyle birlikte anılmaya başladığından beri ABD'de iyi bilinmektedir. Bu gizli ilişki konusunda ilk açıklamalar yerel muhabirlerimiz tarafından altı ay kadar önce yapılmıştır.

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/03/mametin-amerikada-bulunan-akrabalar.html

Mayıs 2009'da bir başka gözaltı olayı rapor edilmiştir:

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/05/pamfilya-yorgunuyum-ben-neyin-kurbanym.html

Bu gözaltı olayına ilişkin ipuçları da aynı tarihlerde muhabirlerimizce verilmiştir.

http://mametgunluk.blogspot.com/2009/05/organize-isler-acep-kimi-sisler.html

Hatta kalıp, bizi izlemeye devam ediniz!

Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

Devr-i tedrisad Kelâm- ı Küşât - 2

Muhterem Başbaşım, değerli uzaylılar,

Mektebimizin adını kimi zaman rakamla, kimi zaman yazıyla yazabildiğimizi biliyorsunuz. Sizlere, muhterem atalarımızın "eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözlerini hatırlatmak isterim.

Yine bir yüce büyüğümüzün pek büyyük bir isabetle ifade ettiği gibi, "de-dektörlük makamı yan gelip yatma yeri değildir".

Hattı zatında, yine buyurmuşlardır ki "yüksek mektebe gelip okuyup adam olabilirsiniz, ve fakat her yüksek mekteb mezunu muhakkak iş bulacak deyu bir mevzuu da yoktur. Böyle bir şey yoktur."

Bizler bu ifadelerden feyz almış bir idare olarak, arı gibi çalışmaya devam etmekteyiz.


Tedrisad, her daim hayati ehemmiyet arz eden bir hadisedir. Öyle olmasa idi, azası olmak için bunca gayretkeş tutum içerisinde olduğumuz Evropa'da yapılan Örövizyon müsabakasına Hadise gönderilirmiydi hiç? Ne hoş bir sunum, o ne güzellik değil mi sayın Başbaşım.

İşte bizim de izleyeceğimiz yol bellidir. Hadise gibi, pardon tedrisad gibi mühim bir hususda, arzu etsek de, etmesekde top gibi yuvarlaklaşan bir âlem-i fâni içinde "ben de topum" diyebilmek, memleketimizin sahibi olduğu genç nüfusun muhterem Başbaşımızın pek de güzel ifade buyurduğu gibi "en az üç çocuk" sahibi olarak çoğaltılması, imkânlarımızın bu doğrultuda seferber edilmesi ile mümkündür.

Muhterem Başbaşım, memleketimizde sizin devr-i iktidarınız sırasında bu gibi hususlara ne büyük önem verdiğiniz, ilim yayma cemiyetlerine, fıkıh okullarına ne büyük vakit ayırdığınız pek az bilinmektedir. Müsadenizi istirham ederek, içinde bulunduğumuz sene içinde, İlim ve Fenniyat Yüksek İstişare Cemiyeti toplantısına katılarak, bizahiti oraya da başkanlık ettiğinizi cümle aleme bu kürsüden haykırmak isterim. Olur mu sevgili Başbaşım?

İlim ve Fenniyat sahalarında uzman olabilmek için, önce ilim sahibi olmak gerekmektedir. Zaten bütünleşmeyi ihtirasla arzuladığımız gavuristan elleri de, benzer bir hedef koyarak "seneye yerkürenin en yüksek ilim iktisadiyesi haline gelmek" arzularını açık etmişlerdir.

Değerli Hemşinliler, bu hedefe varmak çün AR-GE yapmak gerekmektedir. Yani ARakla, Götür, Endişe etme. Bunun için en önemli kaynağın, yüksek mektebler ve Darüş Şifalar olduğu ortadadır. Bu vesileyle, dikkatinizi çekmek istiyorum: memleketimizde bu kaynaklar fevkalade azdır. Devletin elinde azıcık 94 adet, yüksek mekteb bulunmaktadır. Birazcık da vak'ıf mektebleri vardır. Kibris adasini ilhak etsek oradan da biraz olur amma toplasan yüz 50yi bulmaz yani. Demek ki, bizim yapmak istediğimiz gibi mektebleri ikiye bölmek pek uygun olur muş!..


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.

1 Ekim 2009 Perşembe

Devr-i tedrisad Kelâm- ı Küşât

Yaşı benden gillicik, makamı yüce ve dahi Muhterem Başbaşım,

Kabine azası Muhterem Nâzırun,

Muhterem Meclis-i Mebusan,

Vülât-ı Muhterem,

Kûtval-ı Muhterem,

Muhterem YMK - Yüce Mekteb Kurumu reisi,

Muhterem Teşkilat-ı Muhakeme Mensubları,

Muhterem De-dektörler,

Muhterem Saylonlular,

Pek Muhterem Uranüs, Neptün, Plüton, Merkür ve tabii ki VENUS halkı (güzel bacaklılar),

Muhterem Vatandaşlarım,

Canımdan çok sevdiğim Tümleşik Cephe mensubları,






Güce tapanlar, gözü yükseklerde olanlar,

Babamın çiftliğinin ve dahi Mamedin mektebinin Devr-i tedrisad Küşât törenine hoşgeldiniz...


Vülât: Vâli
Kûtval : Belediye reisi




Yüce ve muhterem Başbaşım, Değerli Marslılar,
Öncelikle böyle bir mektebe de-dektör olmamı sağlayan Başbaş'ıma huzurunuzda bir kerre daha biat etmek, bu şerefi bana verdiği için teşekkür etmek istiyorum. Beni kadıya şikayet ederek, Kocabaşbaş'ımızı da kadıya şikayet etmiş olan, Hakkatten çeşm-i istikbali bini hatunun istida dilekçesinin karara bağlanmasını türlü manevralarla engelleyen, böylece mekteb de-dektörlüğünde bir yılı doldurma mutluluğu yaşamama vesile olan Kocabaşbaş'ımıza da teşekkürü unutmuyorum. VE gibi bir bağlaçla cümleye başlama basiretsizliği göstersemde, imlayı bir tarafa bırakarak Devr-i tedrisad için aramıza yeni katılan talebelerimize ve onların kız ve erkek arkadaşlarına 'Hoşgeldiniz' diyor, yeni talebelerle birlikte adedleri kırk8 1000 beş 100 otuz9'a ulaşan tüm talebelerimize, onların kız arkadaşlarına, 3bin muallim elemanı, iki 1000'de idare lambası olmak üzere, toplam 7 bin mekteb mensubu adına, Behbud ve muvakfakkiyet dolu bir tedrisad dönemi niyaz ederim.

Muhterem Başbaşım, Değerli Marslı kardeşlerim,

Gezegenimiz belalarla dolu seneler geçiriyor. Tüm küre-i arz, history boyunca görülmüş en felaket iktisadi tengnalardan birini, elbirliği ederek aşmaya çalışıyor.
Tengna: Dar yer, geçit, boğaz

Neyse ki, teğet geçti, geçiyor, azıcık sürtündü edebiyatıyla günü geçiriyoruz. Bütün bu musibetlere ilave olarak, Smyrna kentine ve dahi mektebe bizleri musallat edenler, ve dahi bu duruma destek verenler sayesinde, bu gün burada barış içinde, pür neş'e, yeni bir tedrisad dönemine başlamak üzre bir araya geldik.  Bu günleri görmemizi sağlayanlara şükranlarımızı sunuyoruz, hep birlikte değil mi sevgili omurgasız "çağdaş" demokratlar, liboşlar ve dahi mangalda kül bırakmayan Ashab-ı şimalciler!

Gönül isterdi ki hiçbir sorun olmasın... Ne de-dektörlüğüme muhalifler, ne Başbaşımı sevmeyenler, ne kadıya şikayetler, ne gereksiz ihaleler, ne kanunlar, yasalar, ne kızların benden gayri erkek arkadaşları!.. Ama maalesef imkanlar kısıtlı. Kimimiz ülke idaresinde, kimimiz mekteb idaresinde, kimimiz ali, kimimiz veli... Amma hepimiz beraberiz. İdareciler hep aynı türdeniz! Hepimiz kendi payımıza düşen sıkıntılara göğüs germekteyiz. Tabii ki bunlar çözümsüz değildir. Her birimiz, problemlerin çözümü çün, idarecilerimize biat etmeli, idarecilerimizle birlikte çaba göstermeliyiz. Aksi takdirde, gelsin tahkikatlar, zabıtalar, sürgünler deyup burnunuzdan fitil fitil getiriririz değil mi muhalifler!..

Muhterem Başbaşım, değerli uzaylılar,
mektebimizin adını kimi zaman rakamla, kimi zaman yazıyla yazabildiğimizi biliyorsunuz. Sizlere, muhterem atalarımızın "eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözlerini hatırlatmak isterim.


Günlükte adı geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği sadece tesadüften ibarettir.