Oh neyse benim aleyhimde değil imiş nümayiş... Megerimse şahsımın half time olmasını tel'in etmiyorlarmış. Boşa tevehhüm ve dahi tese'sü' eylemişim. Lâkin tevahhuş halim halen geçmiş değil. Taaccüb eyledim!
Tevehhüm: Evhamlanmak.
Tese'sü': Korkmak.
Tevahhuş: 1- Korkmak. Ürkmek. Kaçmak. 2- Hâli, tenhâ ve ıssız olmak.
Muhterem biraderim Turgut,
Ziyadesiyle fasıla verdik namelerimize. Lâkin, son demlerde fevkalâde yorucu günler devşiriyorum. Malum son zamanlarda Matbuatla âdetin fevkinde teşrik-i mesai içindeyiz. Gün geçmiyor ki, mekteb hakkında bir havadis çıkmasın! Müstesna bir şahsiyetim vesselam!
Son havadislerin tafsilatını yine matbuattan kıraat eylemişsindir. Tababet-i Adliye müracaatımızı red edmiş! Taaccüb ettim! Yani her ruh sağlığı, akli dengesi bozuk tasarruf ehliyetiniz haiz olmaz mı? Ben vatandaş olarak olmaz demiş idim. Uzman olarak ne diyeceğimi bilememiş idim.
Tababet-i Adliye Cemmiyyeti ise tasarruf ehliyeti yoktur demiş. Peki uzman olarak mı demiş? Vatandaş olarak mı demiş? Tam olarak ne demiş? Terekemin hepsi mi gitmiş? Bu kadar parasız bırakılır mı aslan gibi bir, bir, bir uzman değil vatandaş? Bırakılmaz diyorum. Vatandaş olarak değil, de-dektör olarak söylüyorum!
Yüce Başbaş'ım, bakın sizi davet ettiğimizde müşgül durumumuzdan bahsederek, Klozemenai'yi taleb etmiş idik. Bakın, benim payımı elimden aldılar. Hepiciği benim derken, terekemi yetmiş iki pare etmişler. Bana hepi topu iki pare vermişler! A Başbaşım, sizden istirham ediyorum, Elif-Kaf Fırkası reisi olarak değil, Başbaş olarak bir emir verin bu zulüm bitsin! Sizin de pek güzel buyurduğunuz gibi, bu hukukçular Ciğerlerimize kadar bize kan ağlatıyorlar kan. Bunu yapmaya hakları yok.
Ne yani, şimdi Tababet-i Adliye Cemmiyyeti "huzursuz ruhların tasarruf ehliyeti yoktur" buyurdu deyu, ben bunca yolu birlikte yürüdüğüm Hümayun-u Tümleşik Rüşdiye'deki arkadaşlarımın bir kısmından uzak mı duracağım? Bazı Danişmend-i De-dektörleri görevden mi azledeceğim? Vallahi çok taaccüb ettim!
Mektebde mühim, mühim toplantılar tertib ediyorum! Mektebin taa içine icraa ettiğimiz amellerden bahsediyorum. Tebaam mekteblerimde beni bekliyor. Hasretle! Özlemle bekliyorlar! Adeta beni seviyorlar!
Devrisi iktidardan devraldığımız işlerle iftihar ediyorum. Sizlere tomar tomar para dağıttık. Bu paralarla kimbilir neler aldınız. Har vurup harman savurmayın, mal mülk sahibi olun deyu öğütlerde bulunuyorum.
Diyorum ki, Biz bir Hayırsever bulduk mu değerlendiriyoruz. Bundan rahatsız olanlar var. Bu da doğaldır tabii. Benim bu mevkiide bulunmamdan rahatsız olanlar da var. Fekak, ben seçilmediğim çün atanarak geldim. BenTeaterialıyım. Ailem de oralı. Yani öyle zannediyorum.
Hayırseverler sayesinde, yüksek yüksek tepelere makam binaları yaptırtacağız. Punto'daki binayı da "gelsin paralar" Berây-ı Ticâret Teşekkülâtı haline getireceğiz.
Berây-ı Ticâret: Ticâret için. Ticâret maksadı ile.
Tababet mektebimizin maarif-i umumiye amellerine nezaret etmek üzere, intihabatı yapmıyor olmama pek bozuluyorlar. Sigara odasına uğradıkça kulağıma çalınıyor söyledikleri. Muhalif lakırdılar işte. Yahu, bu maarif işleri pek mühim. Müdahale etmek şart oldu. Merkezden aldığım haberlere göre, bizim Tababet mez'unları TUS (Topumuz Uzman Sayılırız) sınavlarında ikincilik derecesi elde etmişler. Bu netice "TDT (Tababeti Dahilde Tedris) usulü kötüdür!" yaygaraları sonrasında tezahür etmiş. Filhakika, bu maarif-e bizzat ve yahutda duayiyen bir müderris vasitasıyla derhal müdahale gerektirmekte! Bu mes'leyi hasarsız atlatacağız hayırlısıyla.
Hayırseverler sayesinde, yüksek yüksek tepelere makam binaları yaptırtacağız. Punto'daki binayı da "gelsin paralar" Berây-ı Ticâret Teşekkülâtı haline getireceğiz.
Berây-ı Ticâret: Ticâret için. Ticâret maksadı ile.
Tababet mektebimizin maarif-i umumiye amellerine nezaret etmek üzere, intihabatı yapmıyor olmama pek bozuluyorlar. Sigara odasına uğradıkça kulağıma çalınıyor söyledikleri. Muhalif lakırdılar işte. Yahu, bu maarif işleri pek mühim. Müdahale etmek şart oldu. Merkezden aldığım haberlere göre, bizim Tababet mez'unları TUS (Topumuz Uzman Sayılırız) sınavlarında ikincilik derecesi elde etmişler. Bu netice "TDT (Tababeti Dahilde Tedris) usulü kötüdür!" yaygaraları sonrasında tezahür etmiş. Filhakika, bu maarif-e bizzat ve yahutda duayiyen bir müderris vasitasıyla derhal müdahale gerektirmekte! Bu mes'leyi hasarsız atlatacağız hayırlısıyla.
Zaten mektebde gezip tozup "yalan-yanlış bilgilendirme" toplantılarına devam ediyorum. Orada zikrediyorum: "İntihabat muhakkak yapılacak", "Beni yanlış anlatıyorlar", "Para buldum!", "Sizlere para dağıttım!", "Zaten borcumuz pek fazla değil!". Susuyorlar.
Hepi topu 60 trilyoncuk borcumuz var. Ama, 18 trilyon alacağımız var. İsmi lazım değil rakibemin döneminden devredilen 14 trilyon nakit ve 40 trilyon faturayı da hesaba katarsanız zararımız ayda 10 trilyon akçe! 10 trilyon dediğiniz nedir ki. Tabib başımız 10 tirilyonu bir ayda öderiz diyor. Hamdolsun yönetimimiz sayesinde kriz mektebimizi teğet geçmiştir!
dediğimde ise, peşin parayı gören köftehorlar gülmeye başlıyor. Beni pek seviyorlar!
Diyorum ki: Ben çok demokratım. Seçilerek gelmedim. Zaten kim seçer beni? Mektebde kimseye borcum yok! Yani yok sayılır. Olanı da peyder pey ödüyorum. Çok sadığımdır. Yani borcuma. Muhaliflerim beni neden sevmiyor anlamıyorum. Çok demokratım ben. Her yere resimlerimi asmak istiyorum. Beni sevmeyenlere taaccüb ediyorum!
Bir de zâhiri kâinat çünde bir taklidim tezahür eylemiş. Güya benim hatıratımı yazıyormuş. Daha evvel bahsetmişler, hatta göstermişler idi. Lâkin, bir sürü garip isimler zikredilmiş kimden bahsediliyor pek anlamak mümkün değil idi. Fekak, matbuatın diline düşmüş. Neşretmişler. Bir de kılavuz eklemişler "kim kimdir" deyu. Yahu dedim. Hani vak'a vak'aya benzer, insan insana. Yıllarca önce olmuş bitmiş vakıadan bahsediliyor. Yok dediler. Bu hususda da müşteki olalım. Yine ne müşterisi olacağız derken durum anlaşıldı. Müdde-i umumiye şikayette bulunacakmışız. Bu hususda muhtelif toplantılar yapıp, itham ederek ittihamdan kurtulacakmışız. Hiç aklıma gelmezdi! Taaccüb ettim!
zâhiri kâinat: zâhiri evren
zâhiri: sanal
Müşteki: Şikayetçi
Müdde-i umumi: Savcı
İtham: Kabahatli görmek. Suç isnad etmek. Töhmetlendirmek. Kabahatli görünmek. Töhmetli olmak.
Hepi topu 60 trilyoncuk borcumuz var. Ama, 18 trilyon alacağımız var. İsmi lazım değil rakibemin döneminden devredilen 14 trilyon nakit ve 40 trilyon faturayı da hesaba katarsanız zararımız ayda 10 trilyon akçe! 10 trilyon dediğiniz nedir ki. Tabib başımız 10 tirilyonu bir ayda öderiz diyor. Hamdolsun yönetimimiz sayesinde kriz mektebimizi teğet geçmiştir!
dediğimde ise, peşin parayı gören köftehorlar gülmeye başlıyor. Beni pek seviyorlar!
Diyorum ki: Ben çok demokratım. Seçilerek gelmedim. Zaten kim seçer beni? Mektebde kimseye borcum yok! Yani yok sayılır. Olanı da peyder pey ödüyorum. Çok sadığımdır. Yani borcuma. Muhaliflerim beni neden sevmiyor anlamıyorum. Çok demokratım ben. Her yere resimlerimi asmak istiyorum. Beni sevmeyenlere taaccüb ediyorum!
Bir de zâhiri kâinat çünde bir taklidim tezahür eylemiş. Güya benim hatıratımı yazıyormuş. Daha evvel bahsetmişler, hatta göstermişler idi. Lâkin, bir sürü garip isimler zikredilmiş kimden bahsediliyor pek anlamak mümkün değil idi. Fekak, matbuatın diline düşmüş. Neşretmişler. Bir de kılavuz eklemişler "kim kimdir" deyu. Yahu dedim. Hani vak'a vak'aya benzer, insan insana. Yıllarca önce olmuş bitmiş vakıadan bahsediliyor. Yok dediler. Bu hususda da müşteki olalım. Yine ne müşterisi olacağız derken durum anlaşıldı. Müdde-i umumiye şikayette bulunacakmışız. Bu hususda muhtelif toplantılar yapıp, itham ederek ittihamdan kurtulacakmışız. Hiç aklıma gelmezdi! Taaccüb ettim!
zâhiri kâinat: zâhiri evren
zâhiri: sanal
Müşteki: Şikayetçi
Müdde-i umumi: Savcı
İtham: Kabahatli görmek. Suç isnad etmek. Töhmetlendirmek. Kabahatli görünmek. Töhmetli olmak.
İttiham: Suç altında bulunmak. Suçlamak. Töhmet altında olmak. Suçlandırmak.
Topladım muhtelif neşriyatı etrafıma: Dedim ki: Müştekiyiz! Müdde-i umumiye müracaat ettik! Beni çekemeyenler konuşuyor.
Atalarımız demiş ki:
"Mirasyedi amcaları suçlarlar!"
"Heybe yiyen merkebi tuşlarlar!"







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder